Bu haber kez okundu.

Mısır'da ABD'vari demokrasi!
ABD'nin Ortadoğu'da İsrail'in ardından en fazla askeri desteği sağladığı Mısır'da geçtiğimiz hafta seçimler yapıldı. Ama tam manasıyla evlere şenlik bir seçim... ABD'de olduğu bu ülkedeki seçimlerde 'demokrasi'nin d'si yoktu! Milliyet'ten Taha Akyol, Türkiye örneğiyle karşılaştırarak Mısır'daki 'sahte seçimleri' irdeliyor ~|~ Mısır tarihinde "çok adaylı ilk seçimler" 2005 yılının eylül ayında yapıldı ve Mübarek, 24 yıllık seçimsiz iktidarını bu seçimlerle 6 yıl daha uzattı.
Böyle olacağı belliydi; The Economist'in dediği gibi:
"Eğer piramitlerin uçması mümkün olsaydı, Mısır'ın diktarörü de 24 yıldır sahip olduğu firavunca iktidarı bu seçimlerde kaybederdi! Eğer en küçük bir yenilgi riski olsaydı, Mübarek çok adaylı seçimlere izin vermezdi!.."
Güçlü rakiplerin, mesela Müslüman Kardeşler'in seçimlere girmesi yasaklanmıştı. Siyasi muhalefet öteden beri zaten yasaktı ve mesela liberal Ayman Nur, fikrini anlatacak ve örgütlenecek zamana sahip olmamıştı... "Seçim Kurulu" da oy sayımı da baştan 'ayarlanmıştı'.
Ya Türkiye'deki
seçimler
Türkiye'de seçimli demokrasinin köklerini merhum Prof. Bülent Tanör Tanzimat'ın kurduğu mahalli "Muhassıl Meclisleri"ne kadar götürür. Sonra 1876'da Birinci Meşrutiyet, Meclis?i Mebusan... Daha etkilisi, 1908'de İkinci Meşrutiyet...
Mebusan Meclisi'nin devamı olarak 23 Nisan 1920'de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi...
Hepsi dönemin şartlarında "çok adaylı" seçimlerdi. Bu tarihi miras öyle bir meşruiyet kültürü yaratmıştır ki, Sakarya Savaşı'nın sıkıntılı günlerinde huysuzlanan Meclis'i kapatma düşüncesine, orduda bile İsmet ve Karabekir gibi paşalar karşı çıkıyor:
? Mücadelemiz meşruluğunu milleti temsil eden Meclis'ten alıyor.
O günkü Meclis bugünkü Meclis'ten bile daha "çok fikirli"dir.
Kurtuluş Savaşı'nı seçilmiş Meclis'le yapmış başka bir ülke dünyada yoktur. Tek Parti devri 'inkılapçı bir parantez'dir. Ama, Reşid Sevig'ler, Recep Peker'ler "İnkılap Dersleri"ni verirken, İsmet Paşa 1930'larda bile İngiliz demokrasisi hakkında kitaplar okuyordu. Terakkiperver Fırka, Serbest Fırka zaten demokrasi diyordu.
Bizde Tek Parti'nin en koyu zamanında bile daima "demokrasi"yi konuşanlar, araştıranlar, isteyenler oldu.
Ve "Milli Şef" İnönü, 1939 başında İstanbul Üniversitesi'ni ziyaret ettiğinde demokrasi işareti verdi... Sonrası malum...
Demokrasi Türkiye'ye İnönü'nün lütfu değildi. İnönü'nün büyüklüğü, dünyanın ve Türkiye'nin iç dinamiklerinin demokrasiyi gerektirdiğini görmesi ve kendisini "Şef" kültünden sıyırmak gibi müthiş bir "ego" sınavını da başarmasıdır.
Bizde demokrasiye başlamak için toplumsal zemin de uygundu. Gerçekten, Türkiye'nin iç dinamikleri 20. yüzyılın başından itibaren, biri 'devletçi', diğeri 'liberal' tonlar taşıyan iki kanat çıkarmış, radikaller daima marjinal kalmıştır.
Ya Arap ülkeleri?
Arap ülkelerinin tarihinde ise Kanunname'ler, Tanzimat'lar, Meşrutiyet'ler, Kurtuluş Savaşlarını yapan seçilmiş meclisler olmadığı gibi, demokrasiyi taşıyacak sivil orta sınıf da çok güçlü değildir. Bu durumda Arap toplumlarının ne ölçüde "ılımlı iki kanat" çıkaracağını bilmiyoruz.
Yine de en şanslı Arap ülkelerinden biri Mısır'dır. Arap dünyasının doğal lideri olan Mısır'ın bu "ilk adımı" elbette bir dönüm noktasıdır, arkası gelecektir. Öyle bir çağdayız ki, Ortadoğu'nun da geleceği demokrasidedir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100