Bu haber kez okundu.

Misyonerlik çalışmaları Türkiye’de destek buldu
YENİ MESAJ / ESKİŞEHİR
Yeni Mesaj gazetesinin düzenlemiş olduğu “İslam Dünyasını Kuşatan Fitneler ve Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt” konulu panel serisi yurdumuzun dört bir köşesinde aralıksız devam ediyor. Eskişehir kent merkezinde daha önce düzenlenen panel şimdide Alpu ilçesinin Bozan Mahallesinde yapıldı. Panele Bozan halkı yoğun ilgi gösterdi.
Oturum başkanı Hüseyin Turhan, paneli izlemeye gelenleri selamladıktan sonra, Ehl-i Beyt’i gerçek manada insanlara tanıttığı için bu büyük hizmetinden dolayı Prof. Dr. Haydar Baş’a teşekkür etti.   
Eskişehir Anadolu Üniversitesi akademisyenlerinden İktisatçı Doç. Dr. Rıdvan Kozak da, Milli Ekonomi Modelinin öneminden bahsederek Rusya’da uygulanan bu mükemmel sistemin artık ülkemizde de uygulanma vaktinin geldiğini ifade edip Prof. Dr. Haydar Baş Beye sahip çıkılmasını istedi. 
Ehl-i Beyt’e Selam olsun O’nun yolundan gidenlere selam olsun diye sözlerine başlayan Öğretmen İbrahim Gülbay ise Ehl-i Beyt açılımı ile bizlere bilmediklerimizi öğreten muhterem hocamız Prof. Dr. Haydar Baş Beye minnet ve şükran borçlarının olduğunun altını çizerek Bozan’lara olan selamını kendisine ait olan bir dörtlükle dile getirdi.
Bir dönem Bozan’da Belediye Başkanlığı ve İl Genel Meclisi Üyeliği de yapan Hüseyin Kurtuluş, paneli düzenleyenlere teşekkür ederek Prof. Dr. Haydar Baş Beyi yakından takip ettiğini ve Rusya Parlamentosundaki o tarihi konuşmayı çok beğendiğini söyledi.

Ruslara ‘Ne mutlu Türküm diyene’ dedirten lider

Panelin ilk konuşmasını gazeteci yazar Av. Fahri Gürgenburan yaptı. Milli Ekonomi Modeli (MEM)’nin sahibinin Müslüman Türk olan Prof. Dr. Haydar Baş Bey olduğunu oysa diğer ekonomilerin birçok papazlara ait olduğunu anlattı. Şu ana kadar uygulanan modellerin insanlığın yaradılış gayesine muhalif bir çerçevede olduğu için insana fayda bir yana zarar verdiğini tüm insanlığın kurtuluşunun ise MEM’le olacağını izah etti. Konuşmasında MEM’in diğer ekonomilerle temel farklarını izah ettikten sonra bu tezin Rusya’dan Brezilya’ya kadar 150’ye yakın ülkede değişik maddeleriyle uygulandığını söyledi. Ülkemizde Türküm diyemeyenlerin olduğu bir dönemde kendisinin de şahit olduğu 27 Şubat 2013 tarihli Rusya’nın Duma Meclisinde milletvekillerine “Ne Mutlu Türküm Diyene” dedirten bir liderin arkasından gittiklerini sözlerine ekledi.

Mezhep imamlarının tamamı Ehl-i Beyt’le beraberdi 

Araştırmacı yazar Mehmet Garaçoğlu ise birlik beraberliğin ve de kurtuluşun Ehl-i Beyt’te olduğunu söyledi. Bunun böyle olduğunu Allah ve Resulü böyle istediği için olduğunu ayet ve hadislerle izah etti. Mezhep imamlarının tamamının Ehl-i Beyt’le beraber olduğunu İmam Şafi’nin Şura suresi 23. ayeti mucibince bunun farz olduğunu söylediğini belirtti. Bütün tasavvufi yolların İmam Ali ve Ehl-i Beyt’ten beslendiğinden bahsetti. Kur’an-ı Kerim’de Alevi ya da Sünniliğin geçmediği bunun yanı sıra Yüce Kitabımızda Ehl-i Beyt kavramının sıkça yer aldığından bahsetti. Yine, imametin, velayetin ve hilafetin sahibinin İmam Ali olduğunu Gadir-i Hum hadisi ve Maide suresi 67. ayeti ile izah etti. Konuşmasının son bölümünde Sayın Garaçoğlu, Nakşibendilik tarikatının diğer tarikatlardan farklı olan durumlarından bahisle İslam’ın özüyle bağdaşmadığını daha çok gayrimüslim yapıya benzediğini belirtti. Nakşiliğin haddizatında İngiliz eliyle Ehl-i Beyt’e karşı olarak kurulmuş bir akım olduğunu ve tarih boyunca öne çıkan İmam Rabbani diye bilinen Faruk Sirhindi’nin, Bahaddin Nakşibendi’nin, Halidi Bağdadi’nin hayatlarında hep Ehl-i Beyt’e düşmanlık ve zulüm yaptıklarını hatta öldürülmelerine öncülük ettiklerini kaynaklarıyla birlikte anlattı.

AKP, ‘dinlerarası diyalogun’ uygulayıcılığını üstlendi

Panelin son konuşmasını gazetemizin imtiyaz sahibi gazeteci yazar Bilal Karamus yaptı. Ülkemiz üzerinde oynanan iç ve dış oyunları somut verilerle anlatan Bilal Karamus, Devletin, Vatanın ve Milletin ayrılmaz bir bütün olduğunun altını çizerek Bozanlıların her türlü tehlikelere karşı uyanık olmasını istedi. Her nehrin (Sakarya, Kızılırmak, Fırat, Dicle) kendi ismiyle denizlere ve okyanuslara ulaştığını ancak buraya ulaşınca artık kendi ismiyle anılmadığını, katıldığı o denizin ve ummanın ismini aldığını söyleyen Bilal Karamus, Bunun gibi Türk milletinin de bu şekilde oluştuğunu söyledi. Laz’ı, Türk’ü, Kürt’ü, Çerkez’i, Tatar’ı, Boşnak’ı hepsi sonuçta umman ve deniz gibi olan Türk milletini meydana getirdiğini izah etti. 
Konuşmasının devamında dinlerarası diyaloğun aslında misyonerlik demek olduğundan bahseden Karamus, ülkemizde misyonerlik çalışmalarına bazı cemaatlerin destek verdiğini ve AKP’nin de bu projenin uygulayıcı unsuru olduğunu müdellel örnekleriyle anlattı.
 AKP’nin icraatlarından sonra Türk milletinin içine düştüğü tehlikelerden bahisle bu durumun hala devam ettiğini belirten Karamus, gündemi meşgul eden Ak Saray’ın açılışında dahi devlet yönetimini hiçe sayarcasına davranıldığını kanun ve yönetmeliklere aykırı bir şekilde Papa’nın çağrıldığını izah etti. 
Panel sonrası sorularımızı cevaplayan Bozan halkı, çok memnun olduklarını belirterek, bu tarz programların sıkça yapılması gerektiğini belirterek, Ehl-i Beyt’i ve onları kâmil anlamda anlatan Prof. Dr. Haydar Baş’ı gündem edecek programlar için üzerlerine düşecek görevleri yapmaya söz vererek panelistlere ayrı ayrı teşekkür ettiler.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100