Bu haber kez okundu.

?Mozaik' kavramı kimin ürünü?
En çok duyduğumuz siyasal nitelendirmelerden birisi de Türkiye'nin mozaik olduğudur. Biraz okumuş yazmış insanımız 1990'ların ortasından itibaren 'Türkiye bir mozaiktir' lafını çok kullanır oldu. Oysa bu tarafsız, bilimsel bir gerçeği dile getiren bir tespit değildir. Aksine, Sovyet İstihbarat Servisi KGB'nin Soğuk Savaş sırasında Türkiye'ye karşı ürettiği psikolojik savaş unsurudur.
Amaç, parçalı toplum imajını beyinlerde oluşturmaktır. Amaç, Türkiye'nin bir unsurun/çimentonun bir arada tuttuğu mozaiklerden oluşan bir toplum olduğu düşüncesinin kafalara kazmaktır. 1970'lerde ortaya atılan bu tez 1990'ların başından itibaren ne yazık ki yarı okumuşlarımız arasında rağbet görmeye başlamıştır. Bir de bununla övünerek, 'bu Türkiye'nin zenginliğidir' diyenler ortaya çıkmıştır. Bu hesapla çok zengin olan eski SSCB, eski Yugoslavya ve eski Çekoslavakya zengin oldukları için parçalanmış olsalar gerek. Kişi başına düşen gelirin 25 bin dolar olduğu Belçika herhalde zenginlikten parçalanıyor olsa gerek.
Sosyolojinin bir alt branşı olan etnik sosyoloji açısından Türkiye'ye mozaik demek mümkün değildir. Çünkü mozaik ülke/toplum olabilmek için etnik grupların %45'inin farklı etnik gruplardan veya dinlerden olması kaçınılmazdır. Sadece %45 oranında farklı etnik grupların varlığı bile mozaik topluma işaret etmeyebilir. Etnik bir sorun yaşamayan toplumlarda mozaik toplum kavramını kullanmak zordur.
Türkiye'deki etnik dağılım
Gazi Üniversitesi'nden Prof.Dr. Mehmet Şahingöz'ün P.A. Andrews'in merkezi ABD'de olan 'Ethnologue Data from Languages of the World' adlı kuruluşta hazırladığı çalışmasına dayanarak ve diğer çalışmalarla destekleyerek geliştirdiği raporu bu konuda fikir berraklığı sağlamaktadır.
Araştırmaya göre Türkiye'de etnik dağılım, % 86.21 Türk (60.347.000 kişi), % 8.36 Kürt (5.852.000), % 0.53 Zaza (371.000), %2.14 Çerkez, (buradan kasıt bütün Kafkas göçmen kökenlilerdir) (1.520.000), %1.63 Arap (1.141.000), %0.02 Laz (14.000) ve diğerleri ise %1 yani (700.000)'dir.
1930'da bütün dünyada Kürtlerin 1 milyon olduğunu tespit eden M. Fany, o günkü Türkiye toplam nüfusu içinde Kürtlerin % 6.6 oranında olduklarını belirtmiştir. 1965 nüfus sayımında nüfusun %7.2'si ana dilini Kürtçe olarak vermiştir. Güneydoğu Anadolu bölgesinde gerçekleşen fazla nüfus artışı sonucunda bugün bu oran % 8.36'ya çıkmıştır.
PKK'yı destekleyen yazıları ile tanınan Hollandalı araştırmacı M.M. Van Bruinessen dünyada toplam Kürt sayısını 15?16 milyon olarak vermekte, bunların 7?8 milyonunun Türkiye'de olduğunu ileri sürmektedir. 1995 Fisher Almanach ise Türkiye'de Kürt nüfusunu 6.2 milyon olarak vermiştir.
1965 nüfus sayımında Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da yaşayan 9.903.000 insandan ancak 2.766.000'i ana dilini Kürtçe olarak tanımlamıştır. %72'lik bir bölüm anadilini Türkçe olarak vermiştir. Hala Diyarbakır'ın ilçeleri ile birlikte nüfusunun %40?45'i Türkmen'dir. Keza, diğerleri, Kalaçlar, Kikiler, Türkanlar ve Karakeçililer gibi anadilini Kürtçe olarak veren birçok aşiret de Türkmen aşiretleridir.
Konda'nın İstanbul'da yaptığı bir araştırmada ana?baba tarafından Kürt olduğunu ifade edenlerin oranı %7.6'dır. (İstanbul dünyanın en büyük Kürt şehridir diyenlere ithaf olunur) Akraba ilişkileri dahil edildiğinde bu oran %13.1'e yükselmektedir. Ancak sadece İstanbul'da yaşayanların %4'ü kendisini Kürt olarak tanımlamıştır.
Bu makalenin yazarı Göktürklerin doğrudan devamı olduğu tartışmasız olan Zazalar bir yana bırakılır ise Kürtlerin, sadece Türkiye değil, bütün Ortadoğu Kürtlerinin, Kazaklar, Kirgızlar, Türkmenler gibi Türklüğünün ayrılmaz bir parçası olduğuna inanmaktadır. Bunun aksini söyleyenler var mıdır? Tabii vardır. Hem de hiç de az değil. Ancak çok daha fazla Kürt soydaşımız bu ülke için çarpıştılar, öldüler, çarpışmaya devam ediyorlar. Bu satırları onların arasından beni davet ettikleri Erçiş'ten, Van'dan ve Hakkari/Çukurca'dan yolluyorum. Sınırdan 'Ne Mutlu Türküm Diyene.'
~|~
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100