Bu haber kez okundu.

Muhatap bulamayan İsrail değil Filistin
İsrail'in Gazze'de giriştiği operasyona karşı Avrupa'da sesini tek çıkaran İsviçre oldu. AB, İsrail'den mi çekiniyor bilinmez ama şunu anlamalı ki, müzakere için muhatap bulamayan Filistinliler, Olmert hükümeti değil ~|~

Sağ olsun İsviçreliler. İsrail'in Gazze'de yaptıklarını kınamaya bir tek onlar cesaret etti. Bunun toplu cezalandırma olduğunu, orantı ilkelerini ihlal ettiğini, İsrail'in sivilleri korumak için gereken önlemleri almadığını söylediler. AB'nin susmasıysa utanç verici.
Filistinliler iki asker öldürüp birini esir aldı; cevap olarak enerji santralları havaya uçuruluyor, kanalizasyon ve su sistemleri durma noktasına geliyor, köprüler yıkılıyor, patlamalar çocukları ağlatıyor, dahası bunlar açık cezaevi denebilecek bir ortamda, işgal altındaki aç bir halka yapılıyor. AB'nin yanıtı mı? Yarım ağızla 'kaygılarını' belirtiyor ve 'itidal' çağrısı yapıyor.

Dünya Kupası çılgınlığı mı, yoksa herkes tatile mi çıktı? Avrupalı liderler İsrailli köşe yazarı Gideon Levi'nin cesaretinin onda birini bile gösteremez mi? Levi Haaretz'te "75 bin kişinin elektriğini kesmek, 20 bin kişiye evinizi terk edin demek, şehirlerini hayalet şehre çevirmek meşru değil. Ne de bir parlamentonun dörtte birini kaçırmak. Bunları
yapan bir devletin terör örgütünden farkı yok" diyor. Salı günü milletvekillerinin önünde iki saat konuşan Tony Blair ise klasik suya sabuna dokunmaz tavrından öteye gitmedi:
"O durum hakkında şunu öğrendim: Taraflardan birini kınamak yardımcı olmuyor."
Avrupa'nın İsrail?Filistin çatışmasındaki iktidarsızlığı eski bir sorun. Hastalık Hamas'ın seçim zaferinden sonra ağırlaşmıştı. Bu olayın İsrail'i, tüm devletlerin Filistin yönetimiyle ilişkilerini, Arap dünyasındaki siyasi İslam'ın geleceğini ve Batı'nın imajını etkileyeceği belliydi. Kısacası diplomasi kullanılarak düşünme molası verilmesi, acele sonuçlara varmadan önce durumun iyice değerlendirilmesi şarttı. İsrail nasıl olsa Başkan Mahmud Abbas'la müzakereyi reddettiğinden, aciliyet yoktu.

ETA, IRA ve Tamiller'le görüşülmüştü
Gelgelelim AB apar topar ABD ve İsrail'in tarafına geçerek Hamas'a ya değişmesini ya da cezaya katlanmasını bildirdi. ABD, AB, Rusya
ve BM'nin oluşturduğu dörtlü grup, ABD'nin diğer ülkeleri hizaya sokmak için kullandığı araç halini aldı. Dörtlünün Hamas'tan istedikleri, İsrail'in talepleriyle bire bir örtüşüyordu. Bazı Avrupalı diplomatlar hem yardımı hem de Filistinlilerle teması kesme kararındaki hatayı anladı. Fransa'nın geçen ay Gazze'ye yardımı yeniden başlatmak için yol bulma girişimi, hatasını kabul ettiğinin ilk göstergesiydi.
Hamas'la teması reddetmek de hataydı, zira Hamas bir yıldan uzun süredir tek taraflı ateşkes uyguluyor. Hamas'ın terör örgütü olarak tanımlanması engel görülmemeliydi, zira yönetimler geçmişte IRA, Tamil Kaplanları veya ETA'yla görüştü. Yine de, sağ olsun İsviçre. AB üyesi olmadıklarından, teması devam ettirip diğer Avrupalılar için aracı görevi görüyorlar.

Filistin'e varolma hakkı hâlâ verilmedi
Kriz nasıl biterse bitsin, Avrupa'nın ABD ve İsrail'i destekleyen işe yaramaz politikasından vazgeçme vakti geldi. Olmert hükümeti sadece Hamas'ı değil, Mahmud Abbas'ı da yıkmaya çalışıyor. Eski Başbakan Ariel Şaron gibi o da Filistinlileri ezmek istiyor. Tek istediği hükmetme. Amaç Filistinlileri açlıktan ölmemek için Mısır'a veya Ürdün'e göç ettirmek mi, Gazze'yi cezaevi olarak tutmak mı bilmiyoruz, ama İsrail'in BM kararlarıyla dalga geçtiği kesin.

AB, Filistinlilerin barış için muhatabının bulunmadığını kabul etmeli. Bir muhatapları ancak, İsrail Filistin'in işleyiş hakkını kabul ederse olacak. İsrail'in Filistin'in varolma hakkını tanıdığı açıklamaları, Olmert Yahudi yerleşimlerini ve duvarı genişletirken bir şey ifade etmiyor. İşleyiş hakkı olmayınca varolma hakkının da içi boşalıyor.
Olmert ve İşçi Partisi, İsrail'in son ciddi barış formülünü, yani eski başbakan Ehud Barak'ın beş yıl önce sunduğu önerileri gözden geçirmeli. Filistin bunu o zaman kabul etmemişti zira günün koşulları uygun değildi. Bu öneriler şimdi kabul edilebilir. Kadima daha aşağısını dayatırsa, İsrail çatışmayı bitirmek istediğini söylemesin.

Son olarak, İsrail şiddete, özellikle de Filistinli liderleri öldürmeye son vermeli. Bir yıl içinde bu saldırılarda öldürülen sivillerin sayısı bile, Hamas'ın ateşkes ilan etmesinden bu yana öldürülen İsraillilerin sayısını fersah fersah aşıyor. Rakamlar, İsrail'in tahriklere 'cevap verdiği' iddiasını desteklemiyor. Filistinlilerin geçen hafta askeri kontrol noktasına düzenlediği saldırıya, İsrail tam bir katliamla cevap verdi.
Kimileri Olmert'i kınarsa AB'nin İsrail üzerindeki etkisini kaybedeceğini düşünüyor. Şaron ve Olmert iktidara geldiğinden beri, AB ne elde etti ki? Hükümetler asıl etkilerini, ahlaken açık ve siyaseten kararlı olduklarında gösterir. Muhatap da sadece İsrail değil. Avrupa'nın doğru adımı atmasını dünya bekliyor. İsrail'in dinleyip dinlemeyeceği Avrupa'nın ne yapacağını etkilememeli.

Jonathan Steele/ The Guardian/ Radikal
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100