16 Temmuz 2005 Cumartesi 00:00
161 Okunma
Müslümanlar hedefte
Londra emniyeti, olası bir terör saldırısı durumunda cemaatler arası gerginliklere karşı da plan yapmak için aylar boyunca bir araya gelmişti. Bu tür gerginliklerin sivil hayata en az teröristlerin bombaları
kadar zarar verebileceğinin farkındaydılar çünkü. İslam ve terörizm kelimelerinin tehlikeli biçimde ilişkilendirilmesinden özellikle endişeleniyorlardı.
Nitekim Londra Emniyet Müdür Yardımcısı Brian Paddick, perşembe günkü patlamalardan birkaç saat sonraki ilk basın toplantısında şöyle dedi: "İslam ve terörist kelimeleri birbiriyle uyuşmuyor. Bu eylemler, benim anladığım İslam inancına tümüyle karşı." Britanya'nın eski dışişleri bakanı Robin Cook'un dün yazdığı gibi: "Sırp kuvvetlerinin eski komutanı general Mladiç Hıristiyanlığı ne kadar temsil ediyorsa, Usame bin Ladin de İslam'ı o kadar temsil ediyor."
Britanyalı Müslümanlar da, perşembe günkü din ayrımı gözetmeyen saldırılarda ağır yaralar aldı, muhtemelen can kayıpları verdi. Kurtarma operasyonlarında da hemşire, sağlık görevlisi ve doktor olarak kritik rollerdeydiler.
Buna rağmen bugün sonuçları yayımlanan kamuoyu yoklamasında genç Müslümanların çoğunun, yasalara uygun yaşamalarına rağmen bu haftaki olaylar yüzünden haksız yere suçlanmaktan korktuğu görülüyor. Bu kaygılar Britanya'nın dört bir yanındaki Müslüman din adamları tarafından da dile getirildi.
Müslümanlar tehdit ediliyor
Kaygılanmakta haklılar. Perşembe günkü olaylar üzerine Britanya Müslüman Konseyi'ne 30 bin nefret dolu e?posta gönderildi, en sonunda konseyin internet sitesi çöktü. Sadece 8 Temmuz'da öğleden sonra polis kayıtlarına 70 ırkçı olay geçti; olaylar Londra'daki Finsbury Park Camisi'nin parmaklıklarını takırdatmaktan, Leeds ve Kent camilerinde şüpheli yangınlara kadar uzanıyordu.
Britanya Ulusal Partisi fırsatın üzerine atlayarak, saldırılardan istifade etmeye çalıştı. ABD'deki 11 Eylül olaylarının hemen ardından 'düşük seviyede' bir sindirme dalgası çıkmış, ırkçılar bu olaylardan kuvvet alarak yerel cemaatlerde Müslümanlara karşı hoşgörüsüzlük ve önyargılarını göstermişti. Şimdi aynı olayların tekrarlanmasından korkuluyor.
11 Eylül saldırılarının hemen ardından yapılan bir kamuoyu yoklamasında sadece sekiz Britanyalıdan birinin Müslümanları eskisine göre daha az sevdiği ortaya çıkmıştı. Bunun altı katı, yani yüzde 82'si, son bir ay içinde hislerinin değişmediğini söylemiş, yüzde 3'ü de onları artık 'daha fazla' sevdiğini ifade etmişti. Ayrıca Britanya halkının yaklaşık dörtte üçü İslam'ın kutsal bir savaş emrettiğini kabul etmemiş, sadece bazı fanatiklerinin olduğunu kabul etmişti. Dün de ülkenin dört bir yanında son derece etkileyici dinlerarası toplantılar düzenlendi ve yerel dini liderler birbirlerinin inançlarına saygılarını sundu. Doğrusunu söylemek gerekirse Britanya polisi de örnek bir davranış sergileyerek hem camileri korumaya aldı, hem de ırkçı saldırı ihbarlarının kuvvetle takip edileceğine dair halka güvence verdi.
Britanya'nın hiçbir yerinde çok kültürlülük anlayışı, Londra'daki kadar derinlere kök salmış değil. Zaten Londralıların bu hafta olimpiyat yarışını kazanmasının nedeni de bu. Guardian'da birkaç ay önce yayımlanmış harita, başkentimizin nasıl bir mozaik olduğunu açıkça belgeliyor: 300 dil, sayıları 10 bini bulan, yerli olmayan 50 cemaat; tam  anlamıyla bütün ırk, millet ve kültürler Londra'da var. Britanya'nın diğer yerlerinin aksine Londra'da bu cemaatler örtüşerek anlamlı bir etkileşim içine giriyor; korku, güvensizlik ve bölünmelerin önünün alınmasına yardımcı oluyor. Tepkiyi önleme mücadelesinde, Londra bir kez daha ön cephede savaşıyor.
~|~
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100