29 Ekim 2008 Çarşamba 00:00
1363 Okunma
Mustafa'daki sakıncalı mesajlar
Can Dündar'ın yazıp yönettiği Atatürk'ün hayatını aktaran belgesel formattaki filmde Mustafa Kemal'in İslamiyet'i siyasi emellerine alet ettiği açık bir dille iddia ediliyor. R.Bahar'ın yazısı... ~|~

 

Recep Bahar'ın yazısı...


Gazeteci-yazar Can Dündar'ın yazıp yönettiği Atatürk'ün hayatını doğduğu günden ölümüne dek belgesel formatta aktaran Mustafa'nın Antalya Film Festivali'nde gerçekleştirilen dünya prömiyerinin ardından İstanbul'daki galası Pazartesi akşamı Dolmabahçe Sarayı'nın bahçesi Has Bahçe'de oluşturulan iki çadır sinema salonunda gerçekleştirildi. Can Dündar'ın 'bu benim Atatürk'üm cevabı verdiği belgeselde sinema teknikleri sonuna kadar kullanılmış. Özellikle bilgisayarla hazırlanmış görsel efektler dikkat çekiyor. Bunlardan en göze batanı ise Mustafa Kemal'in tarladaki kargaları kovalaması.

Belgeselde çizilen Mustafa Kemal portresi ise çok tartışılacağa benziyor. Sol cenahtan gelen Can Dündar, Atatürk'ün insani yönlerini -hüznüyle, son yıllarındaki yalnızlığıyla, cesaretiyle, hatta hastalıklarıyla - olabildiğince farklı yönleriyle yansıtmaya çalışırken; devlet adamlığı portresini ise kendince 'tek boyuta' indirgemiş. Taha Akyol'un "Hangi Atatürk" adlı kitabında çizdiği portreyi burada görebilmek mümkün değil.

Verilen mesajlar sakıncalı
Belgeselde Mustafa Kemal'in İslamiyet'i siyasi emellerine alet ettiği açık bir dille iddia ediliyor. Mesela Meclis'in 23 Nisan 1920'de açılışının Cuma gününe denk getirilmesinin, açılış öncesinde Hacı Bayram Camii'nde namaz kılınmasının, hatim indirilmesinin, Meclis'in dualarla açılmasının, kurban kesilmesinin Atatürk'ün bazı önde gelenlere ve halka verdiği bir taviz olarak sunuluyor! Belgeselde son derece sakıncalı bir şekilde Atatürk'ün dini anlayışla hesaplaşmayı bir amaç edinmiş olduğu vurgusu direkt öne çıkartılıyor. Hatta belgeseldeki şu ifade bu durumu bütün çıplaklığı ile ortaya koyuyor: "O gün dayanmak zorunda olduğu güçlerle yarın hesaplaşacaktı." Can Dündar, Atatürk'ün bazı konuşmalarından aldığı pasajlarla bu görüşünü desteklemek istemiş! Oysa Atatürk'ün Cumhuriyet'in kuruluşundan önce de, Can Dündar'ın ifadesiyle "mutlak iktidar sahibi" olduktan sonra da İslamiyet'le ilgili sarfettiği onlarca güzel söz var. Ancak Dündar bunları görmek istememiş! Elmalılı Hamdi Yazır'a tefsir hazırlatan, Hafız Burhan'dan Çankaya Köşkü'nde Kuran dinleyen Atatürk'ü göremiyoruz.

Bir başka husus ise Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı esnasında Mazhar Müfit'e söylediği iddia edilen "Cumhuriyet kurulacak, saltanat lağvedilecek, örtü kalkacak, şapka giyilecek, Latin harfleri kabul edilecek" ifadesi. Diğerleri tamam ama Cumhuriyet döneminde örtüyü kaldıran bir kanun çıktı mı? Mustafa Kemal, bu sözü sarfetmiş ise neden 3 yıl sonra çarşafa bürünmüş Latife Hanım'la evlendi? Bu evlilik nasıl 3 yıl sürdü? Can Dündar, zaten AKP iktidarının yanlış adımlarıyla kemikleşmiş başörtüsü yasağının devamına daha kalın bir kılıf arıyor açıkçası.
Bir başka realite dışı mesaj ise Mustafa Kemal'in Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra İzmir'de "Kürtlere yerel özerklik verileceği"ni söylemesi. Oysa Cumhuriyet'in ilk 15 yılında Doğu ve Güneydoğu'daki bütün kalkışmaların sertlikle bastırıldığı gibi bir gerçek var ortada. Demek ki, onun bunun hatıra kitabında yer Atatürk'le ilgili yer alan bir çok şey pratikle örtüşmeyebiliyor.

Belgeselde yer alan bir başka sakıncalı vurgu ise Atatürk Samsun'a çıktıktan sonra yabancı güçlerin, padişahın, hatta milletin kendisine karşı olduğu ifadesi. Yabancı güçleri anladık da, 'millet' neden zikredilmiş! Onu tutuklayıp idam sehpasına gönderebilecek yetkiye sahip olan Kazım Karabekir askerleriyle Atatürk'ün huzuruna çıkıp topuklarını sertçe kavuşturarak "Emrine amadeyim" diyor. Gittiği her vilayette millet kucaklıyor onu. Varını yoğunu Mustafa Kemal'in önüne sersen Anadolu insanının fedakarlığı zirveye çıkıyor.

Belgeselde yer alan şu sahnede Dündar kendini yalanlıyor: Samsun'a çıkmadan önce Padişah Vahdettin Mustafa Kemal'i saraya çağırıp ona şunları söylüyor: "Paşa, millete büyük hizmetlerde bulundun. Asıl şimdi yapacağın hizmet büyük olacaktır. Devleti kurtarabilirsin." Bundan sonra işgal altındaki İstanbul'da alınan kararlar Vahdettin'e mi aittir yoksa işgalciye mi? Düşünmek gerekir.
Türk milletinin her ferdine mal olmuş Atatürk'le ilgili kitap kaleme alan da, belgesel hazırlayan da 'toplumsal uzlaşmaya' özen göstermelidir. Milyon YTL'lik bütçe ile hazırlanan "Mustafa" da buna daha fazla özen gösterilmeliydi. Yoksa 'kaş yapayım derken, göz çıkartılır."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100