17 Eylül 2006 Pazar 00:00
199 Okunma
NATO'nun başı dertte
NATO'nun başı Afganistan'da dertte. Çünkü ABD esaslı NATO gücü Irak'ta yaptığı hatayı bu ülkede de yaptı. Önce daha ziyade klasik kuvvetlerle Afganistan'ın bir kısmından Taliban güçlerini çıkardı. Sonra Kuzey'in aşiret liderleriyle anlaşmaya vardı. ~|~

Başkent Kâbil'de düzeni sağladı, ama Güney'e çekilmiş, görece halk desteğine de sahip Taliban karşısında tam başarı kazanamadı. Şimdi üyelerinden, sayıları birkaç bini aşmayan kara kuvveti ile hava destek unsurları istiyor. Toplanan 26 NATO üyesi ülkenin askeri yetkilileri, 18 aydır gündemde tutulan bu isteği yerine getiremiyorlar. Tam bu arada kontrol altında olduğu düşünülen Kâbil'de de birbiri adına bombalar patlıyor. NATO'nun üstlendiği görevin yerine getirilmesinin mümkün olmayacağı yorumları yapılıyor. 'Afganistan'ın dengeye kavuşturulması NATO için son derece değişik ve zor bir deney olacak' deniyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yeni Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, TSK'nın Güney Afganistan'da Taliban ile savaşacak tek askeri bile olmadığını açıkladı. Lübnan'a aker göndermek için tüm itibar ve ağırlığını hem AKP'nin TBMM grubunda hem de asker dahil kamuoyu üzerinde kullanmış olan Başbakan, bu oldubitti karşısında suskun kaldı.

NATO içinde Türkiye'nin suskun kaldığına bakmayın, birinci Körfez Savaşı sırasında Türkiye uzun menzilli Jrak füzelerinin Türk topraklarına yönelmesi olasılığı karşısında, NATO üyelerinden gerekli savunma sistemini istediğinde aldığı yanıt hiç unutulmadı. Şimdi TSK, içteki terör mücadelesi sırasında verilen şehitlerle ilgili ciddi sorunlarla uğraşırken, Afganistan'dan gelen, savaşacak asker isteklerine olumlu bakamazdı.
Türkiye, Afganistan'a Atatürk döneminden başlayan ilgisini hep sürdürdü. Şimdi Kâbil'de 580 kişilik bir birlikle güvenliğin sağlanmasına yardım ediyor. Ama Büyükanıt'ın dediği gibi, bugünün iç ve dış koşullarında, Taliban ile çatışmaya girme olasılığında, yeni görevler üstlenmesine olanak görülmüyor.

NATO geçen temmuz sonunda Afganistan'daki sorumluluğu ABD'den devralırken 'Acaba Soğuk Savaş döneminin bu başarılı örgütü, şimdi altından kalkamayacağı bir işe mi giriyor?' denmişti. Aradan daha bir buçuk ay geçmeden sorunun yanıtı ufukta gözüktü. Çünkü Irak'ta olduğu gibi Afganistan'da da yapılan mücadele klasik olmayan asimetrik bir savaş.

ABD, gene Irak'ta olduğu gibi, hem bu ülkeye yerleşmiş Taliban ve El Kaide güçlerini temizlemek hem de demokrasi esaslı bir yeni sistem yerleştirmek istiyor. Birkaç aşamada gerçekleştirilecek bu mücadelede ne güneye çekilen Taliban yok edilebildi ne halka yeni düzeni sevdirebilecek yapılandırma gerçekleştirildi ne de ortamda rahatlık sağlanabildi. Hatta toplumun bazı yerlerdeki kaostan şikâyet eder hale gelip Taliban rejiminin yarattığı baskıya dayalı düzeni arar olduğu bile söylendi.
NATO'nun Afganistan'daki en büyük başarısızlığı, Irak'taki ABD ve İngiliz güçlerinin yaptığı gibi, toplumun kalbini ve kafasını kazanma konusunda oldu. Bu alandaki temel başarısızlık sürdükçe askeri alanda NATO'nun istenen hedefe varması, klasik savaş uygulamalarıyla kolay olmayacak.

Kuzey Irak'taki PKK varlığını nasıl ABD'nin Türkiye üzerinde kullanmak için manipüle ettiği değerlendirmeleri yapılıyorsa, Afganistan'daki Taliban unsurunu da Pakistan'ın kullandığı düşünülüyor. 'Pakistan bir zamanlar ABD baskısıyla elini buradan çekti, ama şimdi ABD etkisi kalkınca durum değişti' deniliyor. Ön plana çıkan çıkarlar irdeleniyor. Bu da NATO'nun işini zorlaştıran bir başka unsur oluyor.

Mehmet Ali Kışlalı/ Radikal
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100