Bu haber kez okundu.

Ne büyüme ama!
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), gelir istatistiklerini açıklıyor... Bu devlet kurumunun açlık ve sefalet ölçüleri çok ilginç... ~|~

Devletin resmi istatistik kurumu 190 YTL'yi 4 kişilik bir aile için açlık sınırı olarak kabul ediyor. Bu hesapla 190 YTL aylık geliri olan 4 kişilik bir aile aç sayılmıyor. Bir insanın günde 1.50 YTL ile doyabileceği yani 2100 kalori alabileceği hesaplanmış...
Buna rağmen ülkemizde 620 bin kişi bu rakamın altında yaşıyor.
İstatistik kurumu, 4 kişilik bir ailenin asgari gelirini 487 YTL hesap ediyor. Bunun altını yoksulluk kabul ediyor... Ve ülkemizde 17 milyon insan bu gelirin uzağında yani yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

Onlar aptal mı?

Eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, inanılmaz bir cehalet örneği vererek ya da bilinçli olarak Türk kamuoyunu verilecek tavizlere alıştırmak için birkaç gün önce "Rum gemilerinin Türk limanlarına gitmesi Rumları tanıma anlamına gelmez" dedi... Bunu bazı "Ver kurtul"cu profesörler de savunuyor. Kıbrıs'ta Volkan gazetesi yazarı Sabahattin İsmail soruyor:
? O zaman KKTC gemilerinin Rum ve Yunan limanlarına girmesi de KKTC'nin tanınması anlamına gelmez. Peki neden Yunanlılar ve Rumlar buna yıllardır izin vermiyor?

Salt çoğunluk şart!

'Meclis, birinci turda en az üçte iki çoğunlukla, yani en az 367 milletvekili ile toplanmak zorundadır. Bu gerçekleşmezse birinci oylama yapılmamış sayılacağından ikinci tur oylamaya geçilemez. Geçilirse yapılacak cumhurbaşkanı seçimi Anayasa'ya aykırı olur. Anayasa Mahkemesi'nce iptal olur.'
Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, önceki gün Cumhuriyet gazetesinde dile getirdiği bu görüşle yeni bir tartışmayı başlattı. Erdoğan Teziç, İbrahim Kaboğlu, Necmi Yüzbaşıoğlu gibi saygın Anayasa hukukçuları da bu görüşe katılıyorlar. Böylece TBMM'de 354 sandalyeye sahip AKP'nin tek başına toplantı yeter sayısını sağlaması ve cumhurbaşkanı seçmesi imkânsızlaşıyor. Meclis'te en azından yukarıdaki sayıyı sağlayacak ittifaklar araması gerekiyor.

SBF'de uzun yıllar Anayasa dersleri vermiş olan Prof. Mümtaz Soysal'la bu konuyu konuştuk. Söyledikleri:
"Bırakın sadece birinci turu, daha sonraki bütün turlarda da üçte iki çoğunluk gerekir. Bugünkü Anayasa'ya bu çoğunluğu arayan maddenin konma nedeni, 1980 öncesi yapılan onlarca tura rağmen cumhurbaşkanının seçilememesiydi. Hatta darbenin gerekçelerinden biri olarak da bu gösterilmişti. O yüzden Anayasa'ya bu hüküm kondu. Milletvekillerine, aranızda ittifak yapıp cumhurbaşkanını seçin, yoksa seçime gidersiniz, denildi."

Peki, AKP buna rağmen üçte iki çoğunluğa gerek yok der. Kendi milletvekilleriyle cumhurbaşkanını seçmeye kalkarsa ne olur? Seçim Anayasa Mahkemesi'ne götürülürse oradan ne karar çıkar?
Söz yine Mümtaz Hoca'nın:
"Bilindiği ve geçmişteki örneklerinde görüldüğü gibi Anayasa Mahkemesi doğru bir yorumla, Meclis'in aldığı bu tür kararları Meclis kararı diye yorumlamıyor, içtüzük değişikliği, içtüzükte bulunmayan bir hükmün ihdası diye yorumluyor. Böyle yorumlayınca da denetim hakkı olduğu sonucuna varıyor. Bu nedenle salt çoğunluk olmaksızın yapılacak bir cumhurbaşkanlığı seçimi, sonuçta Anayasa Mahkemesi'ne gider ve bana göre oradan geri döner."
Melih Aşık
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100