Bu haber kez okundu.

Ne olacak bu Kıbrıs'ın hali?
Akepe'liler her fırsatta içki ile aramız yok diyorlar ama yukarıdaki soru iktidara geldiklerinden bu yana sadece muhabbet?meşveret?müşavere masalarında değil, divanda, dergâhta, bargâhta, çarşıda, pazarda, yolda en çok sorulan ve üzerinde konuşulan soru oldu.
Tabii sorunun 'Türkiye'li versiyonu üzerine spekülâsyonlar ise aldı başını gidiyor? Ben önceleri Akepe'nin freni patlak 53 model Dodge kamyon gibi AB'ye doğru vitesten atmış bir şekilde gidişinin önüne ancak Kıbrıs'ta seçimler ve Referandum'da 'satış' karşıtı bir sonuç çıkması yoluyla geçilebileceğini düşünüyordum.
Seçimlerde devleti savunan bir iktidar gelecek, sonra referandumda devlet savunulacak, hâl böyle olunca Akepe'nin AB yoluna taş konulmuş olunacak ve içeride elinden en büyük propaganda malzemesi alınan Akepe için yolun sonu görünecek?ti?
Akepe büyük oynadı.. Seçim ve referandum sürecinde sıklet merkezi ile taarruza geçti, elindeki bütün ihtiyatları muharebeye sürdü, Kıbrıs'taki standart % 70 sağ oyu; birebir telefon görüşmeleri ve tarikat?cemaat?renkli sermaye bağlantıları ile karpuz gibi ortadan ikiye böldü. Bu süreçte Karen Fogg?Bush çocuklarının yardım ve destekleri de katiyen göz ardı edilmemelidir. Sonuçta Annanistler % 70'e yakın oy aldılar, hem seçimde hem referandumda.
Şu muameleye bakın!
Ve ben de o günden sonra "Ne olacak bu Kıbrıs'ın hâli" sorusuna cevabın Kıbrıs'ta değil, Türkiye'de aranması gerektiği sonucuna vardım.
Ferdi Sâbit bile 12 cami inşaatına karar verdiyse ben artık Kıbrıs için ne diyebilirim ki? 18 Haziran 2005 gecesi Rauf Denktaş Kocaeli'nde bir "milletle bütünleşme" toplantısındadır.
Gece Grand Yükseliş Oteli'nde istirahat edilir, sabah ta doğal olarak kahvaltıya inilir. İzmit'ten hareket saat 10'dadır. Denktaş ve beraberindekiler kahvaltı ederken aynı salonda bir de 150 kişilik ayrı bir kahvaltı masasının hazırlandığını görürler. Denktaş kahvaltısını bitirip ayrılana kadar o masanın konukları salona girmez.
Dışarıda, lobide beklerler.
Denktaş'la karşılaşmak, selamlaşmak istemezler.
Lobide bekleyenler Akepe'nin üç bakanıdır, Pepe, Çelik ve Koç.
Kahvaltı uzayınca; Marmara'nın güneyinde atıkları ile bölgeye kanserojen madde yaydığı belgelenmiş olan bir fabrikaya "çevre ödülü" veren Pepe'nin bir ara etrafındakilere "Denktaş daha gitmedi mi?'' sorusunu yönettiği duyulur. Nihayet Denktaş çıkar, lobiden geçerek kapıdan çıkar ve gider. Lobiden geçerken "bakanlarla'' arasında üç metre mesafe vardır. Koç her zamanki gibi uzun oturmaktadır ve uyurmuş gibi yapmaktadır. Pepe ile gözgöze gelinir ama buna rağmen; daha önce Kıbrıs'a bile giderek Cumhurbaşkanı Denktaş'ı ziyaret etmiş ve "saygılarını sunmuş olan'' Pepe başını çevirir.
20 Haziran 2005 gecesi ART'de katıldığımız Kamuoyu adlı programda bunu ilk defa Türk kamuoyuna yine biz açıklamıştık.
20 gün sonra kalkıp Denktaş'a Devlet Şeref madalyası verirler.
Bu saatten sonra meselenin Kıbrıs'ta değil, Türkiye'de çözüleceği aşikârdır.
Bu anektodları not edin
Türkiye'de bağımsızlık, istiklâli tam ülküsü güden bir idare iş başına gelirse Kıbrıs'ta da iktidar kaçınılmaz olarak ona göre şekillenecektir.
Kıbrıs'taki Bizans çocukları hiç boşu boşuna heveslenip ne kendilerini, ne etrafı kandırmasınlar Türkiye orada Soros'a pabuç bırakacak değildir.
Ercan Çitlioğlu Cumhuriyet'te dört gün tam sayfa Kıbrıs'ı?Maraş'ı anlattı.
Cımbızla üç anekdot seçtim ki yenir yutulur değil.
1. Girne'yi, aynen Antalya?Mersin?Adana?İzmir gibi Kürtler işgal etmiş?
2. Magosa'daki eski bir manastırda düzenlenen ikon müzesini gezen "Türk'' ilkokul öğrencilerinden birisi o sırada aynı sergide bulunan iki Türk subayını göstererek "Öğretmenim bak, düşman subayları'' der.
"Öğretmen'' boş gözlerle bakar ve hiçbir şey olmamış gibi, en ufak bir düzeltme?açıklama ihtiyacı hissetmeden "sergi gezisine'' devam eder.
3. Derinya'da Türk bayrağına el sürmeyi denerken alnının çatından vurularak yere indirilen Solomu'nun leşinin düştüğü yere Rumlar bir heykel yapıp her yıl anarlar. Ama bu yıl bu anma törenine Türkiye ve Kıbrıs'tan bir kısım Bizans çocukları da katılıp ''barış'' töreni yaparlar.
Ve "Türkiyeli'' Bizans çocuğu "ünlü'' sanatçıların da katıldığı bu yılki törenlerde hep bir ağızdan "Yiğidim, aslanım burada yatıyor'' şarkısı söylenir. KKTC'ye ve Kıbrıs Türklerine kızmayın. (Kıprıslı Türk'' değil.. Sonra ayni "Türkiyeli'' gibi olur.)
Tez elden sandığı getirin ortaya, dökülün seçim meydanlarına ve değiştirin Akepe'yi.. Bakın her şey, bu arada Kıbrıs da, nasıl düzelecek?
~|~
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100