Bu haber kez okundu.

Neredeyse sıfır terör teslim almışlardı!
Türkiye'nin Başbakanı, ordusuyla "kırgınlık, didişme, sürtüşme yaratmaya" çalışan bir strateji izliyor. ~|~


Bu strateji rizikolu!
Ülke için tehlikeli!
Çok yüksek vergiler ödeyerek güçlü bir ordu besliyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri Orta Doğu coğrafyasının en büyük ordusu. Askerlik çağımız gelince orduya katılıyoruz ve temel eğitimden sonra bayrağımıza elimizi koyup "vatan için gerektiğinde can verme" yemini ediyoruz. Bu ordunun kara kuvvetleri, hava kuvvetleri, deniz kuvvetleri, jandarması, dünyanın en gelişmiş silahlarıyla donatılabiliyor, Türk Deniz Kuvvetleri görmedikleri hedefi vurabiliyor, Türk Hava Kuvvetleri İspanya'yı bile bombalayıp geri dönebilecek yeteneğe sahip. Türkiye'nin zırhlı birlikleri ile özel kuvvetleri de "savaş sanatının bütün inceliklerini" yerine getirebilecek şekilde eğitiliyor.

***
Güçlü ordu parayla oluyor.
Fedakârlıkla...
İnanmakla...
Güvenmekle...
Halkın seçip iktidara getirdiklerine ise "orduyu yönetmek, kullanmak" kalıyor. Tayyip Erdoğan iktidarı, sanki "orduyu kullanmak, onu yönetmek" istemiyor, siyasetini orduyla küs olmak, kavgalı olmak, ayrı bakış açılarına sahip olmak üzerine kuruyor. 4.5 yıl önce iktidara geldiklerinde "terör neredeyse sıfır noktasına" inmiş, Suriye'deki terörist yuvaları dağılmış, liderleri yaklanmış, mahkeme edilmiş, örgüt can çekişme noktasına gelmişti. O günleri hatırlıyorum.
4.5 yıl önce Genelkurmay'ın generalleri; "Şimdi görev sivillerde... Terörü tamamıyla temizlemek için bölgeye iş ve aş götürme zamanı..." diye uyarıyorlardı.
4.5 yıl sonra, felaket.
Her gün 5?6 şehit.
Kentlerde patlamalar.
Bu iktidar, neredeyse sıfıra kadar geriletilmiş terörü bütünüyle kazıyıp atmak için "bölgesinin en güçlü silahlı kuvvetleri olan ordusunu" kullanmadı, kullanamadı.

***
PKK'nın yerleştiği Irak'taki dağların, şehirlerin ABD, AB ve İsrail'in kontrolünde olduğu bilindiği halde bizim iktidarımız, bizim güçlü ordumuzu kullanarak ABD'nin, AB'nin ve İsrail'in Türkiye'ye karşı yürüttükleri sinsice hainliğin önünü kesemedi.
ABD istedi diye değil...
AB istedi diye değil...
İsrail istedi diye de değil...
Türkiye'nin Başbakanı istedi diye Türkiye'nin ordusu Kuzey Irak'a gidebilmeli, terör örgütünü yuvalandığı topraklarda bitirebilmeliydi. Orduya bu emri Başbakan'ın vermesi gerekirdi. Şimdi kalkmış Sayın Başbakan; "Genelkurmay Başkanı isterse, Meclis olarak Irak'a girme yetkisi veririz" diyor.
Ordu Başbakan'a bağlı!
Başbakan emir verecek.
Ordu gidip savaşacak.
Genelkurmay'ın; "ben savaşa gideceğim, bana izin çıkart" deme durumunun olmaması gerekir. Ayrıca Genelkurmay iktidara karşı "e?muhtıra" yayınlarsa Başbakan, kendisine bağlı olduğunu söylediği Genelkurmay Başkanı'nı derhal görevinden alacak. Onu görevinden almayıp yandaşı gazetecilere; "devlet?millet çatışması vardır" diye dayanağı olmayan içi boş analizler yazdırıp "mağdur edilmişliğe sığınarak" halktan oy isteyecek...
4.5 yıl boşa gitti.
Geldiklerinde!
Terör bitmişti.
Şimdi terör yükseliyor. Ve Başbakan orduyla didişme içinde...

Necati Doğru
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100