Bu haber kez okundu.

NÜBÜVVET ŞEHRİNİN VELAYET KAPISI İMAM ALİ
Allah'a takarrub etmek, yaklaşmak isteyen, Allah'ın sevdiği ve seçtiği kullardan olmak isteyen her mü'min için bir inabe, bir vird, bir ders, bir zikrullah adabı vardır. ~|~ Haydar BEKTAŞ

Ehl-i Beyt yolunun hizmetkârı Prof. Dr. Haydar Baş
Tabii bunları anlatırken mümkün olduğunca ya Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın "İmamı Ali" adlı eserinden istifade ettim, veya Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın şahit olduğum, dinlediğim sohbetlerinden istifade ettim. Affına sığınarak biraz özel ama annesinden duyduğum bir özelliğini aktarmak istiyorum. Çünkü her bir konuşmacımız, her bir üstadımız anlatırken O'ndan referans veriyor, O'nun kitaplarını örnek veriyor. Niye acaba? Peygamberimizin hayatını takdim ettiği "Rahmetenlilalemin Hz. Muhammed" diye iki ciltlik eseri var. Bu esere bakıyoruz 1000 küsur sayfa. "İmam Ali", "Hz. Fatıma" diğer eserleri de öyle? Hep Ehl-i Beyt yolunu ihya çabası eserler.
Üstadımızın annesinin (Aişe) ve babası Hasan amcanın -cümlesine gani gani rahmet eylesin- kız çocukları yaşıyor ama erkek çocukları yaşamıyor. Bir Allah dostunun himmetiyle dünyaya geliyor Prof. Dr. Haydar Baş Hocamız ve yaşasın diye -Kur'anî bir ahlaktır- adını Arapçası Yahya olan Yaşar olarak koyuyorlar. Bir müddet sonra nasıl dünyaya gelmesine bir Allah dostunun himmeti yetiştiyse, isminin de değişmesinde başka bir Allah dostu yetişiyor. O Allah dostu, geliyor Hocamızın doğum yerinde, diyor ki, "bu ara buralarda birinin erkek çocuğu dünyaya geldi." Dolaşıyor, geziyor ve en sonunda harmanda gidip oturuyor. "Kızım" diyor "oğlumu bana getir bakıyım" Rahmetlik Ayşe anne alıp getiriyor üstadımızı ve o Allah dostunun kucağına veriyor. Bakıyor ve diyor ki: "Maşaallah maşaallah, ne büyük insan olacak. Adını ne koydunuz" diyor. "Hoca Baba" diyor, "Erkek evlatlarımız yaşamıyor, yaşasın diye adını Yaşar koyduk." "Olmaz" diyor, "Bu büyüdüğünde İmam Ali Efendimizin yolunu ihya edecek, onun için bunun adı Haydar olsun" diyor.
Allah dostu, "Haydar'ın yolunu ihya edecek Ehl-i Beyt yoluna büyük hizmetler edecek" diyor ve bugün, işte görüyoruz Ehl-i Beyt'le ilgili 9 eser ortaya koydu muhterem Hocamız. "Muhammed Bakır" ve "İmamı Rıza" adlı eserler şu anda baskı aşamasında, 12 imamın tamamı tamamlanacak inşaallah. Nereye kadar, inşaallah Ehl-i Beyt yolunun ne olduğu, nasıl olması gerektiği anlaşılana kadar.

Peygamberin bereketli sofrası
Şimdi dönüyorum tekrar, dedim ya Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın eserinden kısa bir bölüm var. Peygamberimize emir geliyor, "En yakın akrabalarını Allah'ın azabına karşı korkut, inananlardan Sana uyanlara karşı sevgi kanadını indir, mütevazı olan Sana isyan ederlerse de ki: Şüphe yok ki Ben sizin için yaptıklarınızdan uzağım."  Böyle bir emir geliyor Peygamber Efendimize. Ve Peygamberimizin adeta evladı olan, küçükten beri O'nun himayesinde, O'nun terbiyesinde olan İmam Ali Efendimizi, hemen çağırıyor, "Gel ya Ali" diyor. "Git bir miktar buğday al bir koyun budu da al." Bir koyun budu, dikkat edin, yakın akrabasına 45 kişilik yemek verecek Hz. Peygamber. Onlara tevhidi, İslam'ı anlatacak, onları Allah'a davete edecek Efendimiz. Gidiyor İmam Ali efendimiz bir koyun budu alıyor, bir miktar süt alıyor ve bir miktar da un alıyor. Bir yemek hazırlanıyor, 45 kişi davet ediliyor, içlerinde Hz. Ebu Tâlib efendimiz, Hz. Hamza efendimiz de var. Ebu Leheb'e kadar amcaları ve akrabalarından 45 kişi geliyorlar, doyana kadar yiyorlar. Diyor ki İmamı Ali Efendimiz: "45 kişinin tamamı bir oturuşta bir kuzu yiyebilecek yapıda insanlar, bir koyun budu ne işe yarar. Fakat kaşıkla alırlarken o kaşığın boşalttığı yeri görüyorum tekrar doluyor." Peşinden, "Ya Ali bunlara bir de içecek ikram et" diyor Hz. Peygamber. Bir miktar süt, diyor ki İmamı Ali Efendimiz: "O süt de ancak bir kişiyi doyuracak kadar bir süt ama 45'i de doya doya içiyor." Sonra Peygamberimiz onlara tebliğde bulunuyor. O tebliğ üzerine Ebu Leheb -ateşin babası- Tebbet sûresinde lanetlenen ve dua edilen kişi şunu söylüyor: "Arkadaşınız sizi büyüledi." Bunu duyan akrabalar kalkıp gidiyor. Yarın aynı işlemi tekrar Peygamberimiz yaptırıp tekrar akrabalarını davet ediyor aynı ikram ve o ikramdan sonra şunu söylüyor onlara: "İçinizden kim Bana bu yolda yardım edip kardeşim vasim ve Benden sonra halifem olmak" ister, ses yok. Bekliyor Peygemberimiz hepsinin başı önüne eğik. İşte tasavvufta teslimiyetin, mahviyetin timsali olan olan İmam Ali henüz daha 15'inde bile değil hemen ayağa doğruluyor, "Ben ya Resulallah" diyor. Elini uzatıyor, "otur ya Ali sen otur." Çünkü o zaten O'nunla beraber, diğerlerinden cevap bekliyor, üçüncü tekrarında da hiçbirinden cevap yok. Tekrar İmam Ali Efendimiz, "Ben ya Resulallah" diyor ve Peygamberimiz onun elini tutarak şunu söylüyor: "Bu Ali Benim kardeşim, vasim ve halifemdir. Onu dinleyin ve ona itaat edin." Yani Gadir Hum hutbesinde yanına alıp pazularından tutup ellerini kaldırarak, "benim vârisim ve vasimdir" demişti ya, aynı işlemi daha çocuk yaşlarda akrabalarının huzurunda yapıyor.

İmam Ali'nin terk etmediği virdi
Son olarak şunu söyleyerek bitireyim; tasavvuf yolunda ilerlemek isteyen, Allah'a takarrub etmek, yaklaşmak isteyen, Allah'ın sevdiği ve seçtiği kullardan olmak isteyen her mü'min için bir inabe, bir vird, bir ders, bir zikrullah adabı vardır. O da yine İmam Ali Efendimize dayanıyor. Geilyor, "ya Resulallah beni Allah'a kestirme yoldan iletecek bir yol, bir metod bana tarif et." Peygamberimiz ona, "Ya Ali, nafile namazlar kıl." "Yapıyorum ya Resulallah." "Nafile oruç tut." "Yapıyorum ya Resulallah." Ne diyorsa, "Yapıyorum" diye cevap veriyor. O anda Cebrail (a.s.) geliyor ve Peygamberimize tasavvuf erbabının günlük olarak yaptığı virdi O'na tarif ediyor. Onun üzerine Peygemberimiz, "gel Ya Ali" diyor, oturtuyor, alnını alnına dayıyor, dizini dizine dayıyor ve mübarek işaret parmağını kalbine dayayarak bir vird, bir zikrullah dersi tarif ediyor. Ve diyor ki: "Ya Ali, bunu iki elin kanda da olsa hiç terk etme."
Ölüm döşeğinde soruluyor: "Ya Ali, öyle haller yaşadın ki, Hayber'de komaya girdin, çok büyük kazalar, çok büyük gazalar geçirdin, büyük yaralar aldın, hiç mi terk etmedin bu virdi?" "Vallahi hiç mi hiç terketmedim" diyor. İşte tassavvuf nedir,  tasavvufta teslimiyet, mahviyet nedir, bir mümin Allah'a nasıl yakınlaşabilir sorularının cevabını, onun en güzel önreği İmamı Ali Efendimizde görüyoruz. Cenab-ı Hak, onların şefaatine nail eylesin. Cenab-ı Hak Ehl-i Beyt'in yolundan ayırması.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100