11 Mayıs 2006 Perşembe 00:00
165 Okunma
Nükleer komşu İran
Milliyet'ten Hasan Cemal, İran'ın nükleer silah sahibi olmasını Ankara'daki mevcut anlayış çerçevesinde değerlendiriyor ~|~ Nükleer güç İran... Türkiye, yanı başında nükleer silah sahibi bir İran ister mi? Hayır.
İran'ın nükleer güç haline gelmesi Türkiye'nin güvenlik ve dış politika çıkarlarına aykırıdır.


İran eğer nükleer güç statüsünü elde ederse, Türkiye de aynı yolu izleyip nükleer güç olmak isteyebilir.
Nükleer güç Türkiye...
Olumlu bir gelişme olmaz bu. Türkiye'de ekonomik büyüme, kalkınma ve yumuşak güç (soft power) için seferber edilebilecek kaynakları nükleer silahlanmaya harcamak bizim için akıllı bir tercih değildir.
Ama İran nükleer güç olursa, Ankara'da özellikle asker nükleer güç konusunda gereğinin yapılması için daha çok hareketlenebilir ki, bunun bazı sinyalleri daha şimdiden alınıyor.
Nükleer bir İran, yalnız Türkiye'yi rahatsız etmez, bölgesel barış ve istikrar açısından da tehdit kaynağı olur. İran'ın nükleer güç yoluyla bölgede üstünlük sağlaması, Kafkasya'dan Irak'a kadar bölgesel güç dengelerini etkileyeceği için Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan gibi bölge ülkelerinin de nükleer güç arayışını tetikleyebilir.
Peki, İran nasıl engellenecek?

ABD'nin müdahalesi yanlış olur
Amerika'nın askeri müdahalesi...
Çok büyük bir yanlış olur bu.
Türkiye, Amerika'nın İran'da askeri güç kullanmasına karşı. Bunu bir macera olarak görüyor. Böyle bir maceraya sürüklenmeyi haklı nedenlerle aklına bile getirmek istemiyor.
Öncelikle İran, Irak değil.
İran'a yapılacak bir askeri müdahale, bu ülkede reform umutlarını tümüyle söndürür. Tahran'daki mevcut iktidarın tüm yanlış politikalarını kitlelerin gözünde perdeler.
Öte yandan petrol fiyatları bugünü de aratır, 100 dolar ve üstüne çıkabilir ki, bu da dünya ekonomisini altüst edici sonuçlar doğurur.
İran, Amerika'nın başına Irak, Afganistan, Filistin ve Lübnan'da çok daha büyük belalar sarabilir. Bu gücü var Tahran'ın. Arka planda kalarak, büyük bir 'terör dalgası'nı özellikle Amerika'ya karşı kabartabilir.
İslam dünyasında Amerikan düşmanlığı ve Batı karşıtlığı derinleşir. Ortadoğu'da Şii?Sünni çatışması büyürken Körfez ülkeleri karışabilir. Batı'nın, Amerika'nın petrol güvenliği ölümcül darbeler yiyebilir.
Bütün bu ihtimaller var.
Tüm bu nedenlerle, aklı başında herkesin İran'a Amerikan askeri müdahalesini gündem dışı tutması lâzım diye düşünüyorum.Bu arada Ankara'ya son zamanlarda ulaşan sinyaller de, İran'a Amerikan askeri müdahalesi ihtimalinin şimdilik uzak olduğunu gösteriyor.

İsrail'in tavrı tehlikeli

Peki ya İsrail? İsrail, 1980'de Saddam'ın nükleer santralına yaptığı gibi, İran'ı kendi başına vurabilir mi? Washington'u da tedirgin eden bu senaryoya bugün için fazla ihtimal verilmiyor.
Bu da büyük bir yanlış olur. Ancak, Ahmedinecad gibi Holocaust'u (Yahudi Soykırımı) reddeden ve İsrail'i yok etmekten söz eden bir Cumhurbaşkanı'na sahip bir ülkenin bölgede nükleer güç haline gelmesi, İsrail'i haklı olarak kaygılandırıyor. Evet, İran'ın nükleer silah sahibi olması birçok bakımdan sakıncalı, tehlikeli. Ama bunu engellemenin yolu silahlı baskın değil. Bu açıdan Avrupa Birliği, Rusya ve Çin de farklı düşünmüyor. O yüzden, silahlı müdahale konusunda BM Güvenlik Konseyi yolu, Başkan Bush yönetimine kapalı...

Ekonomik ambargo da işe yaramaz

Peki ya ekonomik izolasyon? Bu yolu açmak da kolay değil. Rusya ve Çin buna da karşı. Özellikle ekonomik çıkarları, ekonomik ambargolara uygun değil. AB'nin havası da böyle sayılır. Almanya, Fransa gibi ülkeler de ekonomik izolasyon konusunda Washington'u yüreklendirici bir tutum içinde değiller. Ama nasıl olsa Rusya ve Çin var diye geri planda duruyorlar, Amerika karşısında oyunbozan durumunda kalmak istemiyorlar.
Ekonomik izolasyon çıkar yol mu? Pratikte sonuç vermiyor. Son olarak Saddam dönemi Irak'ında da bu görüldü.
Ankara da buna taraftar değil.

Türkiye'nin tutumu

Her yıl Türkiye'nin 70 bin kamyon ve TIR'ı İran üstünden Orta Asya'ya geçiyor. İran'dan 3,5 milyar dolarlık doğal gaz ithal ediliyor. 1,5 milyar dolarlık mal satılıyor İran'a.
Bu çıkarlar göz ardı edilemez. Ayrıca, Türkiye'yle İran arasındaki ekonomik ve ticari potansiyelden bugün için sınırlı biçimde yararlanıldığını kaydetmekte fayda var. Peki, geriye ne kalıyor?
Madem İran'ın nükleer güç haline gelmesi, nükleer silah sahibi olması bir tehlike ve bir tehdit kaynağı ise, bu durumda ne yapmalı? Karmaşık, çetrefil sorunlara öyle basit askeri çözümler getirmek pek mümkün olamıyor. Irak bunun çarpıcı bir örneği. Atarım bombayı, sokarım askeri, işgal ederim olur biter mantığı geçerli olamıyor.
Amerika'nın bunu anlaması lazım. Çare diplomasidir. Diplomasinin tüm yollarını denemek ve yaratıcı çıkış formülleri üretmektir, İran'ı nükleer güç olmaktan alıkoymak için...
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100