Bu haber kez okundu.

Nükleer raporu tamam

RECEP BAHAR / İSTANBUL

Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) koordinasyonunda bağımsız bilim insanları Türkiye\'nin önündeki nükleer enerji seçeneğinin artı ve eksilerini değerlendirdi. EDAM Başkanı Sinan Ülgen, Boğaziçi Üniversitesi\'nden Doç. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, İstanbul Aydın Üniversitesi\'nden Prof. Dr. Hasan Saygın, Sabancı Üniversitesi\'nden Doç. Dr. İzak Atiyas ve Deniz Sanin ile EDAM uzmanlarından Aaron Stein tarafından kaleme alınan raporda, nükleer enerjinin ekonomik açıdan diğer enerji kaynaklarına oranla bazı avantajlar taşıdığı belirtildi.

Enerji güvenliğine katkı sağlar

\"Nükleer Enerjiye Geçişte Türkiye Modeli - 2\" rapora göre, nükleer enerjiye geçişin Türkiye’nin enerji güvenliğine katkı sağlayacağı ve sera gazı emisyonlarını azaltmasına yardımcı olacağı ifade edilen raporda, buna karşılık Türkiye\'nin nükleer enerjiye geçişin risklerini azaltacak hukuki ve kurumsal altyapıyı henüz oluşturmadığına dikkat çekildi. Türkiye’nin uranyum zenginleştirmesi veya nükleer atık konusundaki stratejisinin belli, olmadığına dikkat çekilerek hükümetin Türkiye’nin nükleer enerjiye geçişine dair daha bütünlüklü bir stratejiyi kamuoyu ile paylaşması gerektiğinin altı çizildi.

Enerji arzı yetmeyecek

Raporda Türkiye\'nin 2016 yılından itibaren enerji arzında yetersizliğe düşeceği, oysa kişi başına enerji tüketiminde Avrupa standartlarına ulaşması için bugünküne göre 4 kat fazla enerjiye ihtiyaç duyulduğu belirtildi. Bu enerji açığının yenilenebilir enerji kaynaklarıyla karşılanmasının mümkün olmadığına dikkat çeken rapor, 2016 sonrası hızla artacak enerji arzı açığının kapatılması için nükleer santrallerin çözümün bir parçası olarak görülebileceğini ortaya koydu.

Riskler ortadan kaldırılmalı

Nükleer enerjinin bu avantajlarına rağmen emniyet ve güvenlik riskleri içeren bir teknoloji olduğuna dikkat çekilerek, Türkiye’nin bu riskleri en aza indirecek hukuki ve kurumsal yapılanmayı henüz oluşturamadığına dikkat çekildi. Ayrıca gelecek nesilleri de yakından ilgilendiren nükleer enerjiye geçiş kararına temel olarak hükümetin henüz bütünlüklü bir nükleer enerji stratejisini hazırlayıp kamuoyu ile paylaşmadığı, bu nedenle de Türkiye’de nükleer enerjiye yönelik tartışmanın yetersiz kaldığı saptaması yapıldı. Bu çerçevede örneğin

Türkiye’nin nükleer yakıt döngüsü yani nükleer yakıt üretimi ve nükleer atıklara dair stratejisinin tartışılmadığına dikkat çekildi.

Maliyet analizi

Türkiye’nin nükleer enerjiye geçiş sürecine dair yürütmüş olduğu bu çalışmada, nükleer enerjinin diğer enerji kaynakları ile karşılaştırmalı olarak fırsat maliyeti analiz yapılmak suretiyle bir ekonomik bilanço çıkarıldığını kaydeden EDAM Başkanı Sinan Ülgen raporda ulaşılan sonuçları şöyle değerlendirdi: \"Bu raporun en çok tartıştığımız ve bize de ilginç gelen yönü birim enerji maliyetinin kaynaklara göre karşılaştırması oldu. Bu tablolara çıplak gözle baktığınızda nükleer enerjinin maliyet açısından aslında kömür ve gaza göre çok büyük bir avantaj ya da dezavantaj ortaya çıkarmadığı görülüyor. 

Nükleer enerjinin bir avantajı da dışa bağımlılığın azaltılması ve ödemeler dengesi üstünde olacak. Türkiye’nin 2011 yılındaki 54 milyar dolarlık enerji ithalat faturası dış ticaret açığının yaklaşık yarısına tekabül ediyor. Nükleer enerji sayesinde elde edilecek kapasite bu dışa bağımlılığı azaltacak zira nükleer enerjide ithal yakıtın toplam maliyet içindeki payı yüzde 10’un da altında. Dolayısıyla nükleer santrallerde toplam elektrik üretimi içinde ithal yakıtın payı doğal gaz ve petrolden çok daha düşük.\"

Raporda neler araştırıldı?

EDAM raporunda öne çıkan bulgular şöyle özetlendi:

Termik santraller ikame edilemeyecek: Yenilenebilir enerji üretiminde fiyatların hızla düşmesini sağlayacak ve iletim hatlarını yeterli kılacak bir teknolojik devrim olmadığı ve yatırımları destekleyecek uluslararası fon girişi bulunmadığı sürece termik santralleri tümüyle ikame etmeleri gerçekçi bir beklenti değildir.

Yüzde 80 ithal bağımlısıyız: Enerji arzında yüzde 80 düzeyine ulaşmış olan ithal bağımlılığı fiyat istikrarını ve fosil yakıt ithalatının elli milyar doları aşan faturası ödemeler dengesini tehdit eder konumdadır. Yeni yatırımlarda doğal gaza alternatif olarak güvenilir üretim sağlayacak ekonomik seçenekler olarak kömürle çalışan termik santraller ve nükleer güç santralleri öne çıkmaktadır.

Nükleer mevzuat eksik: Türkiye\'de nükleer enerjiye ilişkin yasal ve düzenleyici çerçevede mevzuat ve düzenlemeler açısından da önemli eksiklikler olduğu bilinmektedir. Nükleer atık sorunu nükleer enerjinin geliştirilmesinde en hassas konulardan biridir. Benzer biçimde Türkiye’de mali yükümlülükler ve sigorta konusunda da ciddi belirsizlikler vardır

Nükleer stratejimiz yok: Türkiye’nin henüz nükleer enerji ile ilgili bütünlüklü bir politikası oluşturulmamıştır.

 

 

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100