Bu haber kez okundu.

Nükleerleştiremediklerimizden misiniz?
Uluslararası doğalgaz piyasasında son birkaç ay içinde meydana gelen gelişmeler Türkiye'nin nükleer santral projelerini raftan indirip tozunu alma zamanının geldiğini gösteriyor. ~|~


Nükleerleşmek fikrinin birçoklarına hoş gelmediğini biliyorum. Ama gençlerin saçlarını uzatıp esrar içerek değişik azgınlıklara giriştikleri altmışlı yıllardan bu yana hem nükleer teknoloji, hem dünya çok değişti.
Fosil kaynaklardan sağlanan enerji azalıyor, pahalılaşıyor ve en kötüsü, atmosferi kirletip ısıtarak dünyayı bir felakete hazırlıyor.
Türkiye dünyadaki en petrol bağımlı ülkelerden biridir. Gayri safi milli hasılamızın %6'dan fazlası (eğitime harcanan paradan fazla) petrol ithalatına gidiyor. Ham petrol fiyatları son dört yıl içinde %200 arttı. Varil başına petrole 2003'te ortalama 27 dolar ödedik, 2004'te 34.5 dolar, 2005'te 50 dolar.

Nükleer seçenek

Fiyatı sürekli dalgalanma geçiren ve dış politika baskı aracı olan gaz ve petrolde dışarıya bu kadar bağımlı olmak ekonomi için risklidir. Dış politikada da hareket serbestisini kısıtlamaktadır.
Avrupa'da enerji ihtiyacını büyük oranda atom santrallarından sağlayan birçok ülke var. Fransa'da elektrik üretiminin %78'i, Belçika'da %55'i, İsveç'te %52'si nükleer santrallardan sağlanıyor.
Modern nükleer santrallar artık daha ucuz ve güvenlidir. Eski nesil santrallara oranla daha az atık çıkarıyorlar. İnşaat maliyeti çıktıktan sonra elde edilen enerji ucuzdur. Nükleer santrallar dış kaynaklara bağımlılığı kısıtladıkları gibi sera gazı üretimini de azaltıyorlar.
Bunların hiçbiri olmasa bile Rusya ve İran'ın son davranışları nükleer seçeneği bir defa daha gözden geçirmeyi zorunlu kıldı.

Gaz ısıtır da korkutur da

Rusya Ukrayna'ya doğalgaz tedarikini durdurarak istediğini elde etmek için gazı bir silah gibi kullanmaktan çekinmeyeceğini gösterdi. İran soğuk havaların iç talebi artırdığı bahanesiyle Türkiye'ye yolladığı gazı büyük ölçüde azalttı.
Türkiye Almanya'dan sonra Rusya'nın ikinci en büyük gaz müşterisidir. İhtiyacımızın %65'e yakın bir bölümünü Rusya'dan sağlıyoruz. Yüzde 22'sini ise dünyanın en güvenilir rejimlerinden birine sahip olmayan İran'dan alıyoruz. Onlara bu kadar muhtaç olmamız bu ülkelere doğalgazı Türkiye'ye karşı bir silah olarak kullanma imkânı vermektedir.

Gelecek beş yıl içinde enerji talebimiz ikiye katlanacağı için bu risk daha da artacaktır. Bunun için Türkiye, enerji sağladığı kaynakları çoğaltmalı, kendine uzun vadeli, çevre dostu bir enerji politikası hazırlamalıdır.
Rüzgâr ve nehir enerjilerinden de daha çok yararlanmak yanında nükleer enerjinin de gündeme gelmesi gerekir.

Metin Münir / Milliyet
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100