22 Ekim 2006 Pazar 00:00
254 Okunma
O zat, bu zat farketmez, asker konuşur arkadaşlar
Giresun Işık Gazetesindten Hüseyin Mümtaz, "asker konuşmaz" diyenlere 2. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız'ın yaptığı konuşma üzerinden oldukça anlamlı bir cevap veriyor ~|~

 
 
Bazıları rahatsız olsa da asker konuşuyor, konuşmaya devam ediyor, lâf aramızda çok da iyi yapıyor..
Başbakan; Dolmabahçe Sarayı Muhafızlar Köşkü'nden "dönüştürülmüş" çalışma ofisinde kabul ettiği Uğur Dündar'a;
"Kuvvet komutanlarının kendi ilgi alanları dışında konuşması doğru değildir. Askerin görüşü hakkında Genelkurmay Başkanı ya da ikinci başkan konuşabilir, Kuvvet komutanları kendi ilgi alanlarına yönelik açıklama yapar ", ve...
"İrtica, laiklik ve terör gibi konular öncelikle iktidarın sorumluluğundadır. İddia edildiği gibi laiklik ve irtica konusunda abartılı bir sıkıntı yoktur. Lokal veya bireysel bazı çıkışları adeta Türkiye'nin genelinde egemenmiş gibi gösterirsek yanlış yaparız, ülkeyi gereriz, piyasaları gereriz. Yani yeni yeni böyle saptamalar yapıyoruz. Doğru değil" demişti..

Sonunda rahatsızlık geçirdi, 60 kişilik koruma taburunun arasından ancak aracının camı balyozla kırılarak kurtarılabildi.. Geçmiş olsun..
Acaba onun tahatsızlığına mı denk geldi de cevap verilemedi ama tam da o sıralar çok önemli iki olay cereyan etti.

1.Avrupa Parlamentosu çatısı altında düzenlenen "Avrupa Birliği, Türkiye ve Kürtler" konulu konferansta konuşan DTP'li Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Baydemir, merkeziyetçlikten adem-i merkeziyetçiliğe geçilmesinin, Kürt sorunu başta olmak üzere Güneydoğu'nun sorunlarının çözümünde kolaylaştırıcı rol oynayabileceğini söyledi. "Yerel kaynakların yerel yönetimler tarafından da kullanılması" tezini savunan Baydemir, oldukça dikkat çekici örnekler verdi. Brüksel'de bu yıl 3'üncüsü düzenlenen konferansta konuşan Baydemir, yetkilerin ve kaynakların paylaşılması halinde istikrar ve sosyo-ekonomik gelişmenin artacağını vurguladı. Örnek olarak Batman'daki petrol rezervlerini ve bölgedeki hidroelektrik enerji kaynaklarını gösteren Baydemir'in sorguladığı bir başka unsuru da valilik ve belediye başkanının yetkilerini birleştiren ve bu yetkileri üzerinde toplayan kişinin seçimle belirlendiği bir modelin yaratılıp yaratılamayacağı oluşturdu. Baydemir, "Sakın bu öneriyi eyalet sistemi ya da federal yapı tartışması açıyorum gibi algılamayın" dedi. Bölgeler arası gelişmişlik farkını ortadan kaldırmak amacıyla bölgesel metropol kentler oluşturulabileceğini söyleyen Baydemir, bunlara örnek olarak da Diyarbakır, Van ve Trabzon'u gösterdi. "Bölünme korkusu yersiz. Devletin bütünlüğü ve toplumun istikrarı zorlamayla sağlanamaz. Hepimiz daha güçlü ve demokratik bir Türkiye istiyoruz" diyen Baydemir'in, "Bu tür platformların ve bu tür bir konferansın TBMM çatısı altında gerçekleşebilmesi en büyük temennimdir" sözleri de dikkati çekti. DTP Başkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan da Kürtçe yayıncılığın "içler acısı" bir halde olduğunu, tek bir özel Kürtçe kursunun bulunmadığını ve refomların gerekli etkiyi yaratmadığını savunarak "Kral çıplak" dedi. Devletin DTP'ye "terör düzeyine varan şiddet" uyguladığını da öne süren Bakırhan, terör örgütü tarafından ilan edilen ateşkesin kalıcı hale gelebilmesi için, AB'nin rol oynamasını da istedyerek "Sorun artık AB'nin de sorunu" diye konuştu.

2.Irak'ın Kürt Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, Kuzey Irak'ta terör örgütü PKK yanlılarının kaldığı Mahmur Kampı'nın kapatılamayacağını belirterek, "Türkiye bize anlayış göstermeli. Şu anki ortamda Irak ve ABD'nin PKK'ya karşı cephe açıp savaşması mümkün değil" dedi. Kuzey Irak'ta yayın yapan 'Kürdistan Nwe' gazetesine açıklama yapan Zebari, Türkiye ile Irak arasında yaşanan PKK ve Mahmur Kampı'na ilişkin krizi değerlendirdi. Türkiye'nin her koşulda PKK'ya karşı Irak'ın etkin bir şekilde harekete geçmesi çağrısında bulunduğunu hatırlatan Zebari, "ABD ve Irak'ın günümüz koşullarında PKK'ya karşı bir cephe açarak savaşması mümkün değil. Türkiye, bize anlayış göstermeli. Çünkü PKK'ya yönelik mücadele için, ülkenin güneyinden ve orta kesimindeki askeri gücü kuzeye çekip, burada mücadele göstermemiz zor. Irak'ta artarak devam eden bir şiddet döngüsü var. Öncelikli hedefimiz Irak'taki şiddeti durdurup, istikrarı sağlamaktır" diye konuştu. Zebari, Irak hükümeti ve Federal Kürdistan hükümetinin baskısının PKK'ya saldırılara durdurmayı kabul ettirdiğini ileri sürerek, Irak topraklarında Türkiye'nin zararına olacak unsurları barındırmaktan kaçındıklarını iddia etti. Bakan Zebari, PKK konusunda askeri müdahaleden ziyade diyalog yolunu tercih ettiklerini söyledi. Zebari, Türkiye ile Irak arasında krize yol açan Mahmur Kampı'nın kapatılmayacağını da belirterek, "Herkes şunu bilmelidir ki, Irak hükümeti tek bir mülteciyi dahi çıkarmayacaktır. Bu alınan resmi bir karardır ve bu kararımızı herkese bildirdik. Ancak geldikleri topraklara geri dönmek isterlerse biz yardımcı olabiliriz" dedi.

Anladınız mı "koordinatörler"in ne işe yarayacağını?
Biri içerden, diğeri dışarıdan bu iki radikal çıkışa, siyasetçilerden ve devlet adamlarından kimse cevap vermedi...
İlgilenmediler mi, önemsemediler mi bilinmez..
Ama Kuvvet Komutanı filan değil, İkinci Ordu Komutanı bir iftar yemeği verdi..
Ne o, askerin iftar yemeği vermesi acayibinize mi gitti?
Siz her fırsattan istifade ile çadır kurup verdiğinizde bir şey olmuyor da Ordu Komutanı Şehit Ailelerine iftar verince mi "olay" oluyor?
Orgeneral Hasan Iğsız, Malatya Orduevi'nde şehit ve gazi ailelerine verilen iftar yemeğinde yaptığı konuşmada, PKK terör örgütünün sözde ateşkesinden sözedildiğini belirterek, şunları söyledi: ''(Sözde) tabirini kullanma ihtiyacını hissediyorum. Çünkü bir devletle onun silahlı kuvvetleriyle bir terör örgütü arasında ateşkes diye birşey söz konusu olamaz. Maalesef sizler onları çok iyi biliyorsunuz. İçeride ve dışarıda onun destekçisi durumunda olan bazı gruplar diyor ki, 'efendim bakın terör örgütü ne kadar iyiniyet gösterdi. Siz de bunlara karşılık göstermeye hazırlanın'' Peki ne yapalım? 'Efendim öncelikle operasyonları durdurun. Zaten kış geliyor. PKK zaten kışın eylem imkanlarını büyük ölçüde yitiriyor. O halde bırakın kışın rahat rahat dinlensin' Sonra keyfi istediği zaman daha güçlenmiş olarak kanlı eylemlerine tekrar başlasın. Peki başka ne yapalım? 'Efendim af çıkarın' Bakın sırada olan şeyler bunlardır. Bunlar PKK'yı siyaset sahnesine çekme senaryosunun parçalarıdır. Peki diyorsanız ki 'siz ne düşünüyorsunuz?' Hepiniz hatırlayacaksınız sayın Genelkurmay Başkanımız, sayın Kara Kuvvetleri Komutanımız defalarca ve net bir şekilde ifade ettiler. Bugün ben de sizlere terörle mücadeleden sorumlu olan 2. Ordu'nun komutanı olarak aynı açıklıkla ifade ediyorum. Terörle mücadelemiz artan bir kararlılıkla sonuna kadar devam edecektir. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Kimse hayaller kurmasın, yanlış hesaplar peşinde de koşmasın. 'Efendim Silahlı Kuvvetler bu işi ne zaman durdurur?' Durdurur mu? Durdurur. Ne zaman? Dağda elinde silah olan terörist kalmayıncaya kadar. Başka? Kendilerini ve silahlarını gelip Türkiye Cumhuriyeti adalet sistemine teslim ederlerse Silahlı Kuvvetler de ondan sonra mücadeleyi sonuçlandırmış olarak bırakır. Bunun dışında hiç kimse başka beklentiler içinde olmasın. Bunu özellikle sizlere ifade etmek istiyorum. Çünkü yürekten inanıyorum ki bu tarz konuşmalar en fazla sizleri rahatsız ediyor. Ama bu konuda hiçbir endişeniz olmasın.''

Orgeneral Iğsız'ın konuşmasından Ağar, Erdoğan dahil herkes payına düşeni alabilir..
Ağar ne demiştİ; "Dağdan inip ovada siyaset yapsınlar"...
Cevabı yukarıda..
Erdoğan ne demişti; "-Dağda tek bir terörist kalmayıncaya kadar silahlı mücadele devam edecek- ...Bu çok iddialı bir ifade. Bu konuda bütün enstrümanlarını kullanmak başka bir şeydir, operasyonel olarak vazife sürdürmek başka bir şeydir. Son bir kişi kalana kadar bu işi sürdüreceğiz ifadesi, çok başka bir şeydir. Bunu dünyada kimse halledememiş ki, biz halledelim. Ha, siner veya pasif duruma geçebilir ama bitmez"..
Cevabı yukarıda...
Erdoğan ne demişti, "Askerin görüşü hakkında Genelkurmay Başkanı ya da ikinci başkan konuşabilir, Kuvvet komutanları kendi ilgi alanlarına yönelik açıklama yapar"...
Olur...
Cevabı yukarıda....

Acaba diyorum, Baydemir ve Zebari'ye; sorumlu bir yetkili çıkıp da üst seviyeden, gereken cevabı vermiş olsaydı, Orgeneral Iğsız konuşur muydu?
O zaman neden "asker konuşuyor" diyorsunuz?
Onlar da bu vatanın evlâdı değil mi?
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt Yunanistan'a gidecekmiş?
Neden?
Daha geçen sene KKK olarak gitmedi mi?
Genelkurmay'ın resmî internet sitesinde; 12-17 Ekim tarihleri arasındaki son 5 günde Yunan savaş uçaklarının uluslararası sahada eğitim uçuşu yapan Türk savaş uçaklarını tam on kez tâciz ettiği yazılı..
Genelkurmay Başkanı'nın tam da ziyareti öncesi bu tavırlar, "gelme" demek değil midir?
Edepsizlik değil midir?
Yunan Genelkurmay Başkanından habersiz mi Yunanlı pilotlar bu işi yapıyorlar?
Yunanistan bunu hep yapmıyor mu?
Ne zaman Atina'ya bir Türk yetkili gidecek olsa Atina Büyükelçiliğimiz mensuplarının araçları yakılır.. Saldırılar olur..
Biz ne yaparız?
Biz "jest" olarak, hem bir önceki dışişleri bakanı Mavromatis, hem şimdiki Bakoyanni geleceği zaman "planlı tabikatları" bile erteleriz..
Uçuşları askıya alırız..
Büyükanıt gitmesin...
Yahut geçen seferki gibi, bayrağa hakaret yüzünden özür diledikleri gibi, bu tâcizler için de özür dilerlerse, ve onun da içine sinerse gitsin...
Madem "askeri politika" yapıyoruz...
Askerin politikası böyle olur..
Olmalı...

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100