16 Haziran 2007 Cumartesi 00:00
272 Okunma
Öğretmenlerin bitmeyen çilesi
Öğretmenlerimiz o kadar dolular ki yaz yaz bitmiyor. Kiminin özlük sorunları var, kimisi de parçalanmış aile. İlgilenenleri ise yok gibi. Kırgınlıklar biraz da bu yüzden.
~|~

Yaşanan kaosu görmek için her gün yüzlercesi gelen şu mektuplardan birkaçına göz atmak yeter de artar:
"Aylardır 'Anadolu Liseleri Öğretmen Seçme Sınavı için emek verdik. Başvurular 11?15 Haziran arasında. İlk günümüzde, bütün öğretmenler, bilgisayarların başında saatlerce bekledik. Ancak akşama doğru açık okullar gösterildi. Bir de ne görelim! Açık okul falan yok. Soluğu önce, okul müdürlerinde aldık. Açık olduğunu söylediğiniz okullar kapalı görünüyor sistemde, gene torpil mi var dedik! Hayır dediler. Bizim de ihtiyacımız var. Açık belirtiyoruz. Ama nasıl oluyorsa açık görünmüyor. Ya sabır çektik, ilk gündür diye! İkinci günümüz çok daha berbattı. Sistem bütün gün hata verdi, durdu.

Bunun dışında bir yığın hatalı sayfalar geldi karşımıza. Tanımadığımız öğretmenlerin bilgileriyle karşılaştık. Bugün, son gün. Ama karne dağıtımı dolayısıyla hiçbir şey yapamayacağız. Kimseye başvuramıyoruz. Neler oluyor? Ben yanıma ufak bir battaniye alarak soğuk havalarda dışarıda çalıştığımı bile hatırlıyorum. Emeğime neler yapılıyor? Lütfen yardım edin. Açık olduğuna yüzde yüz emin olduğum okullar var. Kapalı gösteriliyor. Sesimizi siz duyun. Kimse bizi dinlemiyor. Kimse bizi adam yerine koymuyor. Öğretmenlere sahip çıkın. Yardım!!!"

"Ben sözleşmeli öğretmen olarak çalışmaktayım. Bizim durumumuz gerçekten çok garip. Hem KPSS'ye hazırlanıyoruz, hem de öğretmenlik yapıyoruz. Yani ne öğretmeniz ne de değiliz. Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının getirilmesinde geçerli nedenler vardır herhalde, ama duruma bizim açımızdan bakıldığında pek mutlu olduğumuz söylenemez.
Bizim ne hükümetle ne de bakanlıkla bir derdimiz yok. Biz sadece eğitimin bir bütün halde düzene girmesini istiyoruz. Okullardaki öğretmenler arasında inanılmaz ayrılıklar var. Sözleşmeli, kadrolu, ücretli, vekil öğretmen. Bu durumun okullardaki yansıması ise çok ilginç oluyor. Öğrenci, okula gittiğinizde ilk olarak kadrolu musunuz diye soruyor? Eğer kadrolu değilsen, ne idare, ne kadrolu öğretmenler, ne veliler ne de öğrenciler dersin ne olursa olsun seni önemsemiyor, geçicisin diye bakılıyor.
Biz artık yorulduk. Sözleşmeli öğretmenlik, altyapısı hazırlanmadan uygulamaya konuldu ve sonucu pek düşünülmedi. Bu uygulamada o kadar çok eksikler var ki ve biz sadece günlük çözümlerle yaşıyoruz. Belki hiç atanamayan arkadaşlarımızdan daha şanslıyız.

Ama biz de artık önümüzü görmek hayatımıza yön vermek istiyoruz. KPSS'ye hazırlanmak yerine zamanımızı işimizde daha iyi olmak için harcamak istiyoruz. Eğer sözleşmeli öğretmenlik çok gerekliyse ilerde altyapısı tamamlandıktan sonra uygulansın. Şimdi yaklaşık 20000 kişi üzerinde yapboz oynanmasın.
Eğitim alanındaki bu kadar sorunun ve yanlışların nedeni zaten hükümetlerin sorunları geçici yollarla çözmesi değil mi? Eğitimle uzaktan yakından ilgisi olmayan insanlar sadece açık kapansın diye öğretmen yapıldı. Bunlardan ne kadarı kendini eğitim ve teknoloji alanında geliştirdi ki? Oysa şu an üniversite mezunu, bilgi ve teknoloji olarak donanımlı binlerce eğitimci dışarıda bekliyor.
Sözleşmeli öğretmenlerse yarın ne olacak acaba gözüyle bakıyor işine. Artık herkes işini yapsın. Biz sadece bize güvenilmesini bekliyoruz.'
Abbas Güçlü
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100