18 Ekim 2006 Çarşamba 00:00
403 Okunma
Onlar indiriyor biz bakıyoruz
İstanbul'un fethinden sonra camiye çevrilen kiliselerden üçü geri alındı. Yıllardır restore edilen üçünü de aynı son bekliyor ~|~

İSTANBUL'un fethinden sonra öncelikle Ayasofya'yı çeviren Fatih Sultan Mehmet, kentteki diğer kiliselerin çoğuna dokunmadı, bazılarını camiye çevirmek için cemaatlerinin zaman içinde azalmasını bekledi. II. Bayezid döneminde ise tamir
edilen kiliseler, cami olarak ibadete açıldı.

Bugün ise tarihi yarımadada ne yazık ki sular geriye akmakta. Ayasofya, Kariye ve Fethiye'de önce onarım bahanesiyle cemaat uzaklaştırıldı, korumaya alındı ve ihya edildi. Üçü de şimdilik müze. ABD Bizans Enstitüsü'nün hedef tahtasına koyduğu, Osmanlı döneminde camiye çevrilen kiliselerdende şu anda üçü daha restorasyon, yani uyutma/unutulma safhasında. Bunlardan ilki, Ayasofya'dan sonra Bizans'ın en büyük ve değerli olanı, Fatih'in önce medrese olarak kullanıp sonra Molla Zeyrek'e vererek camiye çevirdiği Pantokrator Kilisesi'dir.
Zeyrek semti, 1975 yılında SİT alanı ilan edildi, 1985'te de UNESCO tarafından 'Dünya Mirası Projesi' kapsamına alındı.

Molla Zeyrek Camii 3 bölümden oluşan kilisenin sadece bir bölümüne hapsedildi. İçi acınacak halde. İki ?üç kez gittiğimiz öğle ve ikindi namazlarında tek cemaat ve orada bir görevliyle karşılaştık. 1997 yılında Rahmi Koç Vakfı, Fatih Belediye Başkanı Sadettin Tantan'ın desteğiyle, bu caminin önündeki alanı temizleyerek Zeyrekhane adıyla turistik bir mekan olarak hizmete soktu.

Alemlerle verilen mesaj
İlginç olan, Zeyrekhane'nin bahçesinde, İslam'ın simgesi olan ve en yüksek yerde bulunması gereken alemlerin ayak altına konulması. Hangi camiden indirildiğini bilemediğimiz bu alemleri gören vatandaşlar, verilmek istenen mesajı düşünüyor. 'Şu kadar camiyi devirdik, hilali ayaklarımızın altına aldık mı demek istiyorlar?' diyerek tepki gösteriyor.
1995 yılında başlayan restorasyonda, karşımıza yine ABD Bizans Enstitüsü'nün izleri çıkıyor. Amerikalı Bizans tarihi araştırmacısı Profesör Robert Ousterhout, 1970'ten beri adeta bir İstanbullu. Her yaz geliyor, iki Türk akademisyenle burada gönüllü çalışıyor. Verdiği emeğin yanı sıra, her yıl yaklaşık ABD vakıflarından topladığını söylediği 100 bin dolar getiriyor. Restorasyon ise uzadıkça uzuyor. Ta ki tek çivi çakılmayan, Molla Zeyrek Camii harabeye dönene kadar. Sonrası malumunuz. Klasik müzik eşliğinde müze açılışına davet ediliriz.
Bu malum sonu önceden görmüş olacak ki ferasetli bazı kimselerin, İsmailağa cemaatinden bazı kimselerin, Fethiye'nin düşmesinden (!) sonra her gün oraya bir kişiyi gönderip cemaat olması ve caminin açık kalması için teşvikte bulunduğunu duyduk. Belki de dikkatlerin İsmailağa'ya yöneltilmesinin bir nedeni de 'uzak durun' mesajı vermek.

Küçükayasofya da sırada
1512'de Yavuz Sultan Selim tarafından camiye çevrilen Cankurtaran ile Kadırga arasındaki Küçük Ayasofya Camii (Aziz Sergios ve Bakhus Kilisesi) Bizans tarihinde çok önemli bir yer işgal ediyor. Orasının da restorasyonu devam ediyor. Yarın ne olacağını göreceğiz.

Hey gidi İmrahor Camii hey

İstanbul'un en eski yapılarından biri olan İmrahor Camii'ni bekleyen son da yazık ki yukarıdakilerden farklı değil. 1486 yılında II. Bayezid'in vezirlerinden İmrahor İlyas Bey adına camiye çevirdiği (Studios Manastırı ve Vatfizci Yahya Bazilikası), 13. Yüzyıl'da 4. Haçlı seferinde yakılıp yıkıldı, fetihten sonra eşsiz güzellikteki bu yer ünlü hattatların yetiştiği bir merkez oldu. 400 yıl ayakta kalan İmrahor İlyas Bey Camii ve külliyesi, 1894 depreminde büyük hasar gördü, 1908'de çatısı çökünce bir kısmı cami olarak ayrıldı ve 50 yıl namaza açık tutuldu. 50 yıldan bu yana uyutulan bina için aynı eller yine devreye girmede gecikmeyecekti.

Kültür dokusu korunacakmış
İmrahor İlyas Camii için restorasyon kararı alındı. Ancak, açıklamayı yapan, Ayasofya Müzesi Müdiresi Jale Dedeoğlu, buranın Vatfizci Yahya adına inşa ettirildiğini, imparatorların ibadet ettiği yer olduğunu belirtirken, niyetini de açıklıyordu: 'Biz mermer döşemelerin bozulan kısımlarında ve diğer noktalarda temizlik çalışmaları yapmak istiyoruz. Duvar ve sütunları halen ayakta olan bu binanın, çöken iç yapısı ayağa kaldırıldığında Bizans tarihinde patriklerin, Osmanlı tarihinde hattatların yetiştiği, dünya kültür mirası niteliğindeki bu çok etkileyici, büyük yapıyı yaşatmış olacağız. Yapının alt yapısıyla kurtarılması söz konusu. Daha sonra bina orijinalinde nasılsa, ki kubbeli değil kemer çatılı bir yapıdır, o şekilde bir restorasyon çalışmasına geçmek istiyoruz. Döşeme mozaikleri temizlenip sağlamlaştırılarak zeminin zarar görmeden dolaşılacak biçimde düzenlenmesi veya üzerinin uygun bir malzemeyle kapatılıp koruma altına alınması gerekir. Hedefimiz, binanın halihazır durumunun korunup, olmayan sütunlarının orijinaline uygun şekilde tamamlanarak kültürel etkinliklerin yapılabileceği, ancak kültür dokusunun saklandığı bir yapı kurabilmek.''
Pek uzun bir açıklama ama, kısaca özetlersek, 'İmrahor İlyas Bey' gidici, yerine Vatfizci Yahya Bey geliyor. Yani, Osmanlı padişahlarının sefere çıkarken uğurlandıkları bu yer, artık Bizans imparatorlarının ibadet ettiği yere dönüşecek. Yazımızın başında sular tersine akıyor derken neyi kastettiğimiz şimdi daha belirgin sanırım.

Bitmeyen restorasyon

Molla Zeyrek Camii'nde restorasyona yaklaşık 10 yıl önce başlandı. Cami kısmına hiç el sürülmedi. Makyaj sadece kilise şapellerine yapılıyor. Cami cemaatsiz kalıp kapatılınca, onu da Kariye ve Fethiye'nin akıbeti bekliyor (üstte). Vefa'da ise Fatih Sultan Mehmet'in hocası Molla Gürani'nin adını taşıyan cami de (yanda), kiliseye çevrilmek isteniyor. Tabii zaman müsait olunca...
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100