03 Nisan 2006 Pazartesi 00:00
459 Okunma
'Onlar senin kıblene dönmez'
"İnsanlardan bir kısım beyinsizler; Yönelmekte oldukları kıblelerinden onları çeviren nedir? diyeceklerdir. De ki: Doğu da batı da Allah'ındır..." M.KARABACAK'ın yazısı... ~|~






Cenab-ı Hak: Habibim! Ehl?i kitap asla Senin kıblene/dinine dönmez
Değişik Hadis?i şeriflerde Rahmet ve Şefaat peygamberinin şu ölçü cümlesini
görürüz; ...siz "ehl?i kitaba muhalefet ediniz"
Mesela:
"Yahudiler ve Hıristiyanlar saçlarını boyamazlar, (siz boyayarak) onlara muhalefet edin."
Hz. Peygamber (as)'ın ehl?i kitap muhalefeti öyle ciddi idi ki, bu tavır karşısında ehl?i kitap da şunu demek zorunda kalmıştı: "Muhammed bize muhalefet etmedik bir şey bırakmadı."
Daha önce bu köşede çıkan bir yazımda sizlere sunduğum bir had?si şerif, Hz. Peygamber'in (as) bu "muhalefet" konusunda ne kadar hassas olduğunun bir başka delilidir.
Ebu Umame el Bâhlî (ra)'den: "Resulüllah (as) sakalları beyaz bir grup ashapla karşılaştı ve şöyle buyurdu: "Ey Ensar topluluğu (sakallarınızı kına ile) kırmızı ve sarı renge dönüştürerek Ehl?i Kitab'a muhalefet ediniz."

Dedik ki: "Ey Allah'ın resulü Ehl?i kitab pantolon (don) giyiyor ve izar/peştemal kullanmıyor." Resulüllah (as): "Pantolonu (donu) izarla/peştemalla giyip Ehl?i Kitab'a muhalefet ediniz" buyurdu. Dedik ki:
"Ey Allah'ın resulü! Ehl?i Kitab terlik giyiyor ayakkabı giymiyor."
Resulüllah (as): "Siz hem terlik hem de ayakkabı giyerek Ehl?i Kitab'a muhalefet ediniz" buyurdu. Dedik ki: "Ey Allah'ın resulü! Ehl?i Kitab, sakallarını kırpıp bıyıklarını uzatıyor." Resulüllah (as): "Siz de sakallarınızı uzatıp bıyıklarınızı kısaltmak süretiyle Ehl?i Kitab'a muhalefet ediniz" buyurdu" (Ahmet b. Hanbel, c.5, 264).
Bütün bunların yanında, bu "muhalefetin" en önemli konu başlığı, bana göre Kıble konusunda ehl?i kitaba bizzat Allah'ın gösterdiği muhalefettir.
Evet, İslam'ın ehl?i kitaba en büyük muhalefeti Allah'a yönelme, yani Kıble seçilen mekan konusundadır.

Bu konudaki ayetlerden önce, ayetlerin "sebeb?i nüzûlü" hakkında bilgi verelim.
Resulüllah Medine'ye geldikten sonra Müslümanlar on altı ay kadar Kudüs'e yönelerek namaz kıldılar. Bu durum Yahudilerin şımarmalarına, "Muhammet ve ashabı kıblelerinin neresi olduğunu bilmiyorlardı, biz onlara yol gösterdik" gibi laflar etmelerine ve bunu etrafa yaymalarına sebep olmuştur.
Resulüllah, Allah'tan İslam'a kendi kıblesinin verilmesini niyaz etti. İşte bundan sonra Kudüs'ten Kâbe'ye dönülmesi emri geldi.

Aşağıdaki ayetler bunun üzerine nazil oldu.
* "İnsanlardan bir kısım beyinsizler; Yönelmekte oldukları kıblelerinden onları çeviren nedir? diyeceklerdir. De ki: Doğu da batı da Allah'ındır. O dilediğini doğru yola iletir."
* "İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Resûl'ün de size şahit olması için sizi mutedil bir millet kıldık. (Senin arzulayıp da şu anda) yönelmediğin kıbleyi (Kâbe'yi) biz ancak Peygamber'e uyanı, ökçeleri üzerinde geri dönenden ayırt etmemiz için kıble yaptık. Bu, Allah'ın hidayet verdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı asla zayi edecek değildir. Zira Allah insanlara karşı şefkatli ve merhametlidir."

* "(Ey Muhammet!) Biz senin yüzünü göğe çevirmekte olduğunu (yücelerden haber beklediğini) görüyoruz. İşte şimdi, seni memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid?i Haram tarafına çevir. (Ey Müslümanlar!) siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzlerinizi o tarafa çevirin. Şüphe yok ki, ehl?i kitap, onun Rablerinden gelen gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapmakta olduklarından habersiz değildir."

* "Yemin olsun ki (habibim!) sen ehl?i kitaba her türlü ayeti (mucizeyi) getirsen, yine de onlar senin kıblene dönmezler. Sen de onların kıblesine dönecek değilsin. Onlar da birbirlerinin kıblesine dönmezler. Sana gelen bu ilimden sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, işte o zaman sen hakkı çiğneyenlerden olursun."
Bakara Sûresi 142. ayetten 145. ayete kadar olan bu ayetler İslam'ın ve Müslümanların ehl?i kitap denen Yahudi ve Hıristiyanlara en büyük muhalefeti koyan ayetleridir.
145. ayette geçen "Yemin olsun ki (habibim!) sen ehl?i kitaba her türlü ayeti (mucizeyi) getirsen yine de onlar senin kıblene dönmezler. Sen de onların kıblesine dönecek değilsin."Son ve net çizgidir.
Ayette geçen kıblenin bir başka anlamı da dindir.
Yani ""Yemin olsun ki (habibim!) sen ehl?i kitaba her türlü ayeti (mucizeyi) getirsen, yine de onlar senin kıblene/dinine dönmezler. Sen de onların kıblesine/dinine dönecek değilsin. Onlar da birbirlerinin kıblesine/dinine dönmezler. Sana gelen bu ilimden sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, işte o zaman sen hakkı çiğneyenlerden olursun."

Ne yaparsan yap, hangi mucizeyi getirirsen getir, onlar ehl?i kitap kaldıkça senin getirdiğin İslam'ı din olarak kabul etmeyeceklerdir.
Sen de asla onların arzularına uyup hakkı çiğneme.
Kur'an'ın bazı ayetlerinde geçen "ehl?i kitaptan bazıları" ifadesi hususidir. Yani istisnai bir durumu anlatmak içindir.
Umumi hüküm ehl?i kitabın dalalette olduğu ve asla İslam'ı din, Kur'an'ı Allah kelamı ve Hz. Muhammed'i (as) de peygamber olarak kabul etmeyecekleri yönündedir.
"Efendim ilerinde kabul edip gizli tutanlar vardır" gibi sözler hem doğru değildir, hem de bunu savunmak "Müslüman'a(!) düşmez.
Bir insan ben Yahudi'yim, yada Hıristiyan'ım dediği ana İslam ölçülerine göre bu insan gayr?i Müslim'dir, yani Müslüman değildir.
Hak üzre olmak ancak Müslüman olmakla mümkündür.

İnsanlık tarihinde aynı anda meriyette olan birden fazla hak din yoktur ve olmamıştır.
Dolayısıyla aynı anda iki dinden olan kişi de yoktur.
"Diyalogun bir başka göstergesi olan düğün için" Nisan 2000 tarihli Zaman  Gazetesi'nin "Papaz Lestar şahadet getirerek kendini hem Hıristiyan hem de Müslüman ilan etti" şeklindeki haberi de İslam anlayışına terstir.
Şahadet sadece Müslüman olmak için şarttır ve şahadet getiren sadece Müslüman olur, başka bir şey değil.

Müslim KARABACAK / muslimkarabacak@gmail.com

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100