Bu haber kez okundu.

?Onu öyle yazmazlar!'
Çocuklukta bir tekerleme vardı: "Onu öyle demezler" diye başlar, "...peynir ekmek yemezler" diye devam ederdi, sonunu da herkes kendisine göre bitirirdi... ~|~

Ali Püsküllüoğlu'nun kitabının adı da "Onu Öyle Yazmazlar", "demezler" değil...  Halk ağzında sözcükler bozulabilir, örneğin halk "payton"der, oysa sözcüğün kabul edilmiş yazım biçimi "fayton"dur. Halk ağzında "abi" de olabilir, "ağbi" de olabilir, önemli olan yazım biçimidir. Ali Püsküllüoğlu böyle diyor. Örneğin, önceden her Avrupa ülkesinin kendi para birimi olduğu için Alman parasına mark, Fransız parasına frank, Yunan parasına drahmi diyorduk. Şimdi paralar birleştiğine göre ne diyeceğiz. TDK "avro" denmesini öneriyor, kimimiz Fransızın, kimimiz İngilizin, kimimiz Almanın söyleyişine uyuyoruz. Ali Püsküllüoğlu bunu da eleştiriyor...

PEKİ ne yapmalıyız, ne demeliyiz? Püsküllüoğlu'nun önerisi şu: "Bu sözcüğü (Euro) biçiminde yazdığımıza göre, yazıldığı gibi söyleyelim yazalım, okuyalım yani (e/u/ro) diyelim. İlk başlarda biraz zorlanırız ama çıkar yol budur." Üzerinde düşünmekte yarar var.

ALLAH rahmet eylesin, İhsan Sabri Çağlayangil Dışişleri Bakanı iken, başka ülkelerin Dışişleri bakanlarından söz ederken, "Aziz meslektaşım" diye lafa başlardı. Çağlayangil'in bu söylemi giderek yaygınlaştı, artık her Dışişleri Bakanı, başka ülkelerin Dışişleri bakanlarından söz ederken, lafa "Meslektaşım!" diye başlıyor.

Acaba doğru mu?
ALİ Püsküllüoğlu'na göre yanlış... Siyaset meslek midir, siyasetçiler birbirlerine meslektaş diyebilirler mi? Ali Püsküllüoğlu "Diyemezler!" diyor: "Meslek nedir? Meslek, kişinin kendisine temel çalışma alanı seçtiği, geçimini sağlamak için yaptığı sürekli iştir. Bakanın yaptığı görev, geçimini sağlamak için yaptığı sürekli bir iş midir? Değildir. O halde bir meslek de değildir. Dolayısıyla söz konusu iki bakan için meslektaş denemez. Başka dillerde dense bile Türkçede denemez." Şimdi gelelim "Onu Öyle Yazmazlar"a... "Abacur değil "abajur", "acanda" değil "ajanda", "acaip" değil "acayip", "başkanvekili" değil "başkan vekili", "beyendi" değil "beğendi", "bulucin" değil "blucin", "büftek" değil "biftek", "ceryan" değil "cereyan", "cimlastik" değil "jimnastik", "ciyer" değil "ciğer", "çeket" değil "ceket", "dalevere" değil "dalavere", "diyolog" değil "diyalog", "elektirik" değil "elektrik", "ezrail" değil "azrail", "fikistür" değil "fikstür", "herhangibiri" değil "herhangi biri", "namkör" değil "nankör"... "Onu öyle demezler!" kadar, "Onu Öyle Yazmazlar"a da önem vermek gerekmez mi?
Hasan Pulur
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100