Bu haber kez okundu.

Örtülü Bölgesel Savaş
Bugün yazarı Cengiz Çandar, epey ABD yanlısı olsa da, Ortadoğu'yu iyi bilir. Dün İsrail'in Lübnan'ı işgalini farklı bir perspektiften gündeme getirdi ~|~

İsrail'in Lübnan'a girdiği, Güney Lübnan'daki köprüleri bombaladığı sırada, BM'nin birkaç ay önce emekli olan eski bir Genel Sekreter Yardımcısı ile beraberdim. O sırada, Beyrut'tan gelen bir telefonda gelişmeleri "saha"dan dinledim ve ona aktardım. Hiç tereddüt etmeden, "Bu, kolektif cezalandırmaya girer ve savaş suçudur" dedi.

İsrail Başbakanı Ehud Olmert, iki askerinin Hizbullah tarafından kaçırılması üzerine Lübnan'ı kendisine karşı "savaş ilanı" olarak niteledi, önce Beyrut havaalanını bombalayarak, Lübnan'ı kara ve deniz ablukası altına aldı. Oysa, Lübnan hükümeti, İsrail askerlerinin kaçırılmasıyla bir ilişkisi olmadığını söylediği gibi, eylemi "desteklemediğini" ?Suriye'nin aksine? açıkça belirtti. Lübnan'ın "Suriye karşıtları ile Suriye yandaşları (başta Hizbullah)" arasında bölünmüş çok hassas ve kırılgan ?mezhebi? iç yapısı, İsrail saldırılarıyla da beslenerek kırıldı, kırılacak...

Basbayağı bir savaş
Ne oluyor? Televizyon kanallarının her fırsatta bana ve başkalarına yönelttiği ilk soru "Ortadoğu'da bir savaşın eşiğinde miyiz?"
Şayet "savaş"tan kasıt, 1967 ya da 1973 savaşı gibi İsrail'in çevresindeki Arap ülkeleriyle tutuştuğu "konvansiyonel savaş" ise, hayır. Dönem değişik, şartlar değişik. Öyle bir "konvansiyonel savaş" ihtimali, en azından, şu aşamada gözükmüyor.

Ama, basbayağı bir "bölgesel örtülü savaş" halindeyiz. "Eşiğinde" falan değil; içinde. Savaşın tarafları, İsrail, İsrail ile ortak sınırları olmayan İran ve ayrıca "acentalar" aracılığıyla İsrail ile "dolaylı" bir savaş yürüten Suriye. İsrail'in karşısında İran?Suriye?Hizbullah?Hamas'tan oluşan bir cephe söz konusu ve İsrail'e karşı savaş, bazı Hamaslı gruplar ve Hizbullah aracılığıyla yürütülüyor.
Aracılığı yapanlar, biri Şii, diğeri Sünni iki İslamcı örgüt ama "kararlar"ın Nusayri?Alevi kimlikli rejime sahip olan Suriye başkenti Şam'da ve hatta Tahran'da alındığı varsayılıyor. Bu nedenle, liberal İsrail gazetesi Haaretz'de yer alan bir yorumda, "Konu, kaçırılan İsrail askerlerinin kurtarılmasının çok ötesinde. Gazze'deki operasyon, Kuzey'e, Lübnan'a taşarak, konunun yerel değil bölgesel olduğunu ortaya koyuyor" diye yazmıştı.

İsrail'in niyeti
İsrail Savunma Bakanı Amir Peretz, "Hizbullah'ın Lübnan?İsrail sınırına dönmesine izin verilmeyecek" dedi. Güney Lübnan, altı yıl sonra, daha önceki 18 yıl boyunca olduğu gibi tekrar İsrail işgali altına mı girecek? Belki. Amir Peretz, koalisyon ortağı İşçi Partisi'nin genel başkanı. Daha ilginci, yakın geçmişe kadar, İsrail'deki barış yürüyüşlerinin en önünde yer alan "barış yanlısı militanlar"dan biriydi. Şu an itibarıyla, Ehud Olmert'in Kadima, Peretz'in İşçi Partisi koalisyon hükümeti, büyük ölçüde bir Yahudi "ulusal birlik" hükümeti görüntüsünde ve izlenmekte olan politikaya ilişkin, en azından görünebilir vadede, İsrail iç politikasında "çatlak" beklemek gerçekçi değil.

İsrail, "günah"ı Lübnan üzerine yüklerken, Amerika ise "İsrail'in kendisini savunma hakkı"ndan söz ederek, İsrail'e "yeşil ışık" yakarken, bir yandan da "bölgedeki gerginliğin sorumluları" olarak Suriye ve İran'ı işaret etti.
Son derece kaotik ve hiç kimsenin pek "masum" sayılamayacağı bir "bölgesel kriz" durumu var ve bunun dışına nasıl çıkılacağı da pek belli değil.

İsrail'in askerlerinin kaçırılmasıyla ortaya koyduğu "caydırıcılık zaafı"nı gidermek amacıyla, Hamas ve Hizbullah'a ağır darbeler vurmak isteyeceği ve bölgedeki "stratejik üstünlüğü"nü yeniden tesis etme peşinde olduğu anlaşılıyor. Suriye ve İran'a karşı savaşını, kendisi de bol miktarda "savaş suçu" işleyerek, yani "topyekun cezalandırma" yoluyla Filistin ve Lübnan halkına da ağır zararlar vererek, Hamas ve Hizbullah üzerinden yürüteceği görülüyor.

Hizbullah da güçlü
Hizbullah'ın eli de armut toplamıyor. 10 bin civarında füzesi var. İsrail'in kuzey bölgelerine yağmur gibi yağdırabilir. Sınıra yakın İsrail yerleşimleri boşaltılıyor. Savaşın "kuzey cephesi"nde bir süre yoğunlaşacağı görülüyor. Bu konuda, Lübnan gazetesi Daily Star'da çok ilginç bir makale yayınlandı. "Suriye ve İran tarafından desteklenen Hizbullah ve Hamas'ın artan cesareti, önümüzdeki dönemde şiddetin daha da artacağını gösteriyor" diyor. Ancak son 48 saat içinde "yeni dönem" başlamış olabilir. İsrail, Suriye'ye ilişkin bu bakış açısını değiştirir ?ve bunda Amerikan onayı alırsa? bölgedeki "mevcut savaş"tan daha farklı, o "bildiğimiz türden" bir "konvansiyonel savaş" bile söz konusu olabilir.
Böyle bir aşamaya dek Lübnan "büyükler arası bölgesel tepişme"ye "kurban gitme" tehlikesiyle karşı karşıya.
Bölgenin mevcut karmaşıklığını tüm boyutları ve ayrıntılarıyla görmeden ve bir net "gelecek tasavvuru"na sahip olmadan, balıklama "arabuluculuğa" atlanmaz. Boğulursunuz. Kim vurduya gidersiniz.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100