09 Şubat 2006 Perşembe 00:00
531 Okunma
P-RO-VO-KAS-YON!
Trabzon'da papazın öldürüldüğü haberini ilk duyduğumda konuştuğum epeyce eski, güngörmüş, bir siyasetçi 'provokasyon' ifadesini kullanmıştı. A.ERİMHAN'ın yazısı... ~|~





P-RO-VO-KAS-YON

Trabzon'da bir papazın öldürüldüğü haberini ilk duyduğumda konuştuğum epeyce eski, güngörmüş, umur tanımış bir siyasetçi 'provokasyon' ifadesini kullanmıştı.
Olayın üzerinden daha 24 saat geçmeden bakanlık da yapmış dostumuzun ifadesi maalesef doğrulandı. Hem de fazlası ile...

Dikensiz gül bahçesi isteyen iyi saate olsunlar, gaza bastılar ve bir fikri akılları sıra mahkum ettiler!
Bu milletin her ferdinin artık hücresinin son zerresine kadar tanıdığı bu zihniyet; vatanı sevmeyi, milleti sevmeyi, Hz. Peygambere yapılan hakarete karşı çıkmayı yanlış buluyor. Evet emin olun, hatta bin kere emin olun ki, bütün hikaye bundan ibarettir.
AB'nin, ABD'nin dümen suyuna girmiş, onların adeta temsilciliğini yapanlar, "millet kendisine kurulan tuzağa uyanır" endişesiyle elleri kalplerinin üstünde tir?tir titriyorlar. Bir bilinç, bir şuur oluşur diye kâbus üstüne kâbus görüyorlar!
Bunlar bu toprakların inancına ve değerlerine o kadar uzaklar ki, şu en temel ilkeden haberleri dahi yok:
"İslam Dini için 5 şey mukaddestir. Yani İslam dini şu 5 şeyi gerçekleştirmeyi hedef alır:
Din emniyeti,
Vatan emniyeti,
Mal emniyeti,
Can emniyeti
Namus emniyeti."
Bu anlayışı ve amacı sebebi iledir ki, İslam'ın dünyaya nizamat verdiği dönemlerde tüm insanlık huzur ve adaletle idare edilmiştir. Bu huzur ve adaletin içinde her dine ve her ırka mensup insanlar ve elbette din adamları da vardır!
"Osmanlı sarığını, Katolik külahına tercih ederim" diyen Ortodoks papazları, herhalde tarih kitaplarından okumak için fazla geriye gitmeye ihtiyaç yoktur.
Bizim tarihimiz bütün olarak bunun örnekleriyle dopdoludur. Bir cinayetin bu background içinde ve en basit haliyle söylemek gerekirse fikren tasvip edilme şansı var mıdır? Olabilir mi?
Bu ülkede yaşayan insanların yani bu milletin fertlerinin hiçbir dönemde ve şimdi, böyle bir tavrı olmamıştır ve o?la?maz!
Öyleyse, geriye kalan şeyin adı nedir?
Aynı kararlılıkla söylüyorum ki: Pro?vo?kas?yon!

                                                        ***

Hürriyet gazetesine sonradan eklemlenen anchorman ve eski Atina temsilcisinin aynı dil ve üslupla söyledikleri garabeti ve hedef alma senaryosunu önceki gün okudunuz!
Elbette bu hedefe koyma mahkeme önünde tartışılacaktır ama 200 yıllık Türk?İslam sentezini Haydar Baş ideolojisine dönüştürüp, sonra da bundan bir senaryo üretmek, bunu da Ankara'dan üst düzey bir yetkili telefonuna bağlamak, herhalde gazetecilik değil, olsa olsa tetikçiliktir ve bu Hürriyet'e özgü bir şeydir.

Öyle bir üst düzey telefon var mı, yok mu? Varsa, o üst düzey telefon kendisini neden erkekçe ifade etmiyor ayrı bir şey ve ayrı bir konu ama, o üst düzey telefonun kimyasını ben tanımakta hiç de zorluk çekmiyorum.

Eminim o telefon Hz. Peygambere yapılan hakarete değil, İslam ülkelerinde gösterilen tepkilerden mustarip bir 'diyalogcu' kafadır.
Çünkü o kafa 'Ilımlı İslam'ı bu millete yedirmeye söz vermiştir. Yani Peygamberine hakaret edilecek ama sen bunu 'eleştiri özgürlüğü' içinde görerek sineye çekecek ve bir eleştiri yazısı dahi yazmayacaksın!
Aynen bunu istiyorlar! Sam Amca'nın 'Türkler ABD'yi sevmiyor' anketinden çıkan sonuç için hükümete nasıl yüklendiğini hatırlayın. "Bu insanlar niçin ABD'yi sevmiyorlar" sorusunu sormak yerine, hükümete 'sizin göreviniz bizi sevdirmektir' demişlerdi. Tekrarlayalım ki, onlar dikensiz gül bahçesi istiyorlar. Her dediklerinin doğru kabul edilmesini, yaptıklarının alkışlanmasını istiyorlar. Acıdır ki, içeride bunlara şakşakçılık yapacak, senaryoya figüran, yanan ateşe odun götürecek adresler var.
Kurtlar Vadisi fobisine tutulmuş bu insanların, öncelikle akl?ı selime ihtiyaçları var. Türk ve İslam kelimesini öcü haline getirmeye hiç kimsenin hakkı yok. Hatırlatalım ki Prof. Dr. Haydar Baş'ın ismiyle yanyana gelecek ilk kavram 'Birlik'tir.
Prof. Dr. Baş'ın "Birlik ve Beraberliğimiz" üzerine verilmiş yüzlerce konferansı ve yazılı eserleri vardır.
Bu millet O'nu gayet iyi tanıyor ve gayet iyi biliyor.
Bu ülkede hukuk devletini savunacak biri varsa o isim Prof. Dr. Haydar Baş'tır.
Yükselen bir partinin genel başkanı olması eğer birilerini rahatsız ediyorsa, meydan seçim sandığıdır ve halktır.
Bundan kaçmak için belden aşağı oynamak, zaten sara nöbetine tutulmuş medyayı kullanmak kimseye hiçbir şey kazandırmaz.

AHMET ERİMHAN / aerimhan@yenimesaj.com.tr

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100