09 Şubat 2007 Cuma 00:00
224 Okunma
Petrolü bulduktan sonra kanun yapmak kolay olmaz
Bizim ilk petrol kanunumuzu 1954 yılında "Max Ball" adında, ABD vatandaşı bir petrol uzmanı hazırlamıştı. ~|~

Hükümetimiz, bu kanunda "milli menfaatlerin korunması" ilkesine gereğinden fazla ağırlık verildiği ve de bunun Türkiye'ye yabancı petrol şirketlerinin gelmesini önlediği görüşünde olmalı ki, yeni bir kanun tasarısı hazırladı. Tasarı Meclis'ten geçti. Bu yeni kanun şu değişiklikleri getirdi:
Petrol arama ve üretim başvurularında, eski kanunun temel kuralı olan "işin milli menfaatlere uygun olması" ilkesi kaldırıldı.
Ülke topraklarından çıkarılacak petrol ve doğalgaz ile ürünlerinin karada yüzde 65'inin, denizde yüzde 55'inin "memleket ihtiyacına" ayrılması zorunluluğu kaldırıldı.
Arama ruhsatlarında hektar başına alınan "devlet hakkı" geliri kaldırıldı.
Üretim büyüklüğüne bağlı olarak, üretilen ham petrolden alınacak devlet payı yüzde 2?12 oranına, doğalgazdan alınacak olan devlet payı yüzde 3?12 oranına düşürüldü.

Ulusal çıkarı korumak zorundayız
Karada çıkarılan petrol ve doğalgazdan elde edilecek olan devlet hissesinin yüzde 50'sinin, işletme ruhsatının bulunduğu ilin il özel idaresine verilmesi hükmü getirildi. Bu, hem "bütçe birliği/bütünlüğü" ilkesine aykırı hem de "bölgecilik/ayrımcılık" hareketini kışkırtıcı/teşvik edici olarak değerlendiriliyor.
Yabancı petrol şirketlerine vergi muafiyeti getirilirken, işletme ruhsat süreleri 30 yıl olarak belirlendi. Bu süreyi 50 yıla kadar uzatma imkânı getirildi.
Biz, eskiden beri topraklarımızın altında zengin petrol yatakları bulunduğuna, yabancı şirketlerin bilerek bu petrolü çıkarmadığına inanıyoruz. Kendimiz de bir türlü çıkaramıyoruz.

Kendi topraklarımızdaki petrolü bulmak, çıkarmak, taşımak, ürün haline dönüştürmek ve satmak için TPAO diye bir kamu kuruluşu oluşturduk. Sonra onu parçalara ayırdık: (1) Rafinerileri TÜPRAŞ'a, (2) Dağıtım ve pazarlama teşkilatını Petrol Ofisi'ne, (3) Petrokimya tesislerini PETKİM'e, (4) Nakil hatlarını BOTAŞ'a bağladık. Başka ülkelerde de bu faaliyetler 3 ayrı paket halinde (arama ve üretim/rafineri/pazarlama paketleri halinde) ele alınıyor ve 3 ayrı paketin mevzuatı da farklı oluyor.

Veto düzeltme imkânı yaratacak
Cumhurbaşkanımızın bazı maddelerini veto ettiği kanun "arama ve üretimi ilgilendiren" kanun. Şimdi bir durum tespiti yapalım: (1) Denilebilir ki, ortada petrol yok, neyin kavgasını yapıyoruz? Cevap: Petrol bulunduktan sonra kanunu düzenleme yapmak çok zor. Verilmiş haklar geri alınamaz. (2) Denilebilir ki, yeni bir kanun ne getirir? Bu kanunla yabancılar Türkiye'ye mi akın edecek? Cevap: Bizim geçmişte verilmiş haklarla çok oynamışlığımız var. Yabancılar petrol arama riskine girerken, uzun dönemli bir güvence arayışında. (3) Cumhurbaşkanımızın vetosu haksız mı? Cevap: Çevremizde petrol konusunda olan bitenlerden ders alarak ülke yararını korumaya özen göstermeliyiz. Bizim TPAO petrol aramada bugüne kadar (değişik nedenlerle) başarılı olamadı. Türkiye'de başarılı olamayınca da yurtdışında başka topraklarda petrol aramaya kalktı. Oralarda paralar batırdı. (Kazakistan'da 300 milyon doları toprağa gömdü.) Yabancılar da mevcut şartlarda belli ölçüde riske giriyor. BP Doğu Karadeniz'de petrol aradı. 110 milyon doları denize gömdü. Petrol çıkmadı.

Güngör Uras
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100