21 Temmuz 2005 Perşembe 00:00
160 Okunma
PKK terörünün tabanı

Verileri toplayınca, Ankara'nın bir hazırlık içinde olduğu anlaşılıyor:
Terörle mücadelede bilgi ve istihbarat koordinasyonu yapacak üst düzey bir birim oluşturulması... Devletin çeşitli birimlerinin koordinasyonu eski bir problem... ABD'de de 11 Eylül'den sonra yeniden düzenlendi.
Dağdaki gençlerin çok büyük bir kısmı, Apo'nun yakalandığı 1999 yılından sonra örgüte katılmış! Bu, Ankara'nın dikkatini çekiyor. Demek ki, Apo yakalandıktan sonra da örgütün cazibesi devam ediyor! Bunu sadece gençlerin işsizliği ile izah etmek yanıltıcı olur. Bu noktada 'sosyo?psikolojik' araştırmalara ihtiyaç duyuyor Ankara...
Eskiler yorularak, yılgınlığa kapılarak dağılırken, örgüte daha çok gencin katılması elbette çok önemli.
Çatışmaya
girmeyenler var
Dağdaki gençlerin neredeyse yüzde 40'ı henüz çatışmaya girmemiş. Bunları topluma kazandırmak için kapsamlı bir yasa düşünülüyor. Bu fikir Cumhurbaşkanı Sezer'e de sunulmuş. Eski 'pişmanlık' yasaları gibi değil, daha etkili, daha cazip bir yasa... Mesela dönenlere belli ekonomik yardım yapılması, durumuna göre iş sağlanması, 'dönüş'ü psikolojik olarak kolaylaştıracak bir yaklaşım sergilenmesi gibi alternatifler düşünülüyor. Henüz siyasetin gündeminde değil. Eylülde yapılacak bir 'güvenlik zirvesi'nde gündeme alınması bekleniyor.
Halkın durumundaki olumlu değişme Ankara'yı cesaretlendiriyor. Gençler arasında örgütün cazibesi devam etse de, PKK'nın eskiden sahip olduğu sivil taban desteği giderek daralıyor. Bu, PKK'nın siyasi inisiyatifinin daralması anlamına geliyor.
PKK denetiminden kurtulmuş yeni siyasi kadrolar. Bölgede teröre tepki geliştikçe, PKK bağlantılı siyasilerin yerini zamanla teröre karşı yeni politikacılar alabilir, böyle bir gelişme 'çözüm'ü kolaylaştırır.
Terörle mücadelede yeni teknikler üzerinde duruluyor. Mesela ASELSAN'ın uzaktan mayın denetimi yapan ve mayınları uzaktan patlatan teknik cihazlar geliştirmesi gibi... Bu önemli, çünkü PKK, eylemlerinde mayınlı tuzaklara ağırlık veriyor.
Toplumsal olarak iki dinamik gerçekten çok önemli: Halk ve gençlik...
Bölge halkının teröre karşı çıkması, PKK'ya vekâleten siyaset yapan DEHAP gibi partilerin, Leyla Zana, Hatip Dicle gibi isimlerin artık eleştirilmeye başlanması...
Tam turizm ve yatırım mevsiminde, mesela Diyarbakır'da otellerin boşalmasına, yatırımların duraklamasına yol açan terörü Apo'nun hangi akılla başlattığını soran halka, aklı başında bir cevap veremiyorlar!
Üstelik, halk, silahlar susunca ekonominin de demokrasinin de gelişme yoluna girdiğini gördü; şimdi tekrar niye teröre başlandığının halk tarafından kabul edilebilir bir izahı yok!
Hikmet Fidan'ın PKK tarafından katledilmesi karşısında bile sustular!
Bu tablo, Kürt hareketindeki PKK bağlantılı kadroların halkla iletişimde girdikleri darboğazı gösteriyor.
ASIRLAR ve son zamanlar gösteriyor ki, Kürtleri yok saymak ve çağın gereği olan bireysel liberal özgürlükleri tanımamak da, etnik milliyetçilik de yanlış!
Topluma bağlanmak için iş ve sosyal statü gibi irtibatlara sahip olmayan heyecanlı gençlerde bir "dağ" romantizmi, belli ki, devam ediyor.
İş ve sosyal statü bağlarının geliştirilmesi ve politik tansiyonun düşürülmesi gerekiyor.
Halk elbette daha gerçekçi; ekonominin de demokrasinin de ancak silahsız mümkün olacağını daha iyi görüyor. Üstelik son çeyrek asırda bölgede doğan her üç kişiden biri Batı'ya yerleşti, iş güç kurdu; Hikmet Fidan ailesi gibi...
Nasıl ayıracaksın?
Bu sosyolojik entegrasyon gerçeği ve onun politik ifadesi olan üniter devlet esas alındıktan sonra, sorun kolay çözülür. Kudretini kandan alan PKK bundan telaşlı zaten.

Taha Akyol / Milliyet

 

~|~
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100