Bu haber kez okundu.

PKK'ya Fransız kalınmaz!
Yazarımız Muharrem Bayraktar bugünkü yazısında Fransa'nın göbeğindeki terörist yetiştirilen PKK kampını gündeme taşıdı. Fransız vekil Bove'nin açıklamalarına değinen Bayraktar, terör kampından hem Fransız polisinin hem de hükümetin haberi olduğuna dikkatleri çekti. ~|~

 



"Nedendir bilinmez" bir çok Avrupa ülkesi birdenbire PKK'ya karşı operasyon başlattı. Nedeni çıkar bir süre sonra meydana ya neyse.  Fransa'dan gelen haber ise bazıları için hayli şaşırtıcıydı. Fransa'daki Larzak Ovası'nda Mehmet Ali Doğan'ın kurduğu silahlı eğitim veren bir PKK kampı ortaya çıkarıldı.
Fransa'nın göbeğinde silahlı eğitim veren bir PKK kampı!
Kamp kadar hatta ondan daha ilginç olan şey ise Avrupa Parlamentosu üyesi Fransız milletvekili Jose Bove'nin açıklamasıydı. Bove şöyle diyordu:
" PKK kampının yerini bulma konusunda Mehmet Ali Doğan'a ben yardım ettim. Bu kamptan hem Fransız polisinin hem de benim hem diğer parlamenterlerin haberi vardı."
Fransız parlamenter Türkiye'de olsa PKK üyesi olmaktan, PKK'ya yardım ve yataklık yapmaktan yargılanması gerekirdi. Ama Fransız parlamenter bu bilgiyi verirken "gururla ve hiç çekinmeden" veriyor. İşin içine Fransız polisini de katıyor.
Bu bilgi bana hiç de sürpriz ve şaşırtıcı gelmedi. Hep yazar ve söylerim, PKK'yı dağda, tepede aramayın. PKK'yı arayacağınız yer Avrupa başkentleridir. Hatta bu konuda bir de kitap yazdım. "Batının Kanatları Altında PKK."  Bu kitap Batının PKK'ya verdiği desteği bütün yönleriyle ve bütün belgeleriyle ortaya koyuyor.
Olaya  Fransa açısından bakınca "kamp olayı" küçük bir ayrıntı olarak kalır. Fransa sadece milletvekili ve polis bazında değil "Cumhurbaşkanı düzeyinde" PKK'ya sahip çıkmıştır.

İşte size kitaptan bir kesit:
"PKK'nın sahneye çıkmasıyla birlikte Fransa'nın sözümona Kürt sorununa ilgisi olağanüstü artar. PKK'nın eylemlere başladığı tarihte Paris'te Kürt Enstitüsü kurulur. Bu enstitüden önce PKK yanlısı söylem ve siyaset "Fransa Kürdistan Derneği" tarafından yürütülüyordu. Bu deneğin kurucuları arasında Jean Paul Sartre, Simone de Beavoir, Edgar Morin, Michel Leiris, Maxime Rodinson, Lauren Schwertz ve Türkiye doğumlu Kendal Nezan bulunuyordu.
1983'de ise Kürt Enstitüsü kuruldu. Bu defa kurucuları arasında Türkiye doğumlu olanların sayısı da artmıştı. Bunlar arasında Nurettin Zaza, Osman Sabri, Hezer ve hatta Yılmaz güney de bulunuyordu.
Fransa'nın ve diğer Batı ülkelerinin en büyük emeli olan Kürtleri ayrı bir millet ve ayrı bir devlet olarak görme amacına hizmet için önce bir Kürt dili ve Kürt alfabesi oluşturulması, Avrupa ile birleşerek Kürt sorununa tam bir çözüm getirmek gerekiyordu. Bu amaçla Avrupa'nın sağladığı desteği Kendal Nezan şöyle anlatıyor:
"Avrupa Birliği'nden sağladığımız özel bir yardımla Türkçe izahlı bir Kürt dilbilgisi, 3 adet Kürtçe video filmi, 20 tane de Kürtçe video müzik çıkaracağız ve konferansta alınan kararların en kısa zamanda hayata geçirilmesi için birtakım girişimlerde bulunacağız.
Batıyla bütünleşip gerçek bir demokrasi olması, bu halde Kürt sorunu dahil tüm sorunların demokratik yöntemlerle çözülmesi mümkündür. Her açıdan tüm eksiklere rağmen demokrasi ve onun güvencesi olan Avrupa ile bütünleşme, kanımca tek çıkar yoldur."

Kürt Konferansında Mitterand
14?15 Ekim tarihlerinde Paris'te Kürt Konferansı düzenlendi. Konferansı düzenleyenler arasında Fransa Cumhurbaşkanı Fransois Mitterand'ın eşi Daniella Mitterand'ın başkanı olduğu Fransa Özgürlükler Vakfı da vardı. Bu vakıf, Fransa devletinin resmi fonlarını kullanarak Türkiye'nin Güneydoğusunda etnik kaşıma görevi yürütüyordu. Daniella Mitterand da bu bölücü operasyonun öncü lideri konumunda idi.
Konferansın diğer düzenleyicisi ise Paris Kürt Enstitüsü idi.
Bu konferans için çeşitli ülkelerden Kürt temsilciler çağırıldı. Servet Tanilli'nin yaptığı konuşma bugünleri değerlendirmede önemli ipuçları taşıyor:
"Temel insan haklarından mahrum olan Kürtler, demokratik ve milli haklara da sahip bulunmamaktaydılar. Bütün bir halkın kimliği ağır biçimde zarar görmüştür. Bu gözlemlerden yola çıkarak Türkiye'deki gerçek bölücülerin Kürtler değil, yönetici sınıf ve iktidarlar olduğunu gördüm".
Tanilli ve onun gibi düşünenler arkalarını Batıya dayamışlar, bölücülüğü silahlı eylem yapan PKK'da değil Türk yöneticilerde aramak gerektiğini iddia ediyorlardı. Zaten bu konferanstan çıkan en önemli sonucun Kürt sorununun Birleşmiş Milletler'e taşınması kararının alınmış olması, PKK'ya verilecek desteğin uluslararası boyutunu bir kez daha ortaya koymaktadır.
Fransa'da PKK yanlılarının en büyük hamisi Daniella Mitterand'dır. Mitterand, Fransa Özgürlükler Vakfı (La Fondation France Liberte) adına yaptığı açıklamada  şunları söylüyordu:
"Türkiye'nin Güneydoğusunda daha önce açıklanan ve bilinen kötü tablo devam etmektedir. Şartlar daha da ağırlaşmaktadır. Türkiye ile PKK arasındaki anlaşmazlıkların görüşmeler yoluyla çözülmesi için Avrupa Birliği derhal bir arabulucu göndermelidir. Ayrıca tehlikede bulunan insanları korumak için Birleşmiş Milletler tarafından gözlemci gönderilmesi gerekmektedir".
Fransa Cumhurbaşkanının eşine göre Türkiye PKK ile derhal masaya oturmalı, AB olaya müdahale ederek bir arabulucu göndermeli ve tehlikede bulunan PKK'lılar için acilen BM devreye girmeli idi!

Fransız gizli servisi ile PKK anlaşması
Birçok Avrupa ülkesinin Türkiye'yi kızdırmamak için PKK'yı terör örgütleri listesine aldığı ama kapalı kapılar ardından örgütle irtibatlarını sürdürdüğü biliniyor. Fransa'nın da PKK ile arasında olan ilişkisi yukarıda anlattığımız üst düzey siyasi bağlantının ötesinde istihbarat birimlerinin de bilgisi ve işbirliği ile gelişiyor.
Le Parisien gazetesinin bu konuyla ilgili çok önemli bir haberi dikkat çekiyor. Gazetenin haberinde, 2005 yılında iki PKK'lının döviz bürosunda kaynağını açıklayamadıkları 200 bin avroyu dolara çevirmek isterken gözaltına alınması üzerine başlatılan soruşturma çerçevesinde Paris'te düzenlenen operasyonda gözaltına alınan ve ardından tutuklanan PKK'lılarla ilgili iddialarda bulunuluyor. Gazete, zanlılar arasında Fransız gizli servisi muhbirlerinin de bulunduğunu öne sürdü. Le Parisien gazetesi, sorgu hâkimine verilen ifadeleri dinleyen kaynaklarına atıfta bulunduğu haberinde, 'tutuklu yargılanacak bazı militanların, Fransız Casuslukla Mücadele  (DGS) istihbarat birimiyle düzenli ilişki içinde olduklarının ortaya çıktığını' yazdı. Haberde, bazı zanlıların, mali yapı ve örgütlenme hakkında sürekli bir DGS görevlisine bilgi verdiği belirtildi. Gazete başka bir gözlemciye dayanarak, DGS'nin örgüt üyeleriyle 'Siz ülke topraklarında saldırı yapmayın, biz de sizi rahat bırakalım' şeklinde üstü kapalı bir anlaşma yapmış olabileceği görüşüne yer verdi. Tutuklanan PKK'lılar 14'ü bulmuştu. Aralarında PKK Avrupa sorumlusu Rıza Altun ile Nedim Sever de bulunuyordu.
Fransız Gizli Servisi yakalanan PKK'lıların kendileriyle olan irtibatlarını yalanlamalarına rağmen gözaltına alınma olayından 5 gün sonra ilginç gelişmeler oldu:

14 PKK'lı üst mahkeme tarafından serbest bırakıldı!
Sanık avukatlarından Antoine Conte yaptığı açıklamada, daha önce Fransa'nın isteğiyle Belçika'da gözaltına alınıp Fransa'ya teslim edilen Canan Kurtyılmaz'ın mahkemece serbest bırakılmasının bu son kararlarda etkili olduğunu kaydetti.
Avukat Conte, bu kişilerin serbest bırakılmalarında ikinci bir neden olarak "sanıkların çok uzun bir süredir Fransız gizli haber alma örgütleriyle ilişki içinde olmalarını!" saydı ve Anti?Terör Sorgu Hakimliği'nin hukuka saygıda kusur eden tavrının İstinaf Mahkemesi'nce zaten iyi bilindiğini ekledi.
Sanık avukatları açık yüreklilikle ve Fransa'nın yüzüne haykırarak müvekkillerinin Fransa istihbaratıyla olan irtibatlarına rağmen tutuklanmalarını şiddetle kınıyordu!
Neredeyse PKK'lılardan özür dilenmesi istenecekti!

Kırmızı bültenle aranan PKK'lılar elini kolunu sallayarak geziyor
Fransa Türkiye'nin kırmızı bültenle aradığı PKK'lılar konusunda da sağır davranacak, PKK üyesi olduğu gerekçesiyle İnterpol'ün Kırmızı Bülteni'yle tüm dünyada aradığı Ahmet Gülabi Dere için, Türk yetkililerin uyarmasına karşın Fransız polisi kayıtsız kalacaktı.
Dışişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı'na yazı göndererek, Fransız polisinin, Avrupa Komisyonu binasına girişi sırasında, "Dere'nin Kırmızı Bülteni'nin geçerli olmadığı" yönünde bilgi verdiğini bildirdi. Fransa Türkiye'nin kırmızı bültenini geçerli saymayacaktı! Oysa kırmızı bültenler Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesine dayanarak hazırlanıyordu ve aranan kişinin bütün kişisel bilgileri, karıştığı suçlar dosyada belirtiliyordu. Ama buna rağmen Fransa Türkiye'ye red cevabı veriyordu.

Fransız Parlamentosu da PKK'dan yana
Fransa Parlamentosu'nun sözde Ermeni Soykırımını inkâr edenlere hapis ve para cezası getiren yasayı çıkarmasında sadece Ermeni Diasporası'nın değil, PKK yanlısı lobilerin de etkili olduğu bilinen bir gerçektir. Çünkü Türkiye'ye soykırım suçlamasında bulunanlar bunu sadece Ermenilerle sınırlı tutmanın ötesinde, Pontus, Süryani ve Kürtlere yönelik olarak da genişletmek hesabı içindedirler. AB ülkelerinin parlamentolarında Pontus ve Kürt soykırımının da gündeme getirilmesi yeni taktiklerden biridir.
Ermeni soykırım yasasının Fransa Meclisi'nden geçişi esnasında PKK yanlısı grupların önemli rolü olmuştur.
Fransa Parlamentosu PKK'nın eylemleri konusunda da taraf olduğunu ilan eden bir tavır ortaya koyacaktı. 2006 yılında PKK'nın ilan ettiği ateşkesin Türkiye tarafından da tanınması amacıyla bazı gruplar Fransa Meclisi'nde toplandı.
Bazı Fransız parlamenterlerin de destek verdiği bildirilen 'terör toplantısı'nda, sözde ateşkese destek açıklamaları yapıldı.
Fransa Komünist Partisi Uluslararası İlişkiler Sorumlusu Jacques Fath, Yeşiller Grubu'ndan Ahmet Buzit gibi çeşitli isimlerin destek verdiği belirtilen toplantının Paris'teki 'Ahmet Kaya Kültür Merkezi' adlı kuruluş tarafından organize edildiği anlaşıldı. Fransa Parlamentosu, PKK yanlılarını Meclisi'ne sokmuş, parlamenterlerle kucak kucağa PKK'nın ateşkesinin tanınmasını isteyeceklerdi.
Oysa Ahmet Kaya Kültür Merkezi'nin PKK ile ilişkileri bağlamında sicili hayli bozuktu:
Fransa antiterör savcısı Thierry Frangnoli, terör propogandası yapan Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi (AKKKM) hakkında soruşturma başlatmıştı. Terör örgütü PKK'ya yakınlığı ile bilinen Fırat Haber Ajansı'nın haberine göre, derneğin internet sitesinde Öcalan'ın resimlerinin yayınlanması, gösteri düzenlemesi ve terör örgütü adına para toplaması yasaklandı.
İnternet sitesinde halen PKK bayrakları bulunan fotoğraflar yayınlayarak terör propagandası yapan Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi (AKKKM) hakkında antiterör savcısı Thierry Fragnoli tarafından soruşturma başlatıldı. Soruşturma talimatnamesinde "dernek statüsüne uymayan aktivitelerden" dolayı getirilen üç maddelik yasaklar şunlardı:
1? Terör örgütü PKK veya Abdullah Öcalan ile bağlantılı gösteriye katılmak veya organize etmek veya örgüte yardım etmek.
2? 20 Aralık 2007'den itibaren PKK veya Abdullah Öcalan'a ilişkin tüm yazılı veya telematik (internet sitesi dahil) yolu ile resim veya fotoğrafik klişe dahil tüm bilgilerin yayınlanması.
3? Terör örgütüne yardım etmek veya katılmak veya toplantı organize etmek ya da nedeni ne olursa olsun nakit veya çek ile fon toplamak.(82) Fransız savcısının bu denli tehlikeli gördüğü dernek, Fransa Parlamentosu'nda çok etkin lobi faaliyetlerinde bulunacaktı!
Yargı ve parlamento arasında danışıklı dövüş devam edip gidecekti.

PKK'lılara Fransa öncülüğünde doktor hizmeti!
2002 yılının Nisan ayında PKK'nın Avrupa temsilcileri, PKK hakkında araştırma yapan Hollanda, İtalya, Danimarka, Avusturya ve Fransa elçileriyle görüştü.
Görüşmelerle ilgili ayrıntılı raporlar ise PKK Başkanlık Konseyi üyelerinden terörist Nizamettin Taş'a gönderildi.
Taş'a gönderilen raporda, PKK'nın Irak'ın kuzeyinde üs olarak kullandığı Mahmur Kampı ile ilgili bilgiler yer aldı. Buna göre, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği kontrolünde olan kampa, Avrupa'dan bir heyet gelecek. Ürdün üzerinden kampa gidecek olan heyet, Ürdün Konsolosluğu'na başvurarak bu ülke üzerinden işlemleri yapacak.
"PKK terörünün başladığı andan itibaren Türkiye'nin aleyhinde çalışan Fransa'dan bir heyetin 22 Nisan'da Mahmur Kampı'nda olacağı planlandı. Heyetin içinde terörist Ahmet Aktaş da olacak. Fransa'nın Aktaş'ın vizesiyle bizzat ilgilendiği belirlendi. Fransa'nın istenilen uydu telefon sistemini temin ettiği de ortaya çıktı.
Terörist Ahmet Aktaş'ın HEYVASOR (sözde Kürt Kızılay'ı) aracılığıyla Avrupa'da tedavi olacak teröristleri yanında götürecek. Bu yüzden tedavi olması gereken teröristlerin isim listesinin hazırlanmasının istendiği öğrenildi. Kampa İtalya'dan gelecek olan heyette ise bir gazeteci ve iki doktor bulunuyor."
Fransızların öncülüğünde PKK'yı sözümona araştıran Avrupalılar, en sonunda yaralı PKK'lılara sağlık hizmeti verme konusunda anlaşmışlar, Kuzey Irak'tan Fransa'ya yaralı PKK'lı transferi başlatmışlardı.

Fransız sosyal güvenlik fonları PKK'nın hizmetinde!
Fransız LCI televizyonu ve yazılı basını büyük bir şaşkınlıkla aktardıkları haberde Fransız sosyal güvenlik kurumlarından PKK'ya yardım olarak giden fonların öyküsü anlatılıyordu. Haber, Abdullah Öcalan'ın ve PKK bayrağının görüntüleri altında aktarılıyordu.
Peki, Fransız sosyal güvenlik fonlarından PKK'ya giden para nasıl bir trafik izlemişti? Süreç nasıl gelişmişti?
"Fransa'da İş ve İşçi Bulma Kurumu ASEDİC'te ortaya çıkarılan yolsuzluğa göre, yalnızca Paris'te yaklaşık 10 bin kişi usulsüz belge düzenleyerek işsizlik yardımından yararlandı. Olay, Halk Hareketi Birliği partisinden milletvekili Dominique Tian'ın başkanlık ettiği Meclis Soruşturma Komisyonunca ortaya çıkarıldı. Dominique Tian, kontrol mekanizmasının yetersizliği nedeniyle, son derece iyi niyetlerle oluşturulan bir sistemin büyük bir suistimal malzemesi yapıldığını söyledi. Tian, işsizlik sigortasının, sağlık sigortasından daha iyi durumda olduğuna, sağlık sektöründe de en az bu büyüklükte bir yolsuzluk yaşandığına dikkat çekti. Bir aydır çalışmalarını yürüten komisyon, sahte belgeler nedeniyle verilen işsizlik parasının üç yılda 80 milyon Euro'ya ulaştığını tespit etti. Komisyona, işsizlik kurumu tarafından gönderilen gizli belgede yalnızca Paris'te 10 bin kişinin sahte çalışma belgeleri düzenleyerek işsizlik ücreti aldıkları bildirildi. Bunun en az 6 bin 400 sahte işsize karşılık geldiği de kaydedilen raporda, sahte işsizlik belgelerinin organize suç ve mafya örgütleri tarafından düzenlendiği vurgulandı.
Raporda, Türklerin de yoğun olarak yaşadığı Paris'in 20'inci bölgesindeki bir kuaförün 200 kişiyi çalışıyor gösterdiği, Türklerin yoğun olarak çalıştığı inşaat ve fast?food (döner) sektörlerinde de aynı şişkin çalışan listelerine rastlandığı belirtildi. Sahte belgeler karşılığı 750 ila 1500 Euro arasında aylık işsizlik parası alan kişilerin bunu çeşitli organize suçlara da kanalize ettikleri iddialar arasında yer aldı."
Fransız basınının aktardığı bilgilerden işsizlik parası alanların bu paraları aktardığı örgüt PKK idi!

Sarkozy'nin PKK aşkı!
Almanya'da PKK yanlısı derneklerin birleşmesiyle oluşan FEYKA KURDİSTAN isimli dernek bölücü örgütün en büyük destekçisi. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy bu derneğe övücü bir mektup gönderdi. Sarkozy mektubunda "halklar ve kültürler arasında barışçıl bir diyalog konusunda kararlı olduğunu"  bildirdi.
Sarkozy'nin kabine şefi Gedric Goubet tarafından Cumhurbaşkanı adına kaleme alınan mektupta, "Sarkozy benden güven ve desteğinize derin teşekkürlerimi iletmemi istedi. Bu destek Fransa'nın kaderiyle halklar ve kültürler arasındaki barışçıl diyaloğu tavizsiz oluşturmasına güç veriyor" denildi. Mektupta Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra FEYKA derneğinin gönderdiği kutlama mesajından Sarkozy'nin çok etkilendiği de vurgulandı! Böylece Fransa Cumhurbaşkanı, PKK'cı dernekler topluluğunun mektubundan ne derece etkilendiğini de dünya kamuoyu ile paylaşmış oluyordu.
FEYKA Başkanı Necmettin Demiralp ise kendilerine en üst düzeyde kucak açan Fransa'nın bu tavrından mest olacak ve "Cumhurbaşkanı Sarkozy ile doğan bu diyalogdan dolayı Kürt sorununa demokratik çözüm için destek bekliyoruz. Mektup bizi çok mutlu etti" diye konuşacaktı.

Medyada PKK dostluğu
Fransız basınının genelinde de PKK'yı terör örgütü olarak yansıtmama havsı mevcuttur. Bu hava Fransa hükümetleriyle basının PKK konusunda adeta gizli bir işbirliği içinde olduğu izlenimini doğurur.
Fransa, Cumhurbaşkanıyla, parlamentosuyla, medyasıyla, sivil toplum örgütleriyle PKK'ya en sıcak davranan ülkeler arasında yer almaktadır. Bu desteği her platformda sergilemekten de kaçınmayan bir ülke konumundadır."

MUHARREM BAYRAKTAR / mbayraktar@yenimesaj.com.tr

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100