Bu haber kez okundu.

Polenlere dikkat!
Uzmanlar, mevsimsel alerjik rinit ya da bilinen adıyla saman nezlesinin en sık görülen alerjik hastalıklardan biri olduğunu vurgulayarak uyarılarda bulundular. ~|~






Kocaeli'nin Gebze İlçesi'nde bulunan Anadolu Sağlık Merkezi'nin (ASM) Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Nesil Keleş, her yıl aynı zamanlarda kendini iyi hissetmeyenlerin bahar alerjisi olabileceğini söyledi.

Keleş, mevsimsel alerjik rinit ya da bilinen adıyla saman nezlesinin en sık görülen alerjik hastalıklardan biri olduğunu belirterek, her yıl aynı zamanlarda kendini iyi hissetmeyenlerin, bahar alerjisi olabileceğini söyledi. Baharın yaklaşmasıyla, alerji semptomlarının, vücudun bağışıklık sisteminin yabancı bir maddeye (antijen) yanıt vermesiyle başladığını ifade eden Prof. Dr. Nesil Keleş, "Alerjenin giriş yerine antikor göndererek yapar.

Alerjen ve antikor arasındaki savaş, kana çeşitli kimyasal maddelerin salınımına neden olur. Kimyasal maddeler de, alerjik hastalık belirtilerine yol açar. Alerjik rinit, sık rastlanılan bir hastalık olup, son 10 yılda Avrupa'da hastalığın sıklığında artış söz konusudur. Ancak, hayatı tehdit eden bir hastalık olmaması ve tavsiye üzerine alınan ilaçlarla doktora gitmeden geçici yararlar sağlanabilmesi nedeniyle, hastalık nadiren ciddi bir problem olarak değerlendirilmemektedir" dedi.

Teşhis ve tanı çok önemli
Alerjik rinitin önemli oranda sosyal, klinik ve ekonomik zararlarının söz konusu olduğunu da vurgulayan Keleş, "Sıklıkla hastaların yarısında, yılda 4 aydan fazla alerjik rinit belirtileri vardır ve bu da hayat kalitesini bozmaktadır. Rinit aynı zamanda erişkinlerde iş günü kaybı, çocuklarda okul günü kaybı gibi etkilerinin yanı sıra tanı ve tedavi masrafları nedeniyle de ekonomik problem yaratmaktadır. Alerjik rinit, aynı zamanda başka hastalıklarla beraber de görülebilir.

Astım, sinüzit, çocuklarda burun tıkanıklığı nedeniyle diş ve ağız yapısında gelişme bozuklukları, orta kulak hastalıkları, konjuktivit, besin alerjileri, alerjik rinitle birlikte görülebilen hastalıklar olarak sayılabilir. Alerjik rinit teşhisinde sorgulama çok önemli ve yararlıdır. Hastanın yaşı, hangi ortamlarda şikayetlerin arttığı, daha önce hangi ilaçları kullandığı ve özellikle ailesinde alerjisi olan başka kimse olup olmadığı mutlaka sorulmalıdır. Alerji genetik bir hastalık olduğundan, ailede başka bireylerde de alerji olması, tanıda çok yardımcı olur. Ayrıca alerjik rinit, sıklıkla çocuk ve genç erişkinlerin hastalığıdır. Daha sonra ayrıntılı bir kulak, burun ve boğaz muayenesi yapılmalıdır.

Hastanın sorgulaması ve muayene bulguları alerjiyi düşündürüyorsa, alerji testleri uygulanmalıdır. Alerji testleri, deri testleri ya da kanda alerjenlerin incelenmesi yöntemleriyle yapılabilir. Özellikle, alerji tedavisine cevap vermeyen kişilerde, burun muayenesi detaylı olarak yapılmalıdır. Çocuklarda geniz eti, erişkin hastalarda kıkırdak eğriliği, burun polipleri ve sinüzit olup olmadığı araştırılmalıdır. Özellikle çocuklarda, eşlik edebilecek orta kulak iltihabı da araştırılmalıdır. Diğer taraftan, sık orta kulak iltihabı geçiren çocuklarda da, alerji olup olmadığı sorgulanmalıdır" dedi.

Hastalığın tedavisi ve aşı faktörü
Alerjik rinit tedavisinde en çok uygulanan seçeneğin ilaç tedavisi olduğunu da ifade eden Anadolu Sağlık Merkezi KBB Uzmanı Prof. Dr. Nesil Keleş şunları söyledi:
"Ancak burada unutulmaması gereken, ilaçların kullanıldığı sürece, şikayetler üzerinde etkili olacağıdır. İlaç tedavisi kesildiğinde, alerji belirtileri kısa sürede tekrarlar. Alerjik rinit olanlar, alerji mevsimi başlamadan en az 2 hafta önce ilaç kullanmaya başlamalıdırlar. Alerjik rinit tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, yan etkileri nedeniyle kullanım güçlüğü yaratabileceğinden, bu konuda uzman bir doktora danışılarak kullanılması uygundur. Günümüzde en sık kullanılan ilaçlar, antihistaminikler ve steroid spreyleridir.

Aşı tedavisi ise, sebebe yönelik bir tedavidir. Ancak aşı tedavisi öncesinde alerji testleri yapılıp, kişinin yakınmalarına neden olan alerjen yada alerjenler ile tedaviye başlanması doğru olur. Bu tedavi yöntemiyle, alerjik belirtilere yol açan maddeler giderek artan dozlarda uygulanarak, kişinin söz konusu alerjene karşı bağışıklığının sağlanması amaçlanır. Aşı tedavisi ve enjeksiyonlar, önce haftada bir, sonra da idame dozuna ulaştıktan sonra ayda bir yapılır. Aşı tedavisi, alerji yakınmaları üzerinde uzun süre etkili olan, hatta sona erdirildikten sonra bile etkinliğini devam ettiren bir tedavi yöntemidir. Yapılan araştırmalarda, aşı tedavisinin yeni alerjilerin gelişmesini önleyebileceği, çocuklarda astım gelişme riskini azaltabileceği gösterilmiştir. Ancak aşı tedavisi, yan etki riskleri nedeniyle, bu konuda deneyimli kişiler tarafından ve donanımlı merkezlerde yapılmalıdır. Son yıllarda aşı tedavisi, ağızdan verilen damlalar yoluyla da uygulanmaktadır. Ancak hangi yöntemin uygulanacağına dair kararı, hasta ve doktor birlikte vermelidirler".

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100