04 Nisan 2006 Salı 00:00
186 Okunma
Polis niye var?
DOLAPDERE'de, PKK yanlılarının eylemi karşısında polisin yetersiz ve etkisiz kaldığını gören vatandaş, elinde yangın söndürme tüpüyle, aracına doğru koşarken öfke ile bağırıyordu:'Bu işi polis yapamıyorsa biz yapalım!' ~|~ Kocamustafapaşa otobüs durağının yanındaki çöp konteynırına PKK'nın yerleştirdiği bombanın patlamasıyla hayatını kaybeden işçi Salim Şahin'in cenaze töreninde, adeta burnundan soluyan vatandaşlardan yükselen tepki sesleri de polise yönelikti.
'Polise yetki verilsin' diyordu bir vatandaş.

Başka bir vatandaş ise polisin gösterici veletlerden ganimet olarak ele geçirdiği sapanla taş atmasının traji?komikliğini sorguluyordu:
'Polis sapanla taş atar mı?'
Başka ne atabilirdi ki? Hakiki mermi kullanması yasak. Plastik mermi atarken bile dikkatli olmak ve kimseye zarar vermemek zorunda.
'PKK'nın provokasyonuna gelmeyelim' derken, nasıl bir oyuna geldiğimizin farkında değiliz. Vatandaş, bölücülere karşı pasif kalan devlete ve polise cephe almaya başlıyor ki, asıl korkulması gereken tehlike budur. Vatandaş, devletten ve polisten ümidini keserse, işimiz bitti demektir.

Vatandaş neden öfkeli?

GÜNEYDOĞU'DAKİ il ve ilçelerde, terör örgütü yanlısı binlerce çocuk bir araya geliyor, büyüklerin 'polise at' diye 5 YTL karşılığında eline tutuşturduğu molotof kokteyllerini gelişigüzel fırlatmaya çalışıyor, polise taşla saldırıyor, işyerlerini ve banka şubelerini tahrip edip yağmalıyor, otomobilleri yakıyor, polis ise sadece seyrediyor.
Çünkü, aldığı emir öyle.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de, 'Güvenlik güçlerimiz güçlüdür, zafiyet söz konusu değildir' diyor.

Bölücülerin yakıp yıkmasını sadece seyretmekle yetinmesi emredilen güvenlik güçleri, gücünü gösteremedikten sonra istediği kadar güçlü olsun, bostan korkuluğu olmaktan öteye geçemez.
Kimi dangalaklar gibi 'polis de yaksın, yıksın' demek istemiyoruz. Polis elbette yakıp yıkmayacak ama, yakılıp yıkılmasına da seyirci kalmayacak. Aksi taktirde varlık sebebi ortadan kalkar ve 'polis niye var?' sorusu gündeme gelir.
Kırılan camların yerine yenisini taktırabilirsiniz, doğru. Ancak, vatandaşın devlete ve polise sarsılan güveninin yerine neyi koyacaksınız?
Vatandaş, işyerini tahrip eden ve yağmalayan çapulculara ne kadar öfkeli ise, işyerinin tahrip ve talan edilmesini önlemekten aciz olan devlete ve onun polisine iki misli daha öfke duymakta haksız sayılabilir mi?

Büyük patlama 1 Mayıs'ta

POLİS, isyan boyutuna vardırılan Nevruz kutlamalarına yasal çerçevede müdahale etse ve bölücüleri cesaretlendirmeseydi; bölücüler de, ölü ele geçirilen PKK'lıların cenazelerini toprağa vermek bahanesiyle Güneydoğu'nun altını üstüne getiremezlerdi.

Güneri Civaoğlu önceki gün, PKK'nın hedefinin 'Tansiyonu sürekli gergin tutmak, zaman zaman bunları eyleme dönüştürmek ve Nisan sonlarına kadar tırmandırarak 1 Mayıs'ta asıl büyük patlamayı yapmak' olduğunu yazdı.
Civaoğlu'nun bildiğini istihbarat birimlerinin ve Türkiye'nin bölücü terörle mücadelesini yönetenlerin bilmediği elbette söylenemez.
Öyleyse, bu anlaşılmaz ve anlamsız basiretsizliğin arkasında ne var?

Sırrı Yüksel Cebeci / Tercüman
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100