28 Şubat 2007 Çarşamba 00:00
202 Okunma
Politika ve sanat
'Politika bir bilim mi, yoksa bir sanat mıdır?' sorusu, 'siyaset bilimine giriş' başlıklı ilk derste öğrencilere yöneltilen, ancak senenin sonunda bile net olarak cevaplanamayan bir sualdir.... ~|~

Aslında politikayı bir inceleme alanı olarak bilim, bir icra alanı olaraksa sanat olarak kabul etmek sanırım daha doğru. Yani o hem bir sanat, hem de bilim. Bu nedenle politika ile ilgilenenler konunun her iki yönüne de hakim olmalı. Bir sanatçının duyarlılığı ve bir filozofun bilgeliğiyle ele alınmalı konular, sorunlar. Hele bir de çok renkli, çok sesli bir toplumun yönetimine talipseniz, iyice derinleşmeli duyarlılıklarınız.
Bir sanatçının eserine yaklaştığı gibi sevgiyle, tutkuyla bağlı olmalısınız elinizdeki malzemelere. Renklere aşık olmalısınız ki, aşkla harmanlayasınız her birini diğerine. Ruhunuzda fırtınalar kopsa da, yumuşacık dokunmalı fırçanız her bir renge. Değil mi ki, ressamın gücü renklere hürmetinden belli olur; rengin değil, resmin peşinde olmalı bilgeliğiniz. Sonra 'konuş' demelisiniz eserinize ve ne söylediğini dinlemelisiniz. Siz ne söyletirseniz, o onu söyler bilmelisiniz.

Bu yüzden gerçek bir politikacı olmak kolay değil. Bir toplumun taleplerine cevap vermek, onu şekillendirmek, düzen oluşturmak, temsil etmek, alternatif seçenekler arasından en iyiyi bulmaya çalışmak gerekli. Sanat da ya da uluslararası kullanımıyla art da, tanımı gereği böyle bir şey zaten. Art, sözcüğü Latince ars kelimesinden geliyor ve 'maharet, beceri' anlamını taşıyor. Ars sözcüğü ise, kök olarak antik Yunan dilinde arariskein'den, yani 'bir araya getirmek, birbirine uydurmak'tan türetilmiş. Art, bu anlamda bir şeyleri bir arada getirme becerisi olarak da kısaltılabilir.
Bir resmin gerçek bir sanat eseri olup olmadığını anlayabilmek, renklerin tuvale nasıl yerleştirildiğiyle, resimdeki ahenkle, yansıttığı ruhla değerlendiriliyor. İyi bir sanatçı, farklı renklerin bir arada iken kötü bir görüntü yansıtmasına izin vermiyor. Düzenli, uyumlu bir birlikteliği en estetik biçimiyle tuvale aktarabiliyor.

İyi bir politikacının da bu beceriyi göstermesi bekleniyor. Onun tuvali toplumun bütünü. Bireyler, çıkar grupları, etnisiteler, inançlar, mezhepler, sınıflar hepsi bir arada ahenkli bir bütün oluşturabiliyorlarsa, eser takdire şayan bir nitelik kazanıyor. Yok eğer, renkler birbirinin alanına giriyor, diğerini yok etmeye uğraşıyor, minik dokunuşlar olarak kalması gereken renkler bütün resmi ele geçiriyorsa, sıkıntılar ayyuka çıkıyor. Toplumun her kesimi diğerini düşman görmeye başlıyor, kendi yaşam alanını belirlemek üzere aşılmaz duvarlar inşa ediyor, kendi renginin bekçiliğine soyunuyor. Resim anlamını yitirirken, renklerin egemenlik savaşı başlıyor.
İlginç olan politika üreticilerinin de çoğu zaman ressam olduklarının bilincinden uzaklaşıp, sanki renkmişçesine davranmaları. Duvarlara herkesten daha fazla sahip çıkıp, renk şovenizmi yapmaları. Esas misyonlarının renklerin bir aradalığına hizmet etmek olduğunu unutup, renk avcılığına soyunmaları. Sesi cüsselerinden çok çıkan bazı edepsiz renklerin üzerine beyaz bir dokunuşla hafif rötuş yapmak yerine, üzerine kızgın avuçlarıyla basıp, bütün resme sıvamaları. Kısaca politikayı ne bir bilge, ne de bir sanatçı gibi değil, renklerin savaşçısı gibi algılamaları.

Bizim ülkemiz, bizim iklimimiz her gerçek sanatçının hayallerini süsleyecek kadar zengin bir palet sunuyor, kullanmayı bilene. Eşsiz renkler, ruhlar, karışımlar barındırıyor bünyesinde. Bu nedenledir ki, dünyanın bütün egemen güçleri, tüm sanatsal yetenekleriyle bu renkleri kullanmaya çalışıyor. Kendi hünerlerini gösterebilmek adına tuvale ihtirasla istedikleri boyaları sürüyorlar. Karıştırıyor, harmanlıyor, kirletiyor, sonra kendi resimlerini yapıyorlar.
Bizse, bırakın ressamlığı, kendi tuvalimizde renk olarak kalabilecek miyiz diye debeleniyoruz. Ama böyle gelmiş böyle gitmez dostlar. Bu düzen değişmeli! Elinde fırça olanların birer ressam olduklarını fark etmeleri ve renklere 'hey siz renkler, haddinizi bilin' demeleri gerekiyor. Ve haykırmaları ardından 'bu resim yüzlerce yılın fırça darbeleriyle şekillendi, elin badanacılarına bırakır mıyız sandınız!'

Deniz Ülke Arıboğan
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100