Bu haber kez okundu.

Rusya’ya iki reçete daha
RECEP BAHAR / ADANA

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Rusya’nın ekonomik ve sosyal sorunlarının çözümü için kadrosuyla birlikte iki reçete hazırladıklarına işaret ederek, “İnşallah Nisan ayında Rusya Devlet Başkanı Putin ile bu meseleyi görüşmek istiyorum. Bize danıştıkları konu, o toplum için çok ehemmiyeti olan bir konu... Biz bu seviyede devletlere yol gösterirken, reva mıdır ki, siz beni Meclis’e sokmadınız. Söz sahibi olabilmemiz için Meclis’te olmamız lazım. Sözlerimizin kanun olarak halka sunulması lazım” şeklinde konuştu. 

Tarım kesimini uyarmıştık

Adana’da coşkuyla karşılanan BTP Lideri, Sular VIP Konferans Salonu’nda düzenlenen “Ehl-i Beyt ve Milli Kahramanlarımızı Anma” Programında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi. Yaklaşık 5 bin kişinin salonun içini ve dışını tıklım tıklım doldurduğu bir ortamda vatandaşlara hitap eden BTP Genel Başkanı, konuşmasına Adana’nın tarım şehri olduğunu vurgulayarak başladı. Prof. Dr. Baş, şunları söyledi: “Adana, Çukurova’sı ile birlikte koskocaman bir tarım alanı... Adana’nın tadı çok farklı ama bu iktidar ülkede bile tat bırakmadı. 2002 seçimlerine biz girerken tarım bölgelerine giderek vatandaşlarımızı uyardık: Oyunuzu bunlara vermeyin, yarın ürünleriniz elinizde kalacak. Geçim için ürünlerinizi değil topraklarınızı satmak zorunda kalacaksınız. Bana o zaman burun kıvırdılar. Biz bunu nereden biliyoruz? Türkiye’nin önüne Avrupa Birliği (AB) sevdası nedeniyle çıkan bir tablo vardı. O zaman AB bize diyordu ki, AB’ye girmek istiyorsanız 35 milyon olan tarım nüfusunuzu köylerinizi boşaltarak 10 milyona indireceksiniz. AB dahası diyor ki, 35 milyon ekip biçerse buna pazar lazım, bana satmak isteyeceksiniz, ben almam. Eğer benimle olacaksan ben seni pazar yapacağım. AB’ye girmek isteyenlerin görmek istedikleri bir netice vardır. Nedir o netice? O netice Barzani’yi törenle karşılamada yatıyor. Binlerce askerimizi şehit oluyor, eğer sen birilerini Kürdistan bayrağı ile karşılıyorsun. Bunları çok iyi görmemiz lazım. Eğer bunları görmüyorsak, Allah bunun hesabını bizden sorar. Mademki biz ellerimizle bu ülkeyi parçalayacağız, şehit olan evlatlarımızın suçu neydi? Bunun hesabını hiç kimse veremez.”

Siyasette hedefimiz millete hizmettir

Türk milletine hizmet etmek için siyasette bulunduklarına işaret eden BTP Genel Başkanı, şu çarpıcı açıklamaları verdi: 2002 yılında vatandaşlarıma dedim ki, ben şan şöhret peşinde olmak için siyaset yapsam, 1995 yılında ABD Büyükelçisi bana geldi. Ben onlarla anlaşsaydım, bakan da, başbakan da olurdum, cumhurbaşkanı da... Huzuruma kabul bile etmedim. Şimdi ‘bize görev versin’ diye ABD’ye koşuyorlar. ABD kim ki! Atatürk der ki, ‘Bir Türk dünyaya bedeldir.’ Türk isen dünyaya bedelsin... Benim caka satmam için koltukta oturmama gerek yok. İlmimle herkese caka satarım... Biz Allah rızası için yüce milletime hizmet etmek için siyaset yapıyoruz. Arap milletinden enbiyalar, Türk milletinden ise evliyalar çıkar. Anadolu’yu gezin, her köşesinde buram buram evliyanın ruhaniyeti kokar. Böyle yüce bir millet! Biz ona ne kadar hizmet edersek, o kadar duasını alırız. Allah’ın seçtiği insanlar arasına gireriz, dünyamız da ahiretimiz de mamur olur. Ülkemizde birlik ve beraberlik olur. Biz onun için siyasetteyiz yoksa birisi gelmiş bize bir koltuk vermiş...”

Türkiye’nin sorunlarını çözecek tek kadro

Türkiye’nin madencilikten denizciliğe, tarımdan sanayiye her alanda sorunlarını çözecek kapasiteleri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Baş, “Partiyi kurduğumuz zaman dediler ki, Haydar Hoca’nın etrafındaki insanlar genç adamlar. Bunlar kadro falan değil... Ben kimseyi değiştirmedim, benim o gün futbolcularım ne ise bugün de o... Şimdi de ‘çok müthiş bir kadrosu var’ diyorlar. Türkiye’nin meselelerini halledecek tek kadro bu kadrodur” şeklinde konuştu. Konuşmasında KKTC’nin bağımsızlığının ilanından yana olduğunu da dile getiren Prof. Dr. Haydar Baş, şunları söyledi: “Ben bunu dünyaya kabul ettiririm. Rumların eteği pozisyonunda bir Türk devleti asla olamaz. Onlara entegre olmuş bir millet olamaz. Türk milleti olsa olsa bağımsız bir devlet olur.” 

Mustafa Kemal, Alevi dedesidir

“Türkiye bağımsızlığını zedeler bir konuma girdi. Bunu aşmak için Cumhuriyeti kuran şahsın yaptıkları esas alınmalıdır” diyen Prof. Dr. Haydar Baş, Atatürk ile ilgili kapsamlı bir eser yazdığına işaret ederek, “Mustafa Kemal Paşa’nın bir Alevi Dedesi olduğunu okursanız hiç şaşırmayın. Henüz okumadım ama Yunanlı bir ilim adamının ifadesine göre durum böyle. Annesi Zübeyde Hanım ve babası Ali Rıza Efendi Bektaşi tarikatından... Bunlardan nur topu gibi Mustafa dünyaya geliyor” dedi.  

1200 yıldır Müslüman-Türk kimliği eşittir İslam’dır

 BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Anadolu’yu Müslüman yapan şahsiyetin Hacı Bektaş-ı Veli olduğuna işaret ederek, şunları söyledi: “Hacı Bektaş-ı Veli olmamış olsaydı, Müslüman - Türk olmayacaktı. Hacı Bektaş-ı Veli en zor işi başarıyor, Anadolu’daki halkları Müslüman ediyor, tezkiye (temizleme) ve terbiye ediyor. O günün şartlarında insanlar bakıyor ki, Hacı Bektaş-ı Veli hem Müslüman, hem Türk... Türkmenler de “biz de Türk’üz” diyor. Türk kavramı bir kültür birliğidir ama aynı zamanda bir etnik gruptur ama Hacı Bektaş-ı Veli bunu İslam dini, kültürü, medeniyeti, ahlakı ve fazileti ile yoğurarak, bir millet haline getiriyor. Anadolu’da Laz, Çerkez, Kürt, Boşnak gibi halklar vardır. İşte Hacı Bektaş-ı Veli, mayayla yoğurarak Müslüman - Türk milletini ortaya çıkarıyor. Onun için 1200 yıldan bu yana Müslüman - Türk kimliği eşittir İslam’dır.”

Müceddid İngiliz ajanı çıktı 

Batı dünyasının özellikle İngiltere’nin dinimizle çok oynadığına dikkatleri çeken BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş, şu önemli tespitlerde bulundu: “Dini inkâr etmedi, kabul etti ama dinin içeriğini değiştirdi. Kendine göre bir din modeli ortaya koydu. Bir takım kavramlar üretti, Ehl-i Beyt’in yerine koydu. Biz bunların İslam uleması tarafından konulduğunu zannediyoruz ama asıl hükmü veren İngiliz Sömürge Bakanlığı... Bunu ‘tarikatla ve mezhep’le olmak üzere iki yolla yaptı. Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler adlı eserimde mezheplere yapılan müdahaleyi anlattım. Daha sonra Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Ehl-i Beyt Sempozyumu için Hz. Fatıma Anamızın Fedek olayını araştırırken, Ahmet Sirhindi’nin şu görüşüne denk geldim: ‘Fatıma bu konuda doğru düşünmemiştir. Dünyevidir, manevi olması mümkün değildir.’ Kafam attı... ‘Sen kim oluyorsun, senin Fatıma dediğin insan hakkında en az 30 tane ayet-i kerime var. İlaveten kendisi, İmam Ali ve çocukları hakkında bin tane hadis-i şerif var. O zamanlar üzerine çok gitmedim zira Türkiye’de bir saatli bombayı eline alıyorsun.  Arkadaşlar konuyu araştırdı: Uçtu, kaçtı, kerametti denilen adam en sonunda İngiliz’in ajanı çıktı. O yol yıllarca Ehl-i Beyt’e düşmanlık yaptı. Düşünebiliyor musunuz, bu adam 17 yaşındayken Ehl-i Beyt aleyhine kitap yazmış. Ehl-i Beyt içinde Peygamber Efendimizin de bulunduğu aile ekolüdür. Onun ‘canımdır, ruhumdur’ dediği kızı Hz. Fatıma Annemiz, İmam Ali, İmam Hasan ve İmam Hüseyin. Ehl-i Beyt’i anlatırken sıra böyledir: Hz. Fatıma ile Hz. Ali’yi sıralarken -bizim kadına ne kadar değer verdiğimiz ortaya çıkmaktadır- Peygamber Efendimizden sonra Hz. Fatıma gelmektedir. Bu 5 kişi yaşayan Kuran’dır... Hz. Fatıma’ya dil uzatanın dili kurur.”  

 

Anahtar Kelimeler:
rusya ya iki reçete daha
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100