Bu haber kez okundu.

Sağlam duruş: Ehl-i Beyt


Bursa'da Merinos Atatürk Uluslararası Kongre Merkezi'nde düzenlenen Ehl-i Beyt Sempozyumu'nda binlerce Ehl-i Beyt sevdalısı buluştu. Birçok ulusal televizyon kanalından da canlı olarak yayınlanan sempozyum, Batılılarca mezhep çatışmasına sürüklenmek istenen İslam aleminin dikkatini birlik ve beraberliğin gerçek adresi Ehl-i Beyt'e çekti ~|~

RECEP BAHAR - BURSA

Bursa'da Cumartesi ve Pazar günleri gerçekleştirilen Uluslararası Ehl-i Beyt Sempozyumu, 30'u aşkın ülkeden 120 ilim adamı ve uzmanın katılımıyla tamamlandı. İslam dünyasını ortak çatı altında birleştirecek tek mefhum olarak öne çıkan Ehl-i Beyt konusu ilk defa Türkiye'de bu kadar kapsamlı bir şekilde ele alındı. Sempozyumda 8 oturum yer aldı. Cumartesi günkü oturumlar gece saat 12.00'a kadar sürdü. Böylece Türkiye'de ilk defa bir sempozyum gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam ederek, tarihe geçti. Sempozyuma dinleyici olarak iştirak vatandaşlarımız da geç saatlere kadar salonda kalarak, Ehl-i Beyt'e olan sevdasını ve muhabbetini ortaya koydu. Başta Meltem TV, Mesaj TV, Kanal 99, Köy TV, Kanal 34, Kadırga TV olmak üzere çok sayıda TV kanalından canlı olarak yayınlanan Sempozyum, milyonlarca vatandaşımız tarafından da ilgiyle izlendi. 

Görkemli kapanış
Sempozyumda kapanış konuşmasını Türkiye'de ilk defa başta Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAV) olmak Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in yanı sıra İmam Cafer ve İmam Zeynelabinin'in hayatlarını 8 cilt halinde kaleme alarak İslam dünyasına görkemli bir Ehl-i Beyt külliyatı armağan eden Prof. Dr. Haydar Baş yaptı. Son oturumun başlarında salona giren Prof. Dr. Haydar Baş,  izleyiciler tarafından güçlü alkışlarla karşılandı. Prof. Dr. Baş, 8. otoruma katılan Iraklı Alim Salih El Hakim, Lübnanli Alim Ali Hasan Hazim, Gaziantep Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Eyercioğlu, Dr. Abdullah Terzi ve Azerbaycan'dan gelen Prof. Dr. Ruşen Guliyev ile tokalaştı. Konuşmasına Van'daki depremde hayatını kaybeden mümin ve mümine kardeşlerimiz ile geçen hafta içinde Çukurca'da şehit düşen 24 Mehmetçiğe Yüce Mevla'dan rahmet dileyen Prof. Dr. Baş, izleyicileri onların ruhlarına bir Fatiha okumaya çağırdı. İzleyiciler de hep birlikte şehitlerimizin ve depremde hayatlarını yitiren vatandaşlarımızın ruhu için 'fatiha' okudu. Sempozyuma katılarak tebliğ sunan alim ve uzmanlar ile önemli şahısların isimlerini tek tek sayarak saygılarını sunan Prof. Dr. Haydar Baş, isimleri neden saydığı konusunda, "Programı baştan sona takip ettim. Programı bana malettiniz. Ben de ev sahibi olar sizlere 'hoşgeldiniz' diyorum" dedi. Dün konuşmasının bir bölümünü Yeni Mesaj'da aktardığımız Pof. Dr. Baş, konuşmasında Ehl-i Beyt'in dinin gereği, temsilcisi ve kurumu olduğunu kaydederek, şunları söyledi: "Eh-i Beyt yolundan gelenler Kur'an-ı ve sünneti yaşayacak insanı eğitirler ve yetiştirirler, yani Kur'an-ın takva yolunu, züht yolunu hayata geçirirler. Diğer taraftan bu insanlardan ideal toplumu oluştururlar. Ehl-i Beyt, İslam dininin yaşanılan ve yaşanan müşahhas örneğidir. O bakımdan Ehl-i Beyt'i anlamadan, tanımadan İslam dinini ne anlamak mümkündür, ne de yaşamak mümkündür. Ehl-i beytin namazı Allah ın huzurunda bir vecd hali içinde eda edilirdi. İmam Ali (AS) ayağına saplanan okun namaza durduğu zaman çıkarılmasını istemiş ve namaz bittiğinde oku çıkardınız mı diyecek kadar bu vecd halini yaşamıştır. Velayetin Şahı İmam Ali (AS) günde bin rekat namaz kılardı. İmam Hüseyin (AS) de ceddi gibi günde bin rekat namaz kılardı. Ehl-i beyt anlayışını devam ettiren imamlardan İmam Zeynelabidin (AS) de günde bin rekat namaz kılardı. İmam Muhammed Bakır (AS) yüzelli rekat namaz kılardı. Hz. Hasan yürüyerek 15 defa hac yapmıştır. İmam Zeynelabidin (As) 20 kez hac vazifesini eda etmiştir."

Hz. Ali, devlet kurumlarının temellerini attı
İslam hukukunu ve her konuyu içeren hadisleri yazanın Hazreti Ali olduğuna işaret eden Prof. Dr. Haydar Baş, bugün tüm dünya ülkelerinde bulunan Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay gibi hukuk kurumlarının vazifesini ifa eden temyiz mahkemesi niteliğindeki Mezalim Mahkemelerini Hz. Ali'nin oluşturulduğuna dikkat çekti.
İmam Ali'nin cesaretine de dikkat çeken Prof. Dr. Baş, şunları söyledi: "Bedir Savaşı'nda 72 kafirin en az 24'ünü öldürmüş, 18 kişinin öldürülmesine de yardımcı olmuştur. Uhud savaşında, şirk ordusunun bayraktarları 9 kişi idi. Hepsi de Ali nin güçlü elleri ile helak oldular."
Ehl-i Beyt ışığında günümüzdeki gelişmelere değinen Prof. Dr. Baş, şunları kaydetti: "İslam dünyasına bakıldığında gerek ferdi planda, gerekse toplumsal manada, İslam'dan ve de kulluktan uzaklaşıldığı, Müslümanlığın sadece sözden ibaret kaldığı dönemler yaşanmaktadır. Bu dönemlerde bireyler, 'Müslümanız' manasında söylemiş olsalar da uygulamada İslam'ın bütün detaylarından uzaklaşıldığı, Batı hayranlığı ve hayatı Müslümanların ve İslam ülkelerinin hayat tarzı olduğun için iman noktasında bireylerin islamdan uzaklaştığını görmekteyiz. Sadece İslam aleminin değil, bütün insanlığın fert ve toplum planında  kurtuluşu Ehl-i Beyt'in hayat tarzı olarak insanların gönlünde, gündeminde yaşanmasına bağlıdır. Bunun için de Ehl-i Beyt Üniversitesi kurulması gerekir."

Hazreti Ali ortak payda
İmam Ali'nin hepimizin ortak değeri ve paydası olduğuna işaret eden Prof. Dr. Baş, şunları söyledi: "Sünni dediğimiz Müslümanların Ehl-i Beyt yoluna bağlılığı ve hayranlığı tarihin her döneminde Ehl-i Sünnet imamları tarafından hayata geçirilmiş, bu ölçüler daha sonra avamın hal ve hareketlerinin Ehl-i Beyt'in hayatı ve imamların yolu ile şekillenmesine vesile olmuştur. Yani burada Şii - Sünni ayrılığı değil, bilakis Muhammed ümmetinin şuuru ile Müslümanların tevhidi ve birliği söz konusudur." 

Dünün Emevileri iş başında
"Dünün Emevî siyaseti ve ihtirası, Rasulullah'ın Ehl-i Beyt'ine her türlü mezalimi İslam kılığına bürünerek reva gördü" diyen Prof. Dr. Baş, şunları kaydettİ: "Ehl-i Beyt evladı başta olmak üzere, mazlumların canlarına ve mallarına musallat oldu. İslam coğrafyası Ehl-i Beyt'in kanına bulandı; müşriklerin ve gayr-i Müslimler bayram yaptı. Bugün, Emevî siyaseti ve ihtirasının devamı olanlar, maalesef yine İslam adına yola çıkıyorlar, Haçlı dünyasının aklıyla  iş görüyorlar. Haçlı dünyasının Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında işgaller gerçekleştirilen İslam coğrafyasında ve bölgemizde, Sünni - Şii ayrışmasını körüklüyorlar. Sünni-Alevî çatışmasından medet umuyorlar. Ülkemizi ve yüce milletimizi öz kardeşleriyle ve öz kapı komşularıyla düşmanlığa sürüklüyorlar. Büyük Ortadoğu Projesi ve dinlerarası diyalog safsatası; Batının emellerine hizmet eden, coğrafyayı batılı emperyalistlere teslim etmek için hayata geçirilmek istenen projelerdir.
Bu projeler ile 22 İslam ülkesi işgal edilecek, Müslümanların elleri bağlanacaktır. Dinlerarası diyalog bu planın inanç boyutudur. Kabul etmek lazım ki, Sünni dünya bu oyunu fark etmemiş, bir takım yanlışlar içine düşmüş, Batının istediği değişim hayata geçirilmeye başlanmıştır. Haçlı dünyasının sömürü ve işgallerini, Müslümanlara hazmettirmek için, dinlerarası diyalog safsatası sürdürülüyor. Medeniyetler arası ittifak yalanları uyduruluyor. Bunlar, bir taraftan Haçlı dünyası ile işbirliği içinde Müslüman avına çıkıyorlar. Diğer taraftan, Müslümanları çeşitli yollarla müşriklerin ve gayr-ı Müslimlerin kardeşi yapmaya çalışıyorlar. Bu durum, bölgemiz ve insanlık için en büyük beladır. Ahir zamanın en büyük fitnesidir. Takdir edersiniz ki, inancını yitirmiş toplumların işgal edilmesi de an meselesidir. Ancak Ehl-i Beyt dünyası, bu dönüşüme karşı bir duruş ortaya koymuştur."

Ilımlı İslam'ın Kur'an ve sünnetle ilgisi yoktur

Prof. Dr. Haydar Baş, günümüzde 'ılımlı İslam'ın denilen ve de sanki İslam'mış gibi gösterilen bu bidat akımının gerçekte Kur'an ve sünnetle uzaktan ve yakından bir alakası olamayacağını ifade ederek, bu akımın şu özelliklerine dikkat çekti:
"* Domuz etinin yaygınlaştırılması.
* Zinanın serbest bırakılması.
* Din dersi kitaplarından kelime-i şehadet ifadesinden Muhammedu-r Resulullah kısmının çıkarılması.
 * İbrahimi Dinler tabiri getirerek "Son peygamber Hz. İbrahim'dir" görüşünün ortaya atılması.
* Misyonerlik faaliyetlerinin serbest bırakılarak muharref olan dinlerin hak din olarak gösterilmeleri.
* Eski kiliselerin imarı ve yenilerinin açılması
* Dinler bahçelerinin açılması, kilise - havra - caminin bir arada olması.
Türkiye de örneklerini saydığımız bu değişim hareketleri diğer İslam ülkelerinde de farklı şekillerde yaşanmaktadır. Netice de islamdan uzaklaşan, bu uzaklaşmanın bedelini itikadını ve kimliğini kaybederek ödeyen ülkeler ve halklar ortaya çıkmaktadır. Bugün, Batının İslam ülkeleri üzerindeki bu etkileri,  kaynaklarını sömürme, ülkelerini demokrasi getiriyoruz gerekçesi ile işgal etme ve halklarını Hıristiyan yapma şeklinde tezahür etmektedir. Buraya kadar aktardıklarımız, Ehl-i Beyt yolunun terk edilmesi ve Batıya kucak açılması ile dünyada İslam aleminde ve Türkiye de bugün meydana gelen acı olaylardır."

Anahtar Kelimeler:
sağlam duruş ehl i beyt
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100