18 Haziran 2006 Pazar 00:00
296 Okunma
Sakın eğitime yatırım yapmayın!
Yatırımcılara, hemen her sektörde teşvik var. Ama eğitim söz konusu olduğunda, tüm kapılar yüzlerine kapanıyor. Ya da emdikleri süt burunlarından geliyor... ~|~

Sanayici, turizmci, işadamı, medya, sporcular ya da sanatçılar, istedikleri zaman en üst makamlarla görüşüp sorunlarını dile getirebiliyorlar. Veya desteğe ihtiyaç duyduklarında tüm ilgili kapıları anında açabiliyorlar.

Peki ya eğitim yatırımcıları? Örneğin vakıf üniversitelerinin kurucuları ve mütevelli heyeti üyeleri? İhtiyaç hissettiklerinde YÖK Başkanı'yla, Milli Eğitim Bakanı'yla, Başbakan'la ve Cumhurbaşkanı'yla görüşebiliyorlar mı? Evet demek çok zor. Doğramacı, Koç ve Sabancı gibi farklı diyalogları olanlar belki bunu başarabiliyorlar. Ama ya diğerleri? İşleri çok zor.

Birikimlerini farklı yerlere değil de eğitime yatırdıkları için adete cezalandırılıyorlar.
Üniversite açmak öyle kolay değil. On milyonlarca dolar harcamak gerekiyor. O da yetmiyor, sürekli sübvanse etmek zorundasınız. Yani meşakkatli olduğu kadar masraflı bir iş.

Peki manevi tatminin ötesinde bir getirisi var mı? İşte o da tartışılır. Çünkü Anayasa ve yasalar çok açık. Söz konusu üniversiteler, kâr amacı gütmeyen vakıflar tarafından kurulur deniyor. Durum böyle olunca da kâr etmeniz, etseniz de bunu kendi kasanıza atmanız mümkün değil. Farklı manipülasyonlarla yapanlar yok mu? Elbette var. Ama geneline yaygınlaştırmamak gerekir...

Üvey evlat muamelesi
Hatırlayacaksınız, geçenlerde, Cumhurbaşkanı Sezer, devlet üniversitesi rektörlerini kabul etti. Vakıf üniversitesi rektörlerini ise daha sonra çağırdı. Mütevelli heyeti başkanlarını ise hiç kabul etmiyormuş. Kurucular, Başbakan Erdoğan ve YÖK Başkanı Teziç'ten de randevu istiyorlarmış. Ama bırakın kabul edilmeyi, geri dönüş bile olmuyormuş.
Bugüne kadar vakıf üniversite kurucularının, toplu olarak üst makamlarca kabul edildiklerine şahit olmadık. Zaten kendileri de pek bir araya gelemiyorlar. Çünkü içlerinde de sorunlar var. Arkası güçlü olanlar, kendi halinde olanlara fazla pas vermiyor...

Neler istiyorlar?
Sayıları 30'a yaklaşan vakıf üniversitelerinin kurucuları, her şeyden önce, üst makamlardan sıcak bir ilgi bekliyorlar. Diğer beklentileri ise şu yönde:
Kontenjanlar YÖK'le birlikte ortak belirlensin. YÖK'ün tek yönlü kararları bizi her açıdan zorda bırakıyor.

Üniversite kontenjanları ve sınav sonuçları daha erken açıklansın.
Kamu hizmeti veren vakıf üniversitelerine de, vergi ve SSK ödemelerinde, spor kulüplerine sağlanan koşullar uygulansın.
Vakıf üniversitelerinin değerlendirilmesinde bilimsel yayınlar, tam zamanlı akademik personel sayısı, laboratuvarlar göz önünde bulundurulsun.
Verilen burslar devlet tarafından dikkate alınmalıdır. YÖK'ün vakıf üniversitelerine yönelik uygulamaları şeffaf olmalı, üniversitelerin tüm özellikleri, gelişmeleri ve ilişkileri, YÖK'ün web sayfasından takip edilebilmelidir...

Marmara'da seçim
Marmara Üniversitesi'ndeki rektörlük seçimi dün gerçekleşti. İlgi büyüktü. Necla Pur açık arayla fark attı. Üniversite tercihini çok net bir şekilde ortaya koydu. Seçimlerde alınan sonuçlar şöyle: Necla Pur: 320, Nurdan Tözün: 264, Emin Özbaş: 257, İrfan Günay: 234, Tolga Dağlı: 97, Osman Altuğ:27.
Abbas Güçlü/ Milliyet
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121