Bu haber kez okundu.

Savaşın, dramın ve acının yılı

ABD'nin Irak'ı istilası şüphesiz geride bıraktığımız 2003 yılına damgasını vurdu. Ancak dünyada acının, dramın tek mahalli Irak değildi. Başka coğrafyalarda da oluk oluk kan aktı

2003 yılında dünyanın tanık olduğu olayların etkisinin uzun süreli olacağı kuşku götürmüyor. ABD'nin Irak'ı işgal etmesi Ortadoğu'nun çok ötelerine uzanan geniş çaplı bir ihtilafa dönüştü ve Afrika'dan Asya'ya başka kriz odaklarının da Irak'ın gölgesinde kalmasına neden oldu.
BM'nin pabucu dama atıldı
11 Eylül 2001 saldırılarından birkaç ay sonra ABD Başkanı George W. Bush ilk kez 'şer ekseni'nden söz ederken, İran ve Kuzey Kore'den çok gözlerini Irak'a dikmişti. Ve 2003 yılı başında Amerikan Kongresi Bush'a, gerekirse BM kararı olmaksızın Irak'a savaş açması için yeşil ışık yaktı. ABD Başkanı Florida'da subay namzetlerine hitaben yaptığı konuşmada ilk kez BM'yi bir seçenekle kar~|~şı karşıya bırakıyordu: "Barış adına, güvenli bir gelecek adına, hürriyet adına devreye girmeye yanaşmazsanız, ABD kendi koalisyonunu kurup Saddam Hüseyin'i silahtan arındırmayı bilir."
Bahane üstüne bahane
Mart ayı ortasında Başkan Bush, BM'deki kutuplaşmaları aşma gayretiyle Saddam Hüseyin'e son bir ültimatom verdi ve "ya istifa eder Irak'ı terkedersin ya da savaşı göze alırsın" dedi. Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğunluğu, Irak'ta kitle imha silahlarıyla ilgili teftişlerin sürmesinden yanaydı. ABD, İngiltere ve İspanya ise Saddam Hüseyin rejimine karşı askeri müdahaleyi meşru kılacak bir formül peşindeydi. BM Silah Denetim Başkanı Hans Blix, denetimler yoluyla Irak'ın kısa sürede kitle imha silahlarından arındırılma şansı olduğunda ısrarlıydı.
Savaş başladı
20 Mart sabaha karşı hava harekatı başladı. Onu yoğun bir kara saldırısı izledi. Başkan Bush televizyondaki konuşmasında silahlı kuvvetlerin sivillerin ölmemesi için her türlü önlemi aldığını iddia ediyor, Saddam Hüseyin ise Irak halkını vatan savunmasına çağırıyordu. Bu konuşma Saddam Hüseyin'in son resmi konuşması oldu, Nisan ayı ortalarında Saddam rejimi yıkılmış, kent meydanlarındaki dev Saddam heykelleri yerle bir edilmişti. Kendisi ise sırra kadem basmıştı. 1 Mayıs günü ise üzerinde pilot üniforması, Lincoln uçak gemisinde televizyon kameralarına poz veren Amerikan Başkanı Bush Irak'ta meydan savaşının sona erdiğini söyledi.
Bağdat'ta silahlar susmadı
Ne var ki sıcak savaşın sona ermesi, Irak'ta silahların susmasına yetmedi. Yaz boyu Amerikan askerleri işgal güçlerini hedef alan saldırılar artarak sürdü. BM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Irak özel temsilcisi Sergio de Mello'nun da yaşamını kaybettiği Bağdat'daki BM binasına düzenlenen intihar saldırısı ve ardından Kızılhaç'ı hedef alan bombalar, direnişçilerin koalisyon güçlerinin yanı sıra diğer uluslararası örgütleri de boy hedefi seçtiklerini gösteriyordu. Zamanla Iraklılar da bu saldırılardan nasiplerini almaya başladılar. Irak'ta sürekli kötüye giden güvenlik ortamını, Başkan Bush'un "korsan" Şükran Günü gizli Bağdat ziyareti de örtmeye yetmedi.

Sonunda Irak'daki gerçek Birleşik Amerika'yı strateji değiştirmeye yöneltti. Bush, İngiltere ziyaretinin arifesinde Irak'ta seçimleri ve yeni bir anayasayı beklemeden 2004 yılı ortalarında ülkenin egemenliğini geçici bir Irak hükümetine devredeceklerini açıkladı. 13 Aralık günü devrik diktatör Saddam Hüseyin'in doğum yeri Tikrit yakınlarında yakalandığı açıklandı. Saddam filmi kötü sonla neticelenmişti.

İsrail kan akıtmaya devam ediyor

2003'de İsrail?Filistin cephesinde de tansiyon hiç düşmedi. Başkan Bush, Ariel Şaron ve Filistin'in yeni Başbakanı Mahmut Abbas'ın Haziran ayında Akebe'de Ortadoğu Dörtlüsü'nün hazırladığı yol haritasının şiddeti sona erdireceği ve üç yıl içinde bir bağımsız Filistin devletinin kurulacağı umudunu dile getirmişlerdi. Şaron, Filistinlileri İsrail'in yönetmesinin değil, bizzat Filistinliler'in kendi devletlerini yönetmelerinin menfaatlerine olacağını söylüyordu.

Ancak Ocak ayının ilk haftasından itibaren intihar saldırıları artmaya başladı. İsrail, Filistin özerk bölgelerindeki nokta hedef operasyonlarında çok sayıda Filistinliyi şehit etti. Filistinli örgütlerin tek taraflı ilan ettikleri ateşkes kısa ömürlü oldu. Kırılamayan şiddet döngüsü Filistin yönetimi içinde güvenlik birimlerinin kontrolü konusunda Arafat ile Başbakan Mahmut Abbas'ı karşı karşıya getirdi. Abbas istifa etti, yerine başbakanlığa Ahmet Kurey atandı. İsrail'in uluslararası toplumdan gelen tüm uyarılara kulaklarını tıkayarak Batı Şeria'da Filistin topraklarının içlerine kadar uzanan bir güvenlik duvarı inşa etmesi sürdürmesi de barış çabalarına set çekti.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100