Bu haber kez okundu.

Şehitler ölüyor, vatan bölünüyor
Elazığ'ın Arıcak İlçesi Erimli Beldesi'nde teröristlerin yola döşediği mayının patlatılması sonucu şehit olan Elazığ İl Jandarma Alay Komutan Yardımcısı Yarbay Alim Yılmaz'ın cenazesiyle Ankara'ya gelen eşi Firdevs Hanım, "Elazığ'da PKK'lıları sevindirmemek için gözümden bir damla yaş dökmedim" demiş. ~|~


Benden rahat 25 yaş küçük ama ellerinden öpesim geldi.
Kocatepe Camii'nde yapılan cenaze töreninde ise şehit yarbayın silah arkadaşları ağlamış.
Bir memlekette eğer ağlaması doğal karşılanan kadınlar ağlamıyor da ağlamaması gereken erkekler ağlamaya başlıyorsa kıyamet yakındır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok "Cüppeleri giyme zamanı geldi" demiş.
Yine bir memlekette ey millet, çizme giymesi gerekenler giymiyor da yerine cübbeliler cübbe kuşanmaya soyunuyorsa durum vahimdir.
ÜÇ PAŞALAR başlıklı yazımın http://www.giresungazete.net/ de yayınlanmasından sonra yorum ekleyen Fikri Günay adında bir okuyucu şöyle yazmış.
"Sayın MÜMTAZ Ben bu yazıyı yazdıktan hemen sonra hazırladığım bayrağımı asıyorum. Bu BAYRAK ancak ben öldükten sonra iner. Her kim ola ki, gücü yeten buyursun, gelsin indirsin. SAYGILARIMLA. 4/6/2006 10:53:50 PM"
Bu memlekette eğer bayrak; sınırlarda, dağda bayırda, tehlikenin olduğu yerde değil de yaşanılan evlerin pencere ve balkonunda savunulmaya başlanıyor, uğrunda ölüm "evde" göze alınıyorsa..
Eve asılan bayrak "tahrik olur" düşüncesiyle güvenlik güçleri tarafından indirttirilmeye çalışılıyorsa?
Şehit yarbayın cenazesi için Muğla'da Türk bayrakları ile gösteri yapan grup polis tarafından toplanıp gözaltına alınıyorsa?
İşin çivisi çıkmıştır efendiler?.
Ağalar, beyler?
Milletçe pimi çekilip orta yere atılan bombanın etrafında toplanıp "Ne olacak acaba?" diye bakar hallerdeyiz.
Bir garip hallerdeyiz.
Azeri milletvekili, Türkçü Sabir Rüstemhanlı İstanbul'da bir televizyon kanalında "Fransa'da bir yasa maddesi değişsin diye öğrenciler sokaklara çıktı. Günlerdir bütün Fransa sokakta.. Türkiye'de Manavgat suyu satılıyor kimse umursamıyor" diyor..
Bu lâfı işitmek için taa Azerbaycan'dan birilerinin gelip bize söylemesi mi gerekirdi?
İlâhi Sabir muallim..
Bırak Manavgat'ı.. Eve bayrak asamıyorsuz.
Adam "Ordu benim ordum değil" diyor; adam "Kürtler Türklerle bir arada yaşayamaz" diyor, milleti bölüyor.
TSK'nın manevi şahsiyeti tahkir ediliyor.
Şehitler ölüyor, ülke bölünüyor.
Kimse bir şey demiyor..
Yok yok diyorlar; "DTP'ye gül gönderin", "Silahı bırakıp masaya gelin" diyorlar.
Herkes istediğini söyleyebilir, "Türk olma noktasında ise, Türk'üm demekten GOCUNMAYAN da ben Türk'üm der" diyorlar.
 Türklüğü "gocunulacak bir şey" olarak görüyorlar.
Kadınlar ağlamıyor, erkekler ağlıyor..
Çizmeler giyilmiyor, hâkimler cübbe giyiyor.
Televizyon ekranlarına Şehit Yarbay Alim Yılmaz'ın 1998'de yüzbaşı iken bir tatbikatta birliğinin önünde okuduğu Atsız'ın şiiri düşüyor.
"Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmemektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık: Saldırıp bir daha dönmemektir.
Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
Koşaradım gitmeli onların arkasından.
Kahramanlık: İçerek acı ölüm tasından
 İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.
Yırtıcılar az yaşar? Uzun sürmez doğanlık.
Her ışığın ardında gizlidir bir karanlık.
Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık;
Göz kırpmadan saldırıp, bir daha dönmemektir.
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir;
Ne de güneşler gibi parlayıp sönmemektir.
Bunun için ölüme bir atılış gerektir.
Atıldıktan sonra da bir daha dönmemektir."
Yarbayın okuduğu bu şiiri; bir öncekinde olduğu gibi yine tepki duyarım diye artık şehit cenazelerine katılmayıp uzaklarda dolaşmayı tercih eden zevâtı muhtereme de duydu mu acaba?
Dipnot:
Geçen haftasonu Hüseyin Mümtaz'ın "Üç Paşalar" başlıklı makalesinin "çok önemli olduğu" yine bizzat sayın Mümtaz tarafından ifade edilen son kısmı, sayfa editörümüzün makasının azizliğine uğradı. Önemine binaen özrümüzü beyan ederek, ilgili bölümü alıntılıyoruz:
"Not: KTÜ'deki panelde adımın önünde neden "moderatör" yazdığını merak edip araştıranlara açıklayıcı bilgi: "düzenleyici?ayarlayıcı" demektir? Rot ayarı, fren ayarı, far ayarı, balans ayarı gibi..
Hangisine ihtiyacınız varsa.. Yahut nasıl algılamak istiyorsanız.."

Hüseyin Mümtaz / Giresun Işık gazetesi
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100