Bu haber kez okundu.

Semer vuran çok olur...
"Türkiye'de neden fikir özgürlüğü yok" derseniz... ~|~

"Özeleştiri yok da, ondan" derim.
Herkes ve her meslek grubu, sadece işine geleni duymak istiyor.
"Eleştiri"yi "doğru" bile olsa duymak istemiyor.
Siyasetten tıbba, hukuktan mühendisliğe kadar, böyle.
Hemen savunmaya geçiliyor.
Aidiyet duygusu, gerçeklere ağır basıyor.
O mesleğe ait iğrençlikler, bile bile, halının altına süpürülüyor.
Bu yüzden, bana göre, "kol kırılır, yen içinde kalır" özdeyişi, çok zarar vermiştir bu ülkeye.
Mesela, bizim meslek.
Gazetecilik.
Eğer herkesin kapısının önünü temizlemesi gerekiyorsa önce...
Önce bizim meslekten başlamalı temizlik herhalde...
Bakın bir örnek anlatayım size.
Eskiden "tetikçi gazeteciler" vardı.
Malum.
Şimdi artık "tetikçi gazete" var.
Tetikçilik kurumsallaştı.
Şaşırmamak lazım aslında.
Tetikçi gazeteciler, terfi ettirilirse...
Biri de çıkıp, gazetecilerle uğraşacağına, kafadan, gazeteyi tetikçi yapar.
Normaldir.
Neyse...
Böyle bir gazetenin genel yayın yönetmeni koltuğunda oturan bir arkadaş, rakip gazetenin sahibini telefonla arar bir gün.
Der ki...
"Sizin gazetede bana yer var mı?"
Allah Allah?
Hayırdır inşallah...
Gazete sahibi, "Neden olmasın" der.
"Burası bir gazete... Tabii ki gazetecilere kapımız açık."
Genel yayın yönetmeni arkadaş, devam eder... Ama sohbetin şekli biraz değişir.
Der ki...
"Benim gazete, sizin gazeteye karşı aleyhte bir kampanya başlatacak... Ben de bir yol ayrımına geldim... Burada kalacağım. Veya size geleceğim."
Gazete sahibi kulaklarına inanamaz.
Gazeteci, pişkin...
Ağzındaki baklayı çıkarır...
"Benim 80 bin dolar borcum var... Verirseniz, gelirim."
Gazete sahibi, görür ki, iş çirkin bir pazarlığa dönüşüyor, kestirir atar...
"Sana kolay gelsin, başka kapıya..."
Gazeteci, bu gayet açık cevaba rağmen, telefonu kapatmadan önce, utanmadan bir de süre verir...
"Beni saat 18'e kadar ararsanız, teklifim geçerlidir, gelirim."
Tabii ki aranmaz.
12 saat geçer.
Ertesi sabah...
O gazetede, parayı vermeyen diğer gazete hakkında aleyhte yayın başlar...
Hem de kimin imzasıyla dersiniz?
"Emrivaki transfer" karşılığında 80 bin dolar isteyen gazetecinin imzasıyla...
Vaziyetimiz budur.
Maalesef vaziyetimiz budur da...
Şunu da söylemeden olmaz.
Tetikçi tetikçi diyoruz...
Mafyacı arkadaşlara hakaret ediyoruz aslında.
Çünkü bunlar vuruyor ama, değil öldürmeleri, yaralamaları bile mümkün değil.
Kendileri mantar olduğu için, tabancaları da mantar tabancası...
Peki nedir?
Şudur.
Hani sen eşek olduktan sonra semer vuran çok olur ya... Öyle... Kim parayı bastırırsa, semeri de o vuruyor bunların sırtına.

Yılmaz Özdil

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100