25 Haziran 2012 Pazartesi 12:31
3884 Okunma
Şer oyunları bozuldu

YENİ MESAJ – NEVŞEHİR

“4. Birlik ve Beraberliğimiz için Ehl-i Beyt Sempozyumu” dördüncüsü gönlü Ehl-i Beyt sevdasıyla dolu binlerce kişinin katılımıyla geçtiğimimiz Cumartesi günü Nevşehir'in Hacıbektaş İlçesi'nde bulunan Hacı Bektaş-ı Veli türbesinin de bulunduğu kültür merkezinde düzenlendi. Dört oturum halinde tebliğlerin sunulduğu sempozyuma yoğun bir katılım yaşandı. Sempozyumda BTP Genel Başkan Yardımcısı Ali Garaçoğlu, Alevi Din Hizmetleri Başkanı Ali Yüce Dede, Tunceli'den Ali Kaya, Prof. Dr. Hidayet Sarı, Yeni Mesaj Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Recep Bahar, Şah Hatayî Cemevi ve Kültür Derneği Başkanı Turan Güner, Yazar Gönül Akkuş, Ordu Güvenç Abdal Ocağı'ndan Ali Göktepe Dede, Tokat Hatayi Ocağı Abbas Şahin Dede, Tokat'tan Ali Aslan Dede, Gaziantep Kızıldeli Ocağı Sadettin Gürler Dede, Erzincan Seyit Cemal Ocağı'ndan Cafer Düzgünoğlu, Hatay'dan Hasan Hüseyin Dede ve Kadir Akaras'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi selamlama konuşması yaptı.

Fikir fırtınası esti

Sempozyumda düzenlenen dört oturumda Prof. Dr. Ata Selçuk, İlahiyatçı Mehmet Emin Koç, gazeteci-yazar Muharrem Bayraktar, Prof. Dr. Ömer Saraçoğlu, gazeteci-yazar Aziz Karaca, Hasan Meşeli, Hasan Aydın, İlahiyatçı Müslüm Karabacak, Prof. Dr. Metin Tulgar, Zeki Garaçoğlu, Mehdi Aksu, Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi, İlhan Gültekin, Dr. Emre Polat, Prof. Dr. Ömer Eyercioğlu, Ahmet Erimhan, Selim Kotil, Dr. Abdullah Terzi ve Prof. Dr. Ünal Emiroğlu tebliğ sundular.

Anadolu'nun tapusu Hünkar'ın elindedir

Sempozyumda dördüncü oturumdan sonra Grup Nefes'in sunduğu Bilal Demiryürek ve Muharrem Mumcu'nun da katıldığı tasavvuf musikisi ziyafetinden sonra kapanış konuşmasını yapmak üzere Ehl-i Beyt Külliyatının müellifi ve Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş kapanış konuşmasını yapmak üzere alkışlar arasında kürsüye geldi. Konuşmasında “Anadolu'nun İslami tapusu ve Türk kimliğinin tapusunun Hacı Bektaş-ı Veli'nin elinden Hz. Fahri Alem Efendimizin ümmet defterine kaydolmuş ve de altına Hacı Bektaş imzası atılmıştır” diyen Prof. Dr. Baş “Bu sebepten olacak ki Allah, Türk milletine arzda, coğrafyada insanlara vermediği çok ulu bir makamı veriyor. Araplardan çok peygamberler geldi, geçti. Ama hiç kimse Araplara “asakirullah” demedi. Yani “Allahın askerleri” unvanını vermedi. Hacı Bektaş'ın Muhammed Mustafa mührüyle mühürlediği ümmet düşüncesiyle Türk milleti “asakirullah” unvanını almıştır” diye konuştu.

Türk milleti asakirullahtır

Türk milletinin allah'ın askeri olmasıyla iftihar ettiğini dile getiren Prof. Dr. Haydar Baş, “Gurur ve iftiharla söylüyorum, cihanın tek milleti, yüce Türk milleti asakirullahtır. Ama bu öyle bir millettir ki Muhammed Mustafa'nın şerbetiyle şerbetlenmiş, Lazı, Çerkezi, Kürdü, Acemi, Süryanisi, Keldanisi, Yezdanisi, Rumu, Ermenisi ve Yahudisi “eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abduhu ve resuluhu” mührüyle Muhammed Mustafa ümmeti Türklük şemsiyesi altında bu coğrafyada bütün dünyanın hem karnını hem de kalbini doyurmuştur” diye konuştu.

Bizim derdimiz ne?

“Bizim derdimiz Alevi, Caferi ve Bektaşi kardeşlerimizi Sünni yapmak değildir” diyen Prof. Dr. Haydar Baş konuşmasını şöyle sürdürdü: “Alevi, Caferi, Bektaşi ve Sünni hepsi Müslümandır. Bunların birbirinden üstünlüğü yoktur. Kim züht ve takvada ileriyse o daha üstündür. Ama ben inanıyorumki bu saydığım meşreplerin tamamı züht ve takvada doruk noktadadır. Onun için ne Sünni kardeşimin Alevi, ne de Alevi kardeşimin Sünni olmasına gerek yoktur. İslam dünyasını birbirine karşı kışkırtarak kardeşin kardeşle çatıştığı bir coğrafya haline getirmek için korkunç bir niyet var. Ve maalesef bu hedeflere bir noktaya kadar ulaştılar. İşte biz bu tehlikeli oyunu gördük ve arkadaşlarımızla yola çıktık ve dedik ki: “Durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak.”

Müslümanlar ancak kardeştir

Cenab-ı Vacibül Vücud hazretleri, “Müslüman Müslümanın kardeşidir” buyurmaktadır. Allah'ın Sevgilisi buyuruyor: “Kim bir Müslüman'a kılıç çekerse bizden değildir.” Yine devamla, “Kim bir Müslüman'ı kasten öldürürse ebediyyen cehennemliktir” buyuruyor. Şimdi ortada apaçık bu hükümler varken birileri kalkıyor, Müslüman olduğu bilinen ve bütün dünyanın İslam olarak onları hesaba çektiği bir dönemde, bizim Sünni geçinen arkadaşlarımız Şiiler için “bunlar Müslüman değildir” diyor. Senin oyunun bozuldu. Eğer bu kardeşlerimizin Müslüman olduğuna inanmıyorsan, İranlı Müslüman kardeşimi, Suriyeli Müslüman kardeşimi Washington'da aynı masa etrafında oturduğun kişilere sor. Dinleri nedir? Hangi mezheptendirler? Öldükleri zaman hangi mezarlığa defnedilecekler? Onlara bunu sor. Ve yine Obama öldüğü zaman Şii müslümanların  gömüldüğü mezarlığa mı gömülecek, seninkine mi yoksa Hıristiyan mezarlığına mı görmülecek? Ve yine dön kendi nefsine şunu sor; Sen öldüğün zaman Vatikan'dakine mi, Hıristiyan mezarlığına mı gireceksin. Onu da zor. Bu oyunu biz bozduk.”

Müslüman Müslüman'a asla kılıç çekemez

Cenab-ı Hakk'ın (cc) Kuran'ı Kerim'de “Onlar Allah'ın hidayete erdirdiği kullardır. Onların gösterdiği yola gir” şeklinde buyrukta bulunduğunu hatırlatan BTP genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş ayette kastedilen dihayete ermiş kulların kimler olduğunu şöyle açıkladı: “Kim bunlar? Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli, Ahmet Yesevi, İbrahim Dussuki, Hz. Mevlana, Şah Abdulkadir Geylani. Ve bunların yolundan günümüze kadar gelenlerin tamamı Müslüman'dır. Gerek Şii dünyasında, gerek Alevi ve Sünni dünyasında bunlara dil uzatanlar ve de bunlara kılıç çekenler Allah Resülü'nün beyanıyla, ‘bizden değildir.'”

Şii ve Sünni bir ve beraberdir

Birlik konusuna konuşmasında çok önemli bir yer ayıran Prof. Dr. Haydar Baş, “Şii ve Sünni Müslümanlar olarak biz aynı Allah'a aynı peygambere inanıyoruz, kıblemiz aynı, aynı iman esaslarımız var, takva ve züht esaslarımız aynı” dedi. BTP Genel Başkanı şunları söyledi: “Şiilikle Sünnilik bir ve beraberdir. Aynı Allah'a inanıyoruz. Aynı peygambere inanıyoruz. Aynı kitaba inanıyoruz. Kıblemiz aynı. İman esaslarımız ve amel esaslarımız aynı. Takva ve züht esaslarımız aynı. Sünnilikle Alevilik, Şia arasında sadece imamet hususunda bir fark vardır. Şiaya göre imam Hz. Ali'dir. Ben de şimdi diyorum ki, gerek sünniler gerekse şiiler zaten velayetin şahının İmam Ali olduğunda ittifak etmektedirler. Onun için biz bu kuralla inşalllah bu ayrılığı da ortadan kaldırdık. Sünni görüşe göre İslamın şartları namaz kılmak, oruç tumak, zekat vermek, hacca gitmek ve Kelime-i Şehadet getirmektir. Şia'ya Aleviliğe göre namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek bitmedi. Humus, cihad, emri bil maruf, neyhi anil münker, tebella, teberra. Sünniliğin İslam esaslarıyla Şiiliğin, Aleviliğin İslam esasları arasında bir fark var mı? Hatta bana sorarsanız Şiilier takvada biraz daha ileride. İşin önünde Hz. Ali olduğu için Ehl-i Beyt sevdalılarının önde olması doğaldır.”

İmam Mehdi'nin yolundayız...

Ben yemin ederim ki; İmam Mehdi efendimiz teşrif ettiğinde şu anda bizim yaptığımızı yapacak ve Ümmeti Muhammed'in bir bilek bir yürek olmasını temin edecektir. Siz şimdi hz. Mehdi'nin yolundasınız, biz şimdi Hz. Mehdi'nin yolundayız. Sünni kardeşlerimden rica ediyorum eserlerimizi okumaktan korkmasınlar, çekinmesinler. Gelsinler ben onları ikna edeyim. Biz kardeşiz, aramızda ayrılık gayrılık yok. Fitneye, şeytana, şeytanın uydusuna, askerine asla taviz vermeyelim. Allah ümmetin birliğini, beraberliğini Türk milleti şemsiyesi altında hepimize nasip eylesin. Ve yüce türk milletini kainatın tekrar her coğrafyasında insanlığın can emniyetini, mal ve namus emniyetini, din ve vicdan emniyetini temin eder hale getirsin.

Ayıktıracaksınız yine ayıktıracaksınız!

“Demokratik laik devlete din dışı diyenler maalesef hıristiyanların safına geçti, eline silahları aldı Müslüman dünyasına ateş ediyor” diyen Prof. Dr. Haydar Baş, “Onları da ayıktırmak sizin göreviniz. Neden? Çünkü onları da oraya siz gönderdiniz. Eğer bu vazifeyi yapmazsanız yemin ederim ki ruzi mahşerde bunun hesabını veremeyeceksiniz. Ayıktıracaksınız, ayıktıracaksınız ve yine ayıktıracaksınız” dedi.

Ehl-i Beyt oluşu

Araştırmacı yazar Dr. Abdulah Terzi tebliğinde Ehl-i beyt Sempozyumları başladığından bu yana Ehli Beyt konusunda çok şey öğrendiklerini belirterek, “Prof. Dr. Haydar Baş, binlerce sayfalık küliyat kaleme aldı. Hepimiz Ehli beyt üniversitesinin talebeleri olduk. Bu çok büyük bir oluştur. Allah vesile olan hocamızdan razı olsun” diye konuştu. Terzi, “Bu sempozyumlar Hz. Kuran'a, İslam'a ve Ehl-i Beyt'e ahir zamanda yapılan en büyük hizmettir. Bu sempozyumların tesiri sadece Türkiye'de değil yurtdışında da etkili oldu” şeklinde konuştu.

Gönlümüzü Ehl-i Beyt'e açalım

Sempozyumda bir tebliğ sunan araştırmacı-yazar Selim Kotil, “Hacı Bektaş-ı Veli'nin tasvirlerinde bir trafından geyik, diğer tarafından aslan vardır. Tabiatta bu iki varlığın bir arada olması asla mümkün değildir. Bektaş Veli öyle bir maneviyatı temsil eder ki bir arada olamayacak zıtlar bir ve beraber olurlar. Hacı Bektaş-ı Veli'nin asrında ortaya koyduğu birlikteliği 21. asırda Prof. Dr. Haydar Baş temsil etmektedir. Eğer biz Ehl-i Beyt'e gönlümüzü açarsak orada bulacağımız şey Allah'ın sevgsi ve rahmetidir. Ey müslümanlar gönlünüze ehli kitaba değil Ehl-i Beyt'e açmalısınız” diye konuştu.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100