Bu haber kez okundu.

Şer şebekesi ve Türkiye
Medeniyetler çatışması tezinin entelektüel alanda sözcülüğünü üslenen Samuel Huntington Türkiye'de konuşurken Los Angeles Times gazetesi ABD askerlerinin Guantanamo'da Kur'an?ı Kerim'e yönelik alçakça hakaretlerini yazdı. Haberin, Afganistan ve Pakistan'da yirmiyi aşkın insanın ölümüne neden olan Newsweek haberinden sonra yayınlaması tahrik anlamına mı geliyor, henüz bilmiyoruz. Ancak, hiçbir insanın aklına bile gelmemesi gereken bu iğrençlikler, Ebu Gureyb gibi işkence merkezlerinde de sergilenmişti. ABD'nin küresel savaşına ilişkin temel stratejilerin hepsinin medeniyetler çatışması ön kabulüyle hazırlandığı ortada. Bu savaşta yer alan askerlerin aynı nefretle hareket ettiklerini, düşman olana ait ne varsa hastalıklı bir ruh haliyle aşağıladıklarını her fırsatta görüyoruz. Medeniyetler çatışması tezini geliştirenler nefreti bütün dünyaya yaydılar. Huntington'ın entelektüel, askeri strateji alanında pazarladıklarını, karanlık tipler, hücreler, marjinal çevreler, şer şebekeleri uygulamaya geçiriyor. Bu çevreler, Büyük Ortadoğu Projesi gibi, yine medeniyetler çatışması çerçevesinde geliştirilen bir projeyi bizlere barış projesi olarak yutturmayı başardılar.
Türkiye üzerine oyunlar
Pentagon'daki skandalın izini takip edenler, Türkiye'deki bir çok gelişmenin
sebebini ve arkasındaki güçleri de öğrenme şansı bulacaklardır. Jefrey Steinberg tarafından Executive Intelligence Review için kaleme alınan "The Franklin Case: Bigger Than the Pollard Affair?" başlıklı yazı her şeyi gözler önüne seriyor. Skandal, Larry Franklin adlı Pentagon çalışanının ABD istihbaratına ait 83 gizli dosyayı American Israel Public Affairs Committee (AIPAC) adlı aşırı sağcıların odaklandığı bir örgüt üzerinden İsrail'e aktarmasıyla patlak verdi. Bu hafta Washington'da yıllık toplantısını yapacak olan örgüt, İsrail Başbakanı Ariel Şaron ve ABD Dışişleri Bakanı Condoleza Rice gibi çok sayıda önemli simayı konuşturarak şov yapmaya hazırlanıyor. Yazıdan hareketle bazı gerçekleri aktaralım: Franklin tutuklandı. Kendisiyle çalışan İsrail istihbaratına mensup Uzi Arad, eski İsrail askeri istihbarat mensubu Eran Larman ise hedefte. ABD istihbaratı bu kişilerle AIPAC ve Pentagon üst düzey yönetimi arasındaki bağlantıları soruşturuyor. Ancak bu kişi ve çevrelerle İsrail casusluk operasyonlarını yürüten tepedeki kişilere ulaşıp ulaşamayacağı merak konusu. Tepedekiler çok ünlü: Richard Perle, Michael Laden, Paul Wolfowitz, Frank Gafney ve Douglas Feith gibi. Sadece AIPAC değil, Anti?Defamation League (ADL) gibi çok sayıda örgüt, think tank kuruluşu işin içinde. Soruşturma 11 Eylül saldırılarına kadar uzanıyor. Saldırı sonrası İsrailli "güzel sanatlar öğrencileri" çok gündeme gelmişti. Şimdi yine gündemde. Bu "öğrenci"lerin 2000?2001 yıllarında ABD ordusu ve kurumlarını izledikleri ortaya çıktı. 11 Eylül saldırılarından hemen önce 120 İsrailli güzel sanatlar öğrencisi gözaltına alınıp sınır dışı edildi. Çoğunun İsrail istihbaratıyla ve ordusuyla, bazılarının da İsrail mafyasıyla bağlantıları ortaya çıkarıldı. Bazılarının 11 Eylül saldırılarından sorumlu tutulan Muhammed Atta gibi kişilerle aynı sokakta oturduğu belirlendi. İsrailli bazı yetkililer, bu kişilerin Müslüman grupları yönlendirdiğini, sınır dışı edilmeselerdi 11 Eylül saldırılarını engelleyeceklerini iddia etti. AIPAC ve İsrailli öğrenci skandalından önce, İsrail'in ADL üzerinden Amerikalı veya Müslümanlar'a ait 950 kurum ve kuruluşuizlediği, bilgilerini topladığı, en önemlisi de, Motorlu Araçlar'a ait kayıtları ele geçirdiği biliniyor.
Dosyalar İsrail'e aktı
Franklin skandalında İsrail'e aktarılan gizli dosyalar İran ve Irak'la ilgili.
Ancak çok ilginç bir nokta var: Irak işgalinden sonra İsrail komandolarının
Kuzey Irak'ta yapacağı operasyonlarda ne gibi tehditlerle karşılaşabileceğine
ilişkin bilgiler de İsrail'e aktarılmış. İsrail'in istediği bu bilgileri hazırlayan ise bugünlerde Türkiye'de sıkça adını duyuran Michael Rubin.
Skandalın merkezindeki yer alan İsrail istihbaratına bağlı Herzilya Center,
Irak'ın kitle imha silahları olduğunu dair bütün dünyayı kandıran yalanların
sahibi. "Ilımlı İslam" projesini hazırlayanlardan Barry Rubin bu merkezde
çalışıyor ve dosyayı o hazırladı. Tony Blair'in "Saddam bizi 45 dakika'da
vuracak silahlara sahip" yaygarasını bu dosyaya göre yaptı. Aynı çevreler şimdi İran dosyasını hazırlamakla meşgul. İsrail istihbaratı ABD'den çaldığı
bilgilerle bu dosyayı hazırlamaya çalışıyor. Dünya nasıl olsa bütün yalanlara
inanıyor! Franklin Pentagon'da Douglas Feith'ın emri altında çalışıyordu. Ayrıca Wolfowitz tarafından John Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Etüdler Okulu'nda görevlendirildi. Dün aynı üniversitede "Türkiye, İslam ve Laiklik" konulu bir panel yapıldı. Casusluk skandalında adı geçen Rubin de oradaydı. Daha önce Türkiye'deki Arap sermayesi raporu yazan ve "AKP Türkiye'yi Şeriata mı götürüyor?" sempozyumunda palavralar atan bu kişi, içinde bulunduğu "şer çetesi"yle birlikte son dönemlerde Türkiye'ye rol biçmeye kalkışanlardan biri.
~|~
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100