Bu haber kez okundu.

Sıfırdan hortlatılan terör damgasını vurdu
1 Ocak : İlk Kabine revizyonu?YTL'li Dönem. Yeni yıla Türkiye "aynı tas aynı hamam" anlamına gelmiş olsa da TL'den 6 sıfırını atarak YTL ile başladı. ~|~
Yeni yılın ilk tartışması 'kabine revizyonu' hakkındaydı. Başbakan Erdoğan; "Zamanı geldiğinde adımlar atılır" dedi, ilk değişiklik Şubat ayında gerçekleşti... Erkan Mumcu'nun istifasıyla boşalan Kültür ve Turizm Bakanlığı'na Aydın Milletvekili Atilla Koç atandı. Kabinede daha kapsamlı bir değişiklik için düğmeye basıldığında aylardan Haziran'dı... Yeni isimler Nimet Çubukçu, Mehdi Eker ve Faruk Özak oldu...
ANAP Grup kurdu "Yok aslında farkımız?"

İstifasını "kültür uyuşmazlığı" olarak açıklayan Erkan Mumcu, önce Anavatan Partisinin Genel Başkanlığı'na seçildi, ardından Meclis'te grup kurdu. Mumcu "yok aslında birbirimizden farkımız" özdeyişine nakarat yazarken istifa gerekçesi konusunda kamuoyunu tatmin etmekten uzak bir görüntü çizdi. Meclis'te yıl boyunca süren hareketlilik, 3 Kasım'daki iki partili Meclis yapısını 3'ü grup kurmuş, 6 partinin temsil edildiği bir görünümle sonuçlandı. "Üç milletvekili olan partilere Hazine yardımını kesen yasanın kabulü" milletvekili transferleri tartışmaları sonucu atılan tek somut adımdı.

CHP'de tanıdık görüntüler ve Kurultay kavgası

Baykal Kasım'da Tek Aday Olarak Kurultay Seçimlerine Katıldı 2005 yılına kadar 30 olağan, 12 olağanüstü kurultay yapan CHP, bu sayıyı bu yıl iki arttırdı. Ocak ayı manşetleri Baykal'la Sarıgül arasındaki söz düellolarıyla doluydu.... Adeta bir meydan savaşına dönen ilk Kurultay "yola Baykal'la devam" kararı aldı. Sarıgül ise Kurultay'da "parti suçu" işlediği gerekçesiyle önce ihraç edildi, ardından mahkeme kararıyla geri döndü. Ama Kasım ayındaki Kurultay'da Baykal'ın karşısında aday yoktu. 2005 yılında Deniz Baykal'ı manşetlere taşıyan bir diğer isim de sanatçı Bülent Ersoy oldu. Ersoy'un 12 Eylül döneminde "Beni kurtarmak için servet istedi' açıklaması polemikleri beraberinde getirdi. Konu yargıya intikal etmiş durumda!

Terör yeniden eski çizgisinde?

"Terör, Güneydoğu ve hükumet" denklemi 2005 yılında birbirinden yine ayrılamayan konular olarak hep ön planda oldu. Başbakan Erdoğan'ın "Kürt sorunu" ifadesi, "Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı" tanımlaması, kimlik ve Federasyon tartışmalarını beraberinde getirdi.
Terör ise 2005'te adeta yeniden hortladı. Kuzey Irak'taki Barzani hakimiyeti, Türkiye'nin Amerikalı yetkililere uyarıları, toplantılar, sonucu değiştirmedi. Çatışma, operasyon ve şehit haberleri, bir televizyon programında ünlenip uyuşturucu komasından ölen Ata adlı genç kadar olmasa da, bültenlerde yer almaya başladı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök'ün "kısıtlanmış yetkilerimiz" vurgusu, mayınlamaya karşı toprak yolların asfaltlanması tartışmaları 2005'in akılda kalan diğer bazı başlıklarıydı.

Şehit ailelerinin gözyaşları hiç dinmedi

ElazığTatvan seferini yapan trenin, mayın patlaması sonucu raydan çıkması ve 5 demiryolu personelinin şehit olması, Hakkari'de bir otomobile yerleştirilen bombanın patlaması sonucu yine 2 astsubayın şehit olması, Kuşadası'nda, bir minibüste patlayarak 5 kişinin yaşamına malolan bomba gibi olaylar terörün çirkin yüzünün yansımalarıydı.
Türk halkı, özellikle Şırnak Uludere'de şehit düşen jandarma er Oğuz Parparoğlu'nun hikayesiyle gözyaşlarını tutamadı. Kahraman asker, ağır yaralı halde babasını arayıp durumunu bildirdi, "vatan sağolsun" dedi ve son nefesini verdi. Parparoğlu vatan için canını kanını hiç düşünmeden veren binlerce isimsiz kahramanın bir sembolü oldu.
Bölücü terörde iç ve dış tahrikler de bu yıl yine gündemdeydi. Nevruz'da bazı gösterilerde teröristbaşının posterleriyle terör örgütünün bayrakları açıldı. Mersin'deyse tahrikçiler 12 ve 14 yaşındaki iki çocuğu bayrak yakma girişimine alet etti. Genelkurmay Başkanlığı, olayı 'alçaklık', yapanları ise 'sözde vatandaşlar' olarak niteledi. Yurdun dört bir yanında bayrağa saygı yürüyüşleri yapıldı, Türkiye ay yıldızlı bayraklarla adeta çiçek açtı.

Susurluk'ta tiyatro... Yıpratılan Türkiye!

Yılın son iki ayına damgasını vuran olaylar ise Hakkari Şemdinli'deki provokasyonlar oldu. "Yeni Susurluk" tartışmalarını tetikleyen olaylarda, hükümet olaylara geç intibak etti ve meydanlarda atılan sloganlar ekseninde kamu görevlileri yerlerinden alın dı! Yargıya intikal eden bu olay 2006'da da gündemin ön sıralarında olacak...
Böylece Başbakanlık'ta sözde aydınlarla başlatılan toplantılar, Başbakanın ilgi görmeyen Diyarbakır çıkışı, yine Başbakanın "bölge halkı ile kendi hayatı arasında kurduğu bağlantılar" eksenindeki "mazlum" vurgusu senaryoyu Şemdinli provokasyonu ile tamamlamış oldu. Millet ise bölünmemeye direniyor!

Başörtüsü yine gündemdeydi ve tabii laiklik!
2005'te tek bir gün bile gündemdeki yerini kaybetmeyen konu, laiklik ve türban oldu.
Laiklik tartışmalarının bu yılki simgesi içki yasaklarıydı. Belediyelerin içki ruhsat iptalleri ve içkili eğlence yerlerinin şehir dışına taşıma projeleri, özellikle turizm bölgelerinde tartışma yarattı.Basın her zamanki üzerine düşeni hem de fazlası ile yerine getirirken  İçişleri Bakanı "böyle bir olaydan haberimiz yok. Nereden çıkarıyorsunuz" dedi.
Kadıköy'de yapılacak bir Camii inşaatı da günlerce manşetleri işgal etti. Sonuç her zamanki gibi? Camii yapılmıyor! Ancak Camii tartışmalarının gölgesinde yine binlerce kilise hayata geçirildi. Cami tartışması aslında kiliseleri örtmek için ortaya atılmış bir şaldı ve deyim yerindeyse "en iyi savunma hücumdur" un en güzel örnekleri sergileniyordu! Atı alanları malum Diyalogcu grup yine cansiperane savundu. Günlerce devam eden yaygara ile papazlar? misyonerler temize çıkarıldı, Türkiye 'de misyonerlik yapılmıyor ve kimse Hristiyan olmuyor denildi!
Ocak ayının hemen başında Meclis'e iletilen 70 bin imza ile gündeme yeniden gelen türban tartışmaları sıcaklığını hiç yitirmedi, zaman zaman başka mecralara da sıçradı. Bunun en unutulmaz örneği, Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin'in; "Değil yasalar, Anayasa değişse bile üniversite ve resmi dairelerde türbana özgürlük sağlanamaz." Açıklaması idi! 
Türban Köşk resepsiyonlarında, protokol törenlerinde, üniversite mezuniyetlerinde hep gündemde oldu. Ama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, Leyla Şahin davasında kararını "Uygulama, insan hakları ihlali değil." şeklinde vermesi en önemli gelişmeydi.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, kararı; "Bu iş bitmiştir. Bu bir içtihattır" diye yorumlarken Hükumet sessizdi! Çünkü bu karar ile AB sevdasının kitleleri büyüleyen bir gerekçesi çöküyordu. AB cenahından bu ülkeye hürriyet filan gel?me?ye?cek?ti!

AİHM Hukuk ve Siyasi gündeminin baş aktörü!
AİHM, bu yıl diğer bazı önemli kararlarıyla da gündemi belirledi. Mahkeme, teröristbaşı Öcalan duruşması için; adil yargılanmadı tespitini yaptı ama kesin bir hüküm vermeyerek nihai kararı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'ne bıraktı. Yani konuyu siyasileştirdi...
Din eğitimi, seçim barajı, mülkiyet hakkı ve köye dönüş gibi konularda açılan davalarla da gündemdeki yerini koruyan Mahkeme'nin, karara bağladığı 24 dava için Türkiye 4.8 milyon YTL ödedi. 69 bin 490 kişi ise sırada...
Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir başbakan Yüce Divan'da
Yargı çeşitli boyutlarıyla hep tartışıldı. Bu alandaki en önemli olay, hiç şüphesiz Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir eski başbakanın Yüce Divan'da yargılanmaya başlanmasıydı...
Mesut Yılmaz'ın yanısıra, Başbakan eski Yardımcısı Hüsamettin Özkan ve eski Bakanlar Recep Önal, Güneş Taner, Yaşar Topçu, Cumhur Ersümer ve Zeki Çakan'ın Yüce Divan süreçleri devam ediyor.

Yılın Soruşturması:Yücel Aşkın Davası

Yılın soruşturmasındaki isimse Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın'dı. Aşkın'ın, kaçak tarihi eser gerekçesiyle evinin aranması, bir süre sonra da tıbbi cihaz alımında usulsüzlük iddiasıyla açılan soruşturmada tutuklanması çok tartışıldı. Türkiye'deki diğer tüm rektörlerin destek için Van'a yaptığı ziyaret ve tutuklamadan kısa bir süre sonra Başbakanlık müsteşarı Ömer Dinçer'in intihal gerekçesiyle profesörlük unvanının geri alınması polemikleri tetikledi.
Rektör Aşkınla birlikte yolsuzluk suçlamasıyla tutuklu bulunan Üniversite'nin Genel Sekreter Yardımcısı Enver Arpalı'nın cezaevinde intihar etmesiyle olay yeni bir boyut daha kazandı. Aşkın yılın son günlerinde tahliye olmayı başardı. Dava önümüzdeki yıl da gündemdeki yerini korumaya devam edecek gibi görünüyor.

Kapkaç yine önemli bir başlıktı

Kapkaç ve hırsızlık kurbanları da bültenlerin daimi konuklarıydı. Eski Başbakanlardan Tansu Çiller'in de arasında bulunduğu pek çok tanınmış ve iyi korunan isim de bu mağdurlar arasında yer aldı.
Kapkaçın terör örgütü uzantısı da önemli bir başka başlıktı. İstanbul'da kullanılmaya başlanan 50 milyon dolarlık kameralı sokak izleme sistemi sayesinde yakalanan suçlular, mücadelede atılan önemli bir adımdı.

Bireysel silahsızlanma ön sıralarındaydı

Bireysel silahsızlanma da yılın önemli tartışmalarından biriydi. Özellikle katıldıkları bir düğünde havaya ateş eden iki milletvekilinin görüntülerinin alevlendirdiği bu tartışma, yıl boyunca serseri kurşunlara hedef olan mağdurların haberleriyle gündemin ön sıralarına taşındı durdu...

RTÜK üyeleri değişti ?TCK değişti

2005 yılında Anayasa'da iki kez değişiklik yapıldı. Bunlardan ilki, RTÜK üyelerinin,
siyasi parti gruplarının milletvekili sayısı esas alınarak Meclis Genel Kurulu'nca seçilmesiydi. Diğeri ise yeni bütçe kapsamı nedeniyle Anayasa'nın 5 maddesinde yapılan değişiklik oldu.
2004 yılında değiştirilen yeni TCK, 1 Nisan 2005'te yürürlüğüne saatler kala ertelendi. Yürürlüğü 1 Haziran'a ertelenen TCK'da, ayrıca, AKP'li milletvekillerinin verdiği önergeyle kanuna aykırı eğitim kurumu açanlara verilen ceza indirildi. 12 Ekim 2004'ten önce ruhsatsız bina yapanlara ve buralara hizmet götürenlere hapis cezası verilmemesini öngören düzenlemeye de yer verildi.

Dokunulmazlıklara yine Dokunulamadı

Dokunulmazlık, 2005 yılında da tartışıldı ancak, bu konuda herhangi bir düzenleme yapılmadı.
22. Dönem başından 2005 yılı sonuna kadar TBMM'ye, 218 milletvekili hakkında dokunulmazlık tezkeresi geldi. Bunlardan 178'i gündemde, 17'si ise komisyonda. 8'i hükümet tarafından geri alınırken, 15'i de dönem sonuna ertelendi. Dosya rekoru, 29 ayrı olayla CHP Kocaeli Milletvekili Sefa Sirmen'e ait. Sirmen'i 7 dosya ile DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, 5 dosya ile Mardin Bağımsız Milletvekili Süleyman Bölünmez izliyor.
devam edecek...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100