14 Haziran 2007 Perşembe 00:00
254 Okunma
?Sınır ötesi' nin sınırı
Ankara salı akşamı gerçekleşen "Terör Zirvesi" daha önce yapılsaydı, ne iyi olurdu... ~|~

Hiç olmazsa vatandaşı çok rahatsız eden ve üzen, ordu ile hükümet arasındaki gereksiz polemik ve gerginlik önlenir, belirli bir devlet politikası uygulanırdı.
Ne yazık ki PKK terörünün tırmandığı ve pek çok şehidin verildiği bir dönemde, devletin zirvesindeki kopukluk yüzünden mutat dışı olaylar yaşandı. PKK'ya karşı mücadelede, acil bir sınır ötesi harekâta ihtiyaç olup olmadığı, bunun sınırlarının ne olması gerektiği, bununla ilgili yetkiyi kimin nasıl vereceği gibi hususlar, internetten yayımlanan açıklamalar ve medyaya verilen demeçler yoluyla tartışıldı...

Şehit cenazelerinin yükselttiği tansiyon içinde, halk doğru veya yanlış, devletin bir şey yapamadığı hissine kapıldı ve öfkeyle karışık bir umutsuzluğa düştü.
Doğrusu bu güven krizi yersizdi ve pekâlâ önlenebilirdi. Tabii eğer hükümet ile Genelkurmay daha yakın bir eşgüdüm kursaydı, Cumhurbaşkanı araya girip sivil ve askeri liderlerin ortak stratejiler belirlemesine yardımcı olsaydı, hatta iktidar ile muhalefet bir kere olsun, öylesine hayati bir davada birbirine danışsaydı...
Umarız dünkü "Terör Zirvesi"nden sonra son zamanlarda yaşanan uyumsuzluk ve karışıklık geride kalır ve PKK ile mücadele bağlamında, bundan sonra izlenecek politikalar daha net olarak ortaya çıkar.

Sessiz ve derinden...
Son günlerde Kuzey Irak'a karşı sınır ötesi operasyon olasılığından çok bahsedildi. Son terörist saldırılar ve bölgede TSK'nın giriştiği hazırlıklar bunun artık kaçınılmaz hale geldiği izlenimini veriyor.
Aslında "sınırlı" bir sınır ötesi operasyon (eğer bütün dünyanın dikkatini bölgeye çeken beyanlar ve hareketler olmasaydı) "sessizce" yapılabilirdi. 1990'larda yapıldığı gibi...

Böyle sınırlı ve hızlı bir harekât şimdi de gerçekleştirilebilir. Bu "en az dış tepki"ye yol açacak bir müdahale şeklidir.
Bütün mesele, "sınırlı ve kısa süreli" bir harekâtın istenen sonucu verip vermeyeceği, yani Kuzey Irak'taki PKK varlığını yok edip etmeyeceğidir.
Teröristlerin o dağlık bölgede geniş bir alanda gizlendikleri, bazısının hızla yer değiştirdiği, bir kısmının da civar köylerde barındığı dikkate alınırsa, "geniş çaplı bir temizlik" için daha derin operasyonlara ve daha uzun zamana ihtiyaç duyulabilir. Bazı askeri uzmanlar bu fikirdedir.

O takdirde, operasyon sadece bir "sınır ötesi" müdahale olarak algılanmayacak. Bu arada Irak hükümetinden, Kuzey'deki Kürt yönetiminden ve Şiiler dahil çeşitli kesimlerden tepkiler gelecektir. Bu ise, bir direniş ve çatışma tehlikesini de yaratabilir...
Bazı gözlemciler PKK'nın aslında Türkiye'yi böyle bir duruma sevk etmek için üst üste saldırılarla provoke etmeye çalıştığını belirtiyorlar. Yani o zaman Türk askeri Kuzey Irak'ta PKK dışındaki başka güçlerle de karşı karşıya gelmiş olacak...
Nereye kadar?
Diğer önemli bir husus da, Kuzey Irak'a girildiği takdirde, esas görevin ne olacağıdır. Yani amaç sadece PKK'yı temizlemek mi, yoksa bölgesel Kürt idaresini de, başındaki Barzani'yi de saf dışı etmek mi?
Kuzey Irak'taki Kürt oluşumundan ve liderlerinin davranışlarından kaygı duyan çevreler, böyle bir hedefi de göz ardı etmiyorlar. Bunun Türkiye'nin çıkarlarına ve dış politika çizgisine ne kadar uyduğu, ayrı bir tartışma konusu.
Ancak bütün işaretler Ankara'nın bir sınır ötesi operasyona girişecekse dahi, amacını PKK'nın oradaki varlığına son vermekle "sınırlı" tutacağını gösteriyor.

Sami Kohen
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100