Bu haber kez okundu.

Sivil andıç
Genelkurmay'ın gazetecilerle ilgili 'andıç'ından sonra Başbakanlık'ın da 2005 Temmuz'undan itibaren 'medya analiz raporu' düzenlediğini Cumhuriyet gazetesi ortaya çıkardı.
~|~

Sivil andıcın işlevi şu:
Medyada yer alan haber ve yorumların 'fişlenmesi' sonucu Başbakanlık Basın Müşavirliği'nce aylık rapor hazırlanıyor, gazeteciler 'iyi halleri' göz önünde tutularak, yurtdışı gezilerinde Başbakan'ın uçağına davet ediliyorlar.
Eleştiri dozu artarsa iktidar nezdinde 'siyasi reyting'i düşen gazeteci bir sonraki geziye alınmıyor!
Başbakanlık tarafından hiçbir zaman 'uçak cemaatine' dahil edilmediğim için 'andıçlanmanın' olumsuz sonuçlarının neler olabileceği konusunda bir fikrim yok. Diyelim, o günkü yazınızda eleştiri dozu ağır kaçtı ve Başbakan'a gözükmemek için kuyrukta bir yer seçtiniz. Uçak türbülansa girdiği an, bu durum ağır bir yaptırım haline gelebilir.

Şaka bir yana, 'uçak meselesi' Turgut Özal'dan bu yana medya-iktidar ilişkilerinde bir 'gazetecilik kriteri' haline geldi.
Geçenlerde İslam Konferansı dönüşü bir meslektaşımız, uçakta Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda nabız yokluyor:
'Efendim, İstanbul'da yapılacak toplantıya İKÖ liderlerini Başbakan sıfatıyla davet ettiniz. Cumhurbaşkanı olursanız zirve ertelenir mi?'
Başbakan cevap veriyor:
'Devlette devamlılık esastır.'
Andıç işte bu işlere yarıyor. Başbakan, birkaç istisna dışında 'kendine yakın medya' ile seyahate çıkıyor. Eleştiri ortadan kalkıyor.
Bekir Coşkun'un deyimiyle Çankaya 'yanaka'lığı yapılıyor.

'Uçak meselesi' Özal döneminde çok tartışılmıştı. ANAP döneminde uçağa 'işadamları' da alınırdı. Demirel, muhalefetteyken bu uygulamayı çok eleştirmişti. Başbakan olduktan sonra kendisi de kalabalık işadamları, eş dost akraba ve partililerle resmi gezilere başladı. Bunu eleştirdiğimiz bir gün telefonda, 'Uçağıma kimi alacağıma siz mi karar vereceksiniz' diye tepki gösterdiğini anımsıyorum. Oysa uçak kişilere değil, 'TC Başbakanlık'a ait. Muhalefette ve iktidarda bakış açıları değişebiliyor. Başbakanlık'ın 'medya analiz' raporları kuşkusuz sadece dış gezilerle ilişkilendirilemez.
Bu tür değerlendirmeler gazetecilere yönelik baskı aracı olarak kullanılmaya açık çalışmalardır. Nitekim son aylarda hükümetin çeşitli yollardan medyanın üzerine gittiği gözleniyor. Genelkurmay'ın andıcı nasıl ki 28 Şubat'ın izlerini taşıyorsa, AKP iktidarı da 'rövanş' duygusunu bir türlü içinden atamıyor.
Sivil andıcı böyle okuyoruz.
Herkes işine baksa da kurumlar yıpratılmasa.

Derya Sazak
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100