Bu haber kez okundu.

Soru Türk milletinedir
Yunanistan'ın, silahla, terörle alamadığı Kıbrıs'ı, şimdi dost görünerek AB yoluyla almak oyununu oynadığını söyleyen KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, "Soru Türk milletinedir. Kıbrıs'tan vazgeçecek misiniz, vazgeçmeyecek misiniz? Vazgeçtiği taktirde Kıbrıs 13. Yunan adası olur" dedi. Sayın Cumhurbaşkanı, az önce bazı sözleri millî senet olarak kabul ediyorum, dediniz. Ancak 17 Aralık'ta Türk hükümeti bir başka şeye imza attı, söz verdi. 3 Ekim'e kadar Kıbrıs'ın tanınması konusunda AB şart ortaya koydu. Milli senet konusunda size söz verenler AB'ye de başka söz verdiler. Burada bir çelişki söz konusu değil mi?

Denktaş? Ben, bana verilen söze bakarım. Başkalarına verilen söz varsa ben bilmiyorum, yahut ben dinlemem. Çünkü ben 52 yılımı, binlerce insan da canını feda etmiştir, anavatana inanarak, güvenerek. ~|~ Bunun millî bir dâvâ olduğunu bilerek her şeyimizi ortaya koymuş bir halkız biz. Sayın Gül'ün, zannedersem bugün, "Biz hiç bir şekilde ön şart olarak Kıbrıs'ı tanımayı kabul etmiş değiliz" diye bir açıklaması var. Biz Türk tarafındaki insanlar olarak, Türkiye'siz yaşayamayacağımızı bilen ve Türkiye'ye güvenen insanlar olarak son ana kadar bunlara inanmak mecburiyetindeyiz. Son an gelir ve "Türkiye arkanızdan çekildi. Her şey bitti. Yapay bir anlaşma ile bu mesele halledilecek" noktasına gelirsek o zaman bizim yapabileceğimiz fazla bir şey yok. Sadece Türk askeri çekilirken ağlarız. Kendi başımıza yapabileceklerimizi de yapmaya çalışırız.

Şehit yakınları "boşuna mı kan döktük" diyorlar

r Siz, çok müzakerelere katılmış bir insansınız. Türkiye ile AB müzakerelerinin samimi bir şekilde geliştiğine inanıyor musunuz? 17 Aralık'tan sonra gelişen sürecin Türkiye ve KKTC için hayırlı bir sürece doğru gittiği söylenebilir mi?

Denktaş? Hayırlı bir sürece götürmek hepimizin görevidir. Ben Anadolu'ya gidiyorum. Her yerde gördüğüm heyecan 1958?1960'larda gördüğüm heyecanın aynıdır, belki de daha fazladır. Bana ağlayarak sarılan gaziler var. "Vatan gidiyor. Biz boşuna mı kan döktük" diyen şehit aileleri var. Biz barış, uzlaşma istiyoruz. Ama kalıcı bir uzlaşma istiyoruz. Kalıcı olması için ne olması lazım? Kıbrıs'ta de facto iki egemen halkın varlığını kabul etmeleri lazımdır. Türkiye'nin bunun üzerinde 1960'da elde ettiği stratejik haklar vardır. Annan Planı bunu tümüyle siliyor. AB'yi getiriyor. AB'nin bunu yapmaya ne hakkı var? Türkiye girinceye kadar askeri müdahale hakkı dahil 1960'taki hakları devam etmelidir. Sen, Türkiye'ye ucu açık bir şey veriyorsun. Kıbrıs'ı peşinen nasıl isteyebilirsin? O da ucu açık kalmalıdır. Pazarlığın böyle yapılması lazımdır. 3 Ekim nasıl birdenbire sokuşturulur, onu anlayamadım. Çünkü ondan evvelki yaklaşımda 3 Ekim yoktu. Kıbrıs'ın da ucu açıktı. Şimdi birdenbire 3 Ekim'i getirdiler. Bu, bunların taktiğidir. Nasıl bizim görüşmelerimizde 1 Mayıs'ı getirdiler, şimdi de 3 Ekim'i getirdiler. 3 Ekim, Allah'ın emri değildir. Hiç bir şey bitmez. Türkiye kabul etmez. Daha da gün verirler. Pazarlık devam eder. Yeter ki Türkiye kararlı dursun. Nelere razı olabileceğini herkes bilsin. Çünkü esnek davranmak suretiyle dünyaya yanlış mesajlar veriyoruz. Biraz evvel söyledim. "Efendim, biz ambargonun, izolasyonun kalkmasını istiyoruz, tanınma istemiyoruz" diyoruz. Onu söyleme. Tanınma senin hakkındır. Onu niye söylüyorsun? O mesajı vermek suretiyle Annan Planı'nda bize verilmeyen egemenliğe razı olduğumuzu gösteriyoruz. Razı değiliz. Biz, bağımsızlığımızı sonuna kadar koruyacağız. Türkiye de KKTC'yi tanıyacağını tekrarlıyor. Biz buna bakarak önümüzdeki günleri göreceğiz.

Rum reddetti de

tehlike atlatıldı

Aslında Kofi Annan Planı referandumu ile bir alan ortaya çıktı. Türkiye bu mevcut alanı daha iyi değerlendirebilir miydi? Hükümet bu mevcut alanı ne kadar değerlendirebildi?

Denktaş? Türk hükümetinin bütün hedefi tarih almaktı. Tarih almak için bir çok şeyi göze aldı. Rizikoya girdi. Ve Allah'tan Rum, reddetmek suretiyle içine düşeceğimiz büyük tehlikeyi atlatmış olduk. Ben "neler oldu"ya bakmıyorum. Bundan sonra ne yapacaklar, ona bakıyorum. Tekrar ediyorum. Bize verilen sözü millet adına verilen milli senet addediyorum. Verilen söz şu: Biz, Rum'u tanımayacağız; ta ki birleşesiniz. KKTC'yi tanımaya devam edeceğiz. Askerimizi çekmeyeceğiz. Destek devam edecek. Ben buna bakıyorum. Halkıma bunu telkin ediyorum. Türk milletine de bu sözü aldığımı söylüyorum ve teşekkür ediyorum.

KKTC'den kim vazgeçecek? Göreceğiz

r Peki bir yol haritası çıkartırsak, özellikle 17 Aralık'ta değişen koşullar altında KKTC olarak nasıl bir yol haritası izleyeceksiniz? İkincisi, Türkiye Hükümeti bu konuda nasıl bir yol haritası içinde olmalı. Bir de sizin cumhurbaşkanlığı süreniz doluyor. Bundan sonra sizin yol haritanız ne olacak? Sizin göreve devam edip etmeme kararı KKTC'nin ilelebet yaşayıp yaşamaması gibi bir kaderle de at başı gidiyor.

Denktaş? Tam aksine, benim çekilmem dünyaya şunu göstermek içindir: Dünyada "Kıbrıs meselesi eşittir Denktaş. Barışı, uzlaşmayı Denktaş engelliyor. Denktaş'tan kurtulun, Kıbrıs meselesi halledilir. Çünkü kimse egemenlik, devlet istemez, bağımsızlıktan yana değildir, Rumlarla birleşir, Türkiye'yi de istemez" gibi bir intiba yaratılmıştır. Ben de "İşte ben çekiliyorum. Hadi bakalım hodri meydan! Bağımsızlıktan, egemenlikten, devletinden vazgeçerek, kim halledecek, görelim" diyorum.

İkinci cümleniz açısından bakıldığında her şeye rağmen sizin varlığınız yetiyor herhalde.

Denktaş? Biz, görevden kaçmıyoruz. Görev başka bir şekilde, aynı heyecanla devam edecektir. Bütün dünyanın baskısına, Türkiye'nin bütün telkinine, tehdidine ve baskısına rağmen % 35 insanın "hayır" demesi bir mucizedir.

O günden bu tarafa da çok şey değişmedi mi? % 35'ler belki de % 50'lere çıkmış olamaz mı?

Denktaş? Çok şey değişti. Şimdi gitsek % 50?55?60'lara çıkmıştır.

Bu, sizin cumhurbaşkanlığınızın devamına verilen oy anlamına gelmez mi?

Denktaş? Devletin varlığını bende görmek yanlıştır. Devlet, halk tarafından meydana getirilmiştir. O devletin tehlikeye girdiğini gören halk, tabiatıyla ayağa kalkacaktır. Zaten yavaş yavaş kalkıyor. Nasıl bir yol haritası dediniz. Muhakkak bağımsız, iki halk esası üzerinde bir anlaşmada ısrar edilmelidir. Bundan vazgeçildiği takdirde biz, kağıt üzerinde ne verilirse verilsin, azınlığız, Girit misali kayboluruz. Girit misali Kıbrıs gider. Ondan sonra arkasından ağlamak da yetmez. Çünkü sizin bütün Güney sahillerinizin yolları kapanmış olur. Bunun idraki içerisinde olmak lazımdır. Bağımsız iki devletin anlaşma yaparak birleşmesi, sınır meselesini halletmesi, mal?mülk meselesini siyasi açıdan halletmeleri ve Türkiye AB'ye girinceye kadar Türkiye'nin garantörlük haklarının olduğu gibi devam etmesi, yol haritası olması lazımdır. Benim yol haritam ise yeni bir satıhta mümkün olduğu kadar aynı göreve arkadaşlarımızla birlikte devam edeceğiz.

Yeni satıhı biraz açar mısınız?

Denktaş? Bana halen gelip de "Senin kalman lazım" diyen insanlara şunu diyorum: "Burada kalmakla benim yetkim mahdut. Ben artık görüşmeci olamam. Çünkü 'hayır' demişim. Uluslararasında uzlaşmaz adam oldum. Uzlaşmaz adamın orada olması ve Türkiye ile işleri yürütmesi, 'Uzlaşma istemedikleri için aynı adamı tutuyorlar' anlamına gelecek. Onun için benim çekilmem Türkiye'nin de önünü açar."

Soru Türk milletinedir

Sayın Talat'a baktığımız zaman "görüşmelere hazırız" diyor. Türkiye'de de hükümetin en büyük ideali AB. Rum kesimi ve Yunanistan'ın elinde veto var. KKTC için bundan sonraki süreçlerde nasıl bir öngörüde bulunabilirsiniz?

Denktaş? Biz taa başlangıçtan söyledik. Yunanistan, silahla, terörle alamadığını, yani Kıbrıs'ı, AB ile almak oyununu oynamaktadır. Şimdi çok dost görünüyorlar. Dostumuz, silah zoruyla, terörle çalmış olduğu ünvanın arkasına saklanarak Kıbrıs'ı güler yüzle, AB yoluyla almaya çalışıyor. Soru Türk milletinedir. Kıbrıs'tan vazgeçecek misiniz, vazgeçmeyecek misiniz? Vazgeçmiyorsanız Türkiye hep bu zorlukları göğüsleyecektir. Göğüsleyecek güçtedir, kudrettedir, diye biliyorum. Vazgeçtiği takdirde Kıbrıs 13. Yunan adası olur. Sizin bütün sahilleriniz Yunanlıların kontrolü altına girer. En güçlü, en haklı olduğunuz dâvâyı kaybetmiş olursunuz. Ondan sonra yasını tutsanız da tutmasanız da bir şey değildir. Çünkü arkasından çok daha şey gelecektir. Tekrar ediyorum, Avrupa Parlamentosu'nun 70?80 paragraflık kararının ?ki AB not ettik diye geçirmiştir? içeriğinin ne olduğunu Türk halkı bilmelidir. Çünkü Türk hükümetinin önünde çok zorluklar vardır. Bu zorluklarımızı biz arttıracağımıza, bunları bilerek şimdiden kamuoyu sesini yükseltirse Türkiye'nin üzerine o zaman fazla baskı gelmez. Yoksa Kıbrıs meselesinde olduğu gibi basın güllük gülistanlık gösterirse, "herşey iyi gidiyor. Verilebilir. Önemli değil. Denktaş sorundu, artık olmayacak. Onun için temaslar Mayıs'tan sonra başlasın" gibi yazıları gördükçe tabiatıyla Türk hükümetine baskı gelecektir. "Halkın bir şey istediği yok, o halde ver kurtul" diye baskı gelecektir. Türk hükümeti "Görmüyor musunuz? Benim kamuoyum neler diyor? Halk ayakta. Büyük bir endişe içinde" diyebilse, basın bunu yazsa, o zaman baskı belki azalacaktır.

Putin'in ziyaretinin önemi

Belki "Tek alternatifim AB" demese herhalde burada çok daha rahat bir müzakere süreci geçirebilir, değil mi?

Denktaş? AB'nin burasına kadar geldikten sonra belki o söylenemez ama başkalarının Türkiye'nin alternatifinin var olduğunu bilmesi, gözle görmesi lazım. Onun için ben Putin'in ziyaretini çok yerinde ve zamanında buldum. İnşaallah bugünlerde size Çin'den de bir heyet gelir. Çünkü ABD'nin bu tutumu karşısında, dünyanın bütün kaynaklarına hakim olmak, demokrasiyi bombalarla istediği ülkeye götürmek siyaseti devam ettiği sürece ben öyle görüyorum ki çok tehlikeli yıllara gidiyoruz.

? Sayın Cumhurbaşkanı, pembe manşetli, çok AB'ci medyanın ötesinde bir de Kıbrıs'a bir dâvâ olarak bakan medyanın var olduğunu söyleyerek verdiğiniz bilgiler için size çok teşekkür ediyoruz.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100