Bu haber kez okundu.

Süleyman Ateş kim(ler)i kurtarmaya çalışıyor?
Müzmin hastalık sayın Süleyman Ateş'te de görüldü. Neydi o hastalık, bir ayeti esas alıp hüküm çıkarma hastalığı. Diyalog süreci hastalığı. M.KARABACAK'ın yazısı... ~|~

 

 

                    
                  

"İş bu rivayet yeni çıktı" kabilinden 14 asırlık İslam ölçüsü gitti, yeni anlayışlar devreye girdi.
Zamanlamaya dikkat.
Önce bünye her türlü mikrobu içselleştirecek hale getirildi, sonrası malum.
İslam tarihinin en saygın alimlerinden İmam Muhammed b. Hasan'ın, İslam'ın esaslarından yola çıkarak ehl?i kitabın iman etmiş sayılması için nelerin gerekli ve şart olduğunu daha önce yazmıştım. (Bkz. "Şartlara Uydurulmuş misyonerlik; DİNLERARASI DİYALOG", S.257).

İmam Muhammed bu konuda özetle şöyle diyor; "Ehl?i Kitap, 'Lâ ilâhe illellah, muhammedü'r Resulüllah' dese, hatta 'biz İslam'a girdik' de dese, bir kurnazlık/hile yapmadan, niyetlerini amelleriyle pekiştirmedikçe Müslüman sayılamazlar."
Peki, İmam Muhammed'in derdi, edip, ne eyleyip şu ehl?i kitabı cehenneme sokmak mı? Hayır. Onun tek derdi, İslam'ı olduğu gibi sunmak ve dahili ve harici fitnelerden, tahrifattan korumak.

19 Mayıs tarihli soru?cevap köşesinde sayın Ateş; "Herhangi bir ilahi din mensubu, kendi dinde kalabilir, ama yeni peygamberi duymuş ise onun peygamberliğini de kabul etmekle hükümlüdür" diyor ve ekliyor, "kitap ehli (Yahudi ve Hıristiyanlar) yeni peygamberi kabul edip doğrularken, bir yandan da kendi kitaplarının hükümlerini uygulayacaklar."

Bugünkü ehl?i kitabın elindeki kitabın, Allah'ın son kitabı olan Kur'an'ın beyan ettiği ilahî hakikatlerle nasıl tezat oluşturduğunu, hatta içinde yüz kızartıcı cümleleri nasıl barındırdığını, kimi peygamberlere, cinsi sapık, alkolik ve benzeri hakaretlerle itham ettiğini burada sıralamaya gerek var mı?

Kur'an, ehl?i kitap için, bu muhtevadaki kitaplarını uyguladıkları zaman mı bolluk içinde yaşayacaklarını söylüyor?
Aynı müzmin hastalık Sayın Ateş'te de görüldü demek. Neydi o hastalık, bir ayeti esas alıp hüküm çıkarma hastalığı. Diyalog süreci hastalığı.
Sayın Ateş'in düşüncesine delil aldığı; "Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı, hem üstlerindeki, hem de ayaklarının altındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. Onların arasında ılımlı bir grup da vardı. Böyle olmakla beraber onların çoğunun yaptıkları ne kadar kötüdür!" (Maide Sûresi 4/66) ayetinde, hem böylesi gaip bir mana yok, hem de bu ayetin öncesi ve sonrası ayetler böylesi garabet bir anlayışı kabul etmiyor.

Mesela yedi ayet öncesine gittiğimizde de bu ayetler ehl?i kitaptan mahseder.
Bu ayetleri okuduğumuz şunu göreceğiz ki, ehl?i kitap Muhammed'in (as) peygamberliğini kabul etmekle yetinip, sonra kendi dinlerinde kalabilme ve ellerindeki kitaplara göre hayatlarını sürdürme ve böylece de hak üzre olma gibi bir durumları yoktur. Aksine, her insan gibi ehl?i kitap da Hz. Muhammed'in getirdiği dini kabul etmedikçe, O'na iman etmedikçeve sadece Kur'an'ın hükümlerini kabul etmedikçe ne mümin olabilir, ne hak üzre olabilir, ne de kurtuluşa erebilirler.
Bakınız, Ateş'in ele aldığı ayetten yedi ayet öncesine.

59? De ki: "Ey kitap ehli! Sadece Allah'a, bize indirilene ve bizden önce indirilene inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Oysa çoğunuz yoldan çıkmışlarsınız".
Bir sonraki ayet.

60? De ki: "Allah katında cezaya çarptırılma bakımından bunlardan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah, kimlere lanet etmiş ve gazabına uğratmışsa; kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana tapanlar yapmışsa, işte bunların makamı daha kötüdür ve onlar düz yoldan daha çok sapmışlardır."

61? Onlar, size geldikleri zaman, "iman ettik" dediler. Oysa yanınıza kâfir olarak girip, kâfir olarak çıkmışlardır. Allah, onların gizlediklerini çok iyi bilir.

62? Onlardan çoğunu, günah işlemede, düşmanlıkta ve haram yemede yarış ederken görürsün. Bu yaptıkları şeyler ne kötüdür!

63? Gerçek dindarların ve din bilginlerinin, onları günah olan bir söz söylemekten ve haram yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yaptıkları şey ne kötüdür!

64? Yahudiler, "Allah'ın eli çok sıkıdır" dediler. Söyledikleri söz sebebiyle onların elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Aksine Allah'ın elleri açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü azdırıyor. Biz, onların aralarına tâ kıyamete kadar düşmanlık ve kin atmışızdır. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozğunculuğa koşarlar. Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez.

65 ? Eğer kitap ehli iman etmiş ve layıkıyla korunmuş olsalardı, onların kötülüklerini örter, nimeti bol olan cennetlere koyardık.
Yeri gelmişken, kısaca şunu hemen ifade edeyim ki, ayetlerde geçen, "Onlar" ifadesi ehl?i kitap hakkındadır.

67? Ey şanlı Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan O'nun peygamberlik görevini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah, kâfirler toplumunu doğru yola iletmez.
Bu ayette Hz. Peygamberden yapması istenen tebliğ, Kur'an'da ehl?i kitap hakkında geçen hükümlerin kendilerine söylenmesidir. Ve bunu yaparken de onlardan asla korkmaması kendisine Rabbi tarafından bildiriliyor. Dahası, eğer peygamber ehl?i kitaba bu hakikatleri ulaştırmazsa, peygamberlik görevini hakkıyla yatmamış sayılıyor. Peki İslam'ın peygamberi bu tebliği yapmakla görevli de O'na iman edenler nasıl olur da ehl?i kitaba bu hakikatleri tebliğ etmekle görevli olmuyor. Bu tebliğ yapılmayınca O'na ümmet olunur mu?

68? De ki: "Ey kitap ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça bir esas üzerinde değilsiniz. Şüphesiz ki, Rabbinden sana indirilenler, onların çoğunun azgınlığını ve inkârını artıracaktır. Şu halde kâfir olan bir toplum için üzülme!"
Bu ayet hakkında Abdullah b. Abbas (ra) şöyle buyurur:
"Bir kısım ehl?i kitap Hz. Peygambere (as) gelerek dediler ki: "Ey Muhammed! İbrahim'in dini ve inancı üzere olduğunu, bizim elimizde bulunan Tevrat'a iman ettiğini ve Tevrat'ın Allah tarafından gönderilen bir hak kitap olduğuna şahitlik etmiyor musun?" Resulüllah buyurdu ki: "Evet öyle. Fakat siz sonradan bir şeyler icat ettiniz ve Tevrat'ta bulunan sizden ahit alma meselesini inkar ettiniz ve Tevrat'tan, insanlara açıklamanız emredilen şeyleri gizlediniz. Ben sizin kendiliğinizden uydurduğunuz bu şeylerden beriyim." Onlar da dediler ki: "Biz elimizde bulunanları kabul ediyoruz. Hak ve hidayet üzereyiz. Sana iman etmiyoruz ve Sana tabi olmuyoruz." İşte bunun üzerine Allah Teala bu ayeti indirdi.
Bu son ayet ve iniş sebebi aslında her şeyi özetliyor da, problem başka.
(devamı var).  

MÜSLİM KARABACAK / muslimkarabacak@gmail.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100