25 Şubat 2015 Çarşamba 00:08
4137 Okunma
Süleyman Şah Türbesi, PYD’ye emanet
RECEP BAHAR / HABER-ANALİZ

AKP Hükümeti’nin 92 yıllık Cumhuriyet tarihine ‘kara bir leke ve bariz bir hezimet’ olarak geçen Şah Fırat Operasyonu’nun yeni boyutları ortaya çıkmaya devam ediyor. ‘Kaçış ya da tahliye’ olarak isimlendirilen operasyonla cumhuriyet tarihinde ilk defa Türk toprağı parçası elden çıkarıldı. Üstelik vatan toprağı, egemen bir devlete karşı değil, AKP Hükümeti’nin eğitip silahlandırdığı bir terör örgütüne terkedildi. Dahası Süleyman Şah Türbesi de bizzat Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın ‘terör örgütü’ olarak nitelendirdiği PYD’nin etkin olduğu Kobani bölgesine naklediliyor. 

Eski yerine nakledilmeyecek

Başbakanlık kaynaklarına göre, 22 Şubat’taki Şah Fırat Operasyonu ile Suriye’nin Halep kenti sınırları içerisindeki Karakozak köyündeki yerinden alınarak Türkiye sınırına 180 metre uzaklıktaki Suriye Eşmesi’ne nakledilen Süleyman Şah Türbesi, bir daha eski yerine nakledilmeyecek. Oysa Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Şah Fırat Operasyonu’nun icra edildiği gün Antalya’da yaptığı değerlendirmede, Suriye’nin İstanbul Başkonsolosluğuna verdikleri notadan söz ederek, “Süleyman Şah Türbesi’ni boşaltıyoruz. Ancak burası bizim toprağımız, tekrar geri geleceğiz. Bu emanetleri ve Saygı Karakolu’muzu sınırın Suriye tarafında Eşme’ye tekrar kuruyoruz ve bayrağımızı buraya dikiyoruz. Hazır olduğu zaman da emanetlerimizi tekrar buraya getiriyoruz. Şu anda emanetlerimiz Türkiye’de” ifadelerini kullanmıştı. Ancak Başbakanlık kaynakları, son tahlilde “Türbe nerede ise Türk toprağı orasıdır” tezini gündeme getirdi. Aynı kaynaklar, Türbe’nin daha önceki naklinde de bu anlayışın benimsenmiş olduğuna işaret ediyor. Bu yaklaşıma göre, Süleyman Şah Türbesi bir daha Fırat Nehri’nin kenarında yer alan eski yerleşkesine taşınmayacak. Bu durum Şah Fırat Operasyonu’nda ‘Şah’ın kaldığı ama ‘Fırat’ın gittiği anlamına geliyor. Süleyman Şah Türbesi, Süleyman Şah Fırat Nehri’ni geçerken şehit düştüğü için hep Fırat’ın kenarındaki türbelerde medfundu. Daha önceki iki nakilde benzer incelik dikkate alınarak gerçekleştirilmişti. 

İki büyük hata birden

Halen Türkiye’de bulunan Süleyman Şah ile iki Türk askerinin emanetlerinin bir süre sonra Suriye Eşmesi’ndeki yeni türbeye nakledileceği dile getiriliyor. Yeni türbe konusunda Suriye ile bir anlaşma imzalanmadığından bu durumun bariz bir şekilde uluslararası hukuka aykırı olduğu ortaya çıkıyor. Nitekim Suriye makamları gelişmeyi ‘işgal’ olarak değerlendiriyor. AKP Hükümeti, izlediği yanlış Suriye strateji neticesinde bir taraftan ‘vatan toprağı’nı terkederken, öte yandan egemen bir devletin sınırları içinde haksız tecavüzde bulunarak Türkiye’yi ‘işgalci’ ülke konumuna sürüklüyor. Bu gelişmenin gelecekte Türkiye’nin başını ağrıtacağına işaret ediliyor. 

PYD operasyonun her aşamasında vardı

AKP Hükümeti, Şah Fırat Operasyonu ile yağmurdan kaçarken doluya tutuldu. Besleyip büyüttüğü terör örgütü IŞİD’den kaçarken, bu kez Suriye’nin kuzeyinde özerk bir devlet kurmak için çaba sarfeden Kürdistan Birlik Partisi’ne (PYD) sığındı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, önceki gün düzenlediği basın toplantısında, “PYD bizim için bir terör örgütüdür” derken, sınırın hemen ötesinde Süleyman Şah Türbesi’nin nakledileceği Suriye Eşmesi’nden çekilen her fotoğraf karesinde PYD militanları poz veriyor. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’tan PKK’nın önemli isimlerinden Murat Karayılan’a kadar çok sayıda kişi de operasyonda PYD’nin aktif rolü olduğunu seslendiriyor. 

AKP nerede hata yaptı?

Suriye’de 1921 yılından bu yana ‘vatan toprağı’ olarak addedilen Süleyman Şah Türbesi ve müştemilatının terkine yol açan hatalar zinciri bundan 4 yıl önce başladı. Kendini büyük bir gururla ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) eş başkanı olarak adlandıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Mart 2011’de Suriye Batılı güçler tarafından karıştırılmaya başlanınca Washington’ın talebiyle ilk aşamada dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu Şam’a göndererek, Beşar Esad’a ‘görevini bırak’ mesajını iletti. Erdoğan, ikinci aşamada bu haksız talebi reddeden Beşar Esad’ı düşman ilan etti. Bununla da yetinmeyen Erdoğan, İstanbul ve Ankara’da sayısız organizasyonların düzenlenmesini sağlayarak, Suriye içinde silahlı örgütlerin oluşmasına destek verdi. Dahası hükümeti, dünyanın dört bir köşesinden militanların Suriye’ye akmasına öncülük ve rehberlik etti. Sonuçta istikrarlaşan Suriye’de Rakka’da IŞİD, Kobani’de PYD özerk yapılar oluşturdu. Eğer AKP Hükümeti, Suriye’yi istikrarsızlaştırmasaydı, bugün bu ülkede ne 250 bin Müslüman hayatını yitirmiş olacaktı, ne 7 milyon Suriyeli evini terketmek zorunda kalacaktı, ne de Süleyman Şah Türbesi yerle bir edilerek Fırat Nehri’nden uzak bir noktaya nakledilmiş olacaktı. Kısaca AKP’nin Batılı güçlere yaslanarak Suriye stratejisini hatalı kurgulaması hem Suriyeliler açısından büyük insani facialara, hem de Türkiye’nin yurtdışındaki tek toprak parçasının kaybedilmesine yol açtı. 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100