25 Haziran 2007 Pazartesi 00:00
98 Okunma
Susuzluk kábusunu seçim sonrasında anlayacağız
İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Mikdat Kadıoğlu ile Ömer Madra, Açık Radyo'da konuşuyorlar. Madra soruyor, Kadıoğlu yanıt verirken ciddi uyarılarda bulunuyor: ~|~


"Ay sonuna kadar yağış beklenmiyor... Hava sıcaklıkları artıyor; nemin düşük olması iyi bir şey. Rüzgárlar hafif şu anda; kuvvetli olduğu yerlerde, yamaçlarda, orman yangını riski çok yüksek. Piknikte mangal ve benzeri ateşli araçların kullanılması acilen yasaklanmalı. Eğer, çalışıyor, koşuyor, top oynuyorsak, termometrelerin ölçtüğü sıcaklığa 10 derece daha eklememiz gerekiyor; vücudun hissettiği sıcaklık bu... Gölgede ve beyaz kalın, hafif yavaş ve sulu bir yaşam sürün... Özellikle çocuklar için sloganımız 'gölgeni görmüyorsan, gölgeye kaç'!.."

Kadıoğlu, İstanbul'un 13 Temmuz 2000 yılında 42.7 dereceyi gördüğünü hatırlatarak, su konusundaki tehlikeye şöyle işaret ediyor:
"İstanbul ve Ankara'da hálá çimler sulanıyor. Herhalde 23 Temmuz'da su kesintisine gidecekler, seçimden bir süre sonra su kalmayacağı için... Seçime kadar 'her şey normal, her şey yolunda, sorun yok' derken, 23 Temmuz'da su bitti diyecekler herhalde. Zaten barajlardaki su seviyesi yarıya düşmüş; Ankara içinse % 7 diyorlar; aslında bundan da düşüktür. Çünkü barajlar çamurla doluyor sürekli. Ama hiçbir belediye önlem almadığı gibi, hiçbir şey olmamış gibi davranıyor, halka da hiçbir şey yansıtmıyorlar. Bu böyle nereye kadar gidecek? 22 Temmuz'a kadar gidecektir bence, daha da ileri gideceğini sanmıyorum.

Karadeniz'e palmiye
"Türkiye'de kuraklık işi biraz politik; bakan vardır derse vardır, yoktur derse yoktur. Böyle bir durum var. Geçen hafta Karadeniz'e gittim, Samsun'dan Trabzon'a kadar derelerin kuru olduğunu gördüm. Bir tek Rize tarafında biraz su var... Oradaki insanlar da şikáyetçi, ama buna rağmen, Ordu'da Karadeniz otobanı var ya, birçok yerde palmiye ağacı dikiyorlar Karadeniz'e.
Çevre ve Orman Bakanı, bir yandan "Küresel ısınma mücadelesi veriyoruz" diyor, bir yandan da Ordu'ya havaalanı müjdeliyor. Rize dağlarında, Ayder'de yaşlı İsrailli turistler geziyor. Beklenmeyen bir şey. Antalya'ya gitmiyorlar; belki de doğru yapıyorlar.

Çay ve fındık tehlikede
Çayda filizler yanıyormuş; hasat zamanı eşitlenmiş. Çay fabrikalarına iki mahsul birden gidiyormuş.
Çay fabrikaları da iki mahsulü birden kaldıramıyormuş ve bu çay bitkisinin beklemesi de zararmış, kuruyormuş. Sebep dağlar da ısınıyor. Çayda olduğu gibi sıcaklık yüzünden fındıkta da ciddi problemler var.
Açıkçası belediyeler su konusunda geçen yazdan beri tedbir almadılar, kriz yönetimi oluşturamadılar. Bunun bedelini 23 Temmuz'dan sonra vermeye başlayacaklar."
Son söz Ömer Madra'dan:
"Yaşam şekillerimizi değiştirmeden bu sorunu çözemeyiz."

Yalçın Bayer
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121