16 Mart 2006 Perşembe 00:00
261 Okunma
Tabulara dokununca..
"Dinlerarası Diyalog İhaneti" kitabının müellifi Yümni Sezen, Zaman gazetesinde çıkan "Beni (Sezen'i) kullandılar" başlıklı haberi, dün Yeni Çağ'da yazdığı yazıyla yalanladı. Sezen'in yazısından notlar... ~|~

Bugüne nasıl gelindi?
*Osmanlıların gerileyiş sürecinde Hıristiyan Batı'nın baskısı ve bozucu rolü giderek artmıştır. Sonra:
*Mithat Paşa bayrağımıza, hilalin yanına Süleyman mührü (Yahudi sembolü) ve haç koymuştur. Sonra:
*Misyonerlerin akıl hocası Louis Massignon, İbrahimi dinler saptırmasını başlatmıştır. Sonra:
*Vatikan (papalık), 1962 ? 65'de "Dinlerarası Diyalog" adı altında yeni metodunu, misyonerliğin yeni yüzünü projelendirmiştir. Sonra bizde:
*Hoşgörü, saygı, üç büyük din, dinler bahçesi edebiyatı başlamıştır.
*Vatikan'ın projesine bizim katkımız diyerek mektuplaşma ve ziyaret dönemi açılmıştır.
*Cami siluetine haç ve Süleyman mührü eklenen resimler ortaya çıkmıştır.
*Abant toplantıları yapılmıştır.
*A.B.D ve Rusya'da "Abant" toplantıları devam etmiştir.
*"Dinlerin yanlış algılanması ihtilafa sebep oluyor" felsefeleri yapılmıştır.
*Üçleme'nin (Teslis'in) felsefi yorumlarına başvurulmuştur.
*Kur'an?ı Kerim mealine Kitab?ı Mukaddes'ten (Tevrat, Zebur, İnciller ve bunlara dahil Pavlus'un mektuplarından) cümlelerin bölüm ve cümle rakamları eklenmiştir.
*Hz.İsa etrafında bütünleşelim çağrıları yapılmıştır.

İlmi faydası yok
Süreç böyle gitti. Sürece dikkat ediyor musunuz? Bir müddet sonra Kur'an mealine Tevrat ve İncil cümleleri aynen girer. Böylece üç dinin iç içe, müşterek bir kitabı haline gelir mi? Gelebilir. Hareket dur durak bilmiyor çünkü. Halka dağıtılan Kuran mealini halk bilimsel bir çalışma için mi kullanacaktır? Halk bunu ne yapacaktır? Sadece kafası karışacaktır. İlgili uzmanın veya araştırıcıların masasında İncil de, Tevrat da, Kuran da var.

Sonra bizimkilerin irtibatlandırdığı ayet ve Kitab?ı Mukaddes cümlelerinin çoğunun benzerliği de yoktur. Bu nasıl bir ilmi çalışmadır, bu da ayrıca anlaşılmaz bir şeydir. Bu yapılanlara Kitab?ı Mukaddesi ve Hıristiyanlığı meşrulaştırma ve sevimli kılma faaliyeti diye bakan biri, en azından şüphelenen biri haksız mı olur? Hemen o kişiye ilimden nasipsiz mi diyeceğiz? Kur'an meali, akademik bir çalışma tipinde ilmi bir ürün müdür? Şayet öyle ise diğer kitaplardan dipnot veriyorsunuz demektir ki, bu savunulabilir mi?
S. Nursi'nin yazdırdıklarının hangi baskısı birbirini tutuyor ki... Harbi Umumiden (1.Dünya Savaşı'ndan) bahsediyor. Bu savaşa biz de katıldık mı? Katıldık. İki taraftan ölenler oldu mu? Oldu. Orada ölen Hıristiyan ve Müslüman mazlumlardan söz ediyor ve dini duygularını dile getiriyor. Çıkan anlamın özeti şudur: Hıristiyan kişiler de şehit sayılır. Hele mazlumsa. Hatta bu ölenler kafir bile olsa. Şimdi ben bu maksadı özet bir cümle ile ifade edersem tahrif mi yapmış olurum?
Kiminle diyalog?

"Şu çok tuhaf değil mi" dediğimizde, "Hocaefendi''''nin bir bildiği vardır" diyen ilim adamlarıyla nasıl diyalog yapacağız?
Amerikalı ilim adamlarıyla farkımızı anlatıyor yazar. Biz spekülasyon yapıyormuşuz. Zaman Gazetesi, Papa'ya mektubu yayınladı. Bunun için ayrıca araştırma yapmaya gerek var mı? Her şey ortada, herkesin gözü önünde cerayan ediyor. Amerikalılara bizden fazla güvendiklerini görüyoruz. Mehmet Altan'a, Etyen Mahçupyan'a, Toktamış Ateş'e, Thomas Michel gibi misyonerlere ve benzerlerine bizden daha çok güvendiklerini biliyoruz. Bizi suçlamaya kalkan yazarın da dediği gibi, Alemlerin Rabbi bunu görüyor ve adaletle hükmediyor...
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121