22 Aralık 2013 Pazar 00:06
1730 Okunma
Tarih hafızamız nasıl satıldı?
İstanbul Sirkeci’den yola çıkan kara trenin “çuf çuf” sesleri istim üzerinde etrafına dağıttığı kara bulutlar bir bir savruldu… Güzergah belliydi, önce Edirne ve daha sonra da Bulgaristan sınırı… Daha da ileride Bulgaristan’ın orta yerindeki Sofya… 
Türkiye’den gelen arşiv evrakları vagonlardan dikkatle indirildi. Bulgar yetkililer “Cyril ve Methodist” adı verilen tarihi binanın veya kütüphanenin deposuna taşıdılar Türkiye’den gelen evrakları. 
Balyaların çemberleri açıldı. Dosyaları tutan ipler çözüldü ve zarflar veya dosyalar içindeki evraklar bir bir çıkarılmaya başlandı.
“Türkler kendi arşiv belgelerini kuru ot fiyatına satarak elden çıkarmışlardı. Evrakların yeni sahibi tarih meraklısı Bulgarlardı şimdi.” Daha da acısı Türkiye’de kraldan çok kralcılar için saldırı ve suçlama kampanyaları da hazırdı. Birilerini bir yerden bir işaret veriliyor, gazeteler o yönde yayın yapıyordu. Türk milletini geri bırakanlar belliydi: “Osmanlı dönemi yüzyılları.” Ve hain padişah, gafil yöneticiler. En son padişah Vahdettin’de ülkesini İngilizlere satan en haindi! Osmanlı ülke insanlarını cahil ve geri bırakmıştı! Şimdi ise yeni döneme geçilmişti. Her şey güzeldi. 
Sonradan anlaşıldı, satılan veya elden çıkarılan İstanbul defterdarlığına bağlı sadece Osmanlı arşiv belgeleri değildi. Cevdet Paşa Kütüphanesinde bulunan 600 arabalık evrak da yok edilmişti. Milli Eğitim’e ait belgeler, askerlik kayıtları ve diğer evraklar... Sadece nüfus ve tapu evraklarının korunmasına karar verilmişti. 
Bulgarlar, Türkiye’den gelen evrakların tasnifini yaptılar. Ve ortaya çıkan sonuçlar şöyle idi:
– 350 gömlek içinde 1 milyon belge
– 700 adet maliye defteri
– 450 adet icmal mufassal tahrir defteri 
– 200 adet şeriyye sicil defteri…
Özetle, 1.5 milyon Osmanlı arşiv belgesi satılmıştı Bulgaristan’a… 
Çok önemli belgelerdi
Bulgaristan’a satılan arşiv belgeleri Türk milletinin en uzun ömürlü ve cihan devleti sayılan ve 600 yıl ömür süren Osmanlı tarihine ait önemli belgelerdi. Arşiv belgeleri hatırlanacak olaylar bilgilerdi. Yani tarihin hafızası idi. Satılan evraklar içinde vakıf kayıtları da vardı. TBMM’deki tartışmalardan sonra güya Bulgaristan’a satılan evrakların geri getirileceği açıklamaları yapıldı. 1932 yılı içinde birkaç balya evrak göstermelik olarak Türkiye’ye getirilmiş oldu. Olayı yakından izleyenler öğrendiler ki geri gelen evrak balyaları 1936 yılına kadar ipleri bile çözülmemiş, depolarda sararıp solmaya çürümeye bırakılmıştı.
Arşiv belgelerinin elden çıkarılması olayının genişleyerek artması sonucu
– Sadece İstanbul’da değil, Türkiye’nin her yerinde il, ilçe, köy Osmanlı dönemi arşiv belgeleri de elden çıkarılmaya, yakılmaya, ırmaklara atılmaya, mağaralara saklanmaya başlanmıştı.
– Üzerinde Arapça harfli Osmanlıca yazılar bulunan mezar taşları, hükümet binalarının girişindeki mermer kitabeler de yerinden söküldü kazıldı. 
– “Tasfiye etme” düşüncesi çerçevesinde Türkiye’nin her yerinde vakıf taşınmaz malları, camiler ve mescitler bile satılmaya, elden çıkmaya başlamıştı. 
Özetle; Türk milletinin tarihi hafızası yok edilerek tarihi araştırması, sorgulaması gerçekleri ortaya koyması savunması engellenmeye yok edilmeye çalışıldı. Dünya tarihinde böylesi bir uygulama hiç görülmemişti. Tarihiyle, kültürüyle, kökenleriyle bağları koparılan bir ülkenin insanları idi Türkiye’de yaşayanlar. Bu uygulamanın kısa adı “ihanet” idi ama hiç kimse bu sözü üzerine almak istemedi.
Yıllar yıllar sonra öğrenildi ki bu Osmanlı dönemi tarihi arşiv belgelerini ortadan kaldırma projesinin başında bulunan kişi Abdülhalik Renda, Arnavutluk Yanya doğumlu, Osmanlı döneminde çeşitli memurluk idarecilik, hatta 1918 yılında Halep valiliği de yapmış, Milli Mücadele’den sonra özellikle İnönü hükümetlerinin değişmez Maliye Bakanı, ömrü hayatının son yıllarına kadar (1946) TBMM Başkanlığı yapmıştı. Ve o Türkiye’deki Masonların önde gelen lideri idi. 
Bir şekilde adı Türk olan ama yaptıkları uygulama ile Türk milletinden intikam alan en büyük darbeyi vuran hareketin de lideri idi. Bütün bu olanları, kurgulanan resmi tarih hiçbir zaman görmek istemedi. Gündemine almadı, alamadı.

Cezmi Yurtsever/ Tarihçi–Yazar
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100