Bu haber kez okundu.

Tarihi değiştirecek keşif
16 Ekim 2004'de Amerika'nın keşfi ve sömürge zihniyeti üzerine yazdığım "Amerika'yı Kolomb'dan 70 yıl önce bulan Müslüman Amiral!" başlıklı yazı şu cümlelerle başlıyordu: 12 Ekim 1492. İtalyan kökenli İspanyol Christopher Colombus'un (Kolomb) Amerika'yı yani "Yeni Dünya"yı keşfettiği yıl. Bu keşif, on milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlanan tarihin görmediği bir soykırımın önünü açtı. ~|~

Avrupalı sömürgecilerin korkunç bir açgözlülükle Amerika kıtasında sergiledikleri vahşet, dünyanın değişik bölgelerinde devam ediyor. ABD ve İngiltere'nin İslam dünyasına yoğunlaşan yeni sömürge harekatı da işte bu açgözlülük, soykırım ve kandan besleniyor.

Zheng He'nin haritası 

12 Ekim 2004... ABD'nin keşfinin yıl dönümünde binlerce Venezüellalı başkent Caracas'taki Kolomb'un bronz heykeline doğru yürüdü. Ellerindeki halatları Kolomb'un boğazına takan kalabalık, heykeli yere irdirdi. Ardından sokaklarda sürükleyip bir ağaca astı. Sömürgeciler tarafından katledilen milyonlarca insanın anısına 12 Ekim Venezüella halkı için "Direniş Günü" ilan edildi. "Emperyalist soykırım" imajı olarak görülen heykel, "kanla beslenen küreselleşmenin ve kültür katliamının sembolü olarak görülüyor."
Aynı tarihte ABD, Irak'ta katliamlarına, gizli cezaevlerinde işkencelerine, dünya genelinde yağma ve şiddete devam ediyordu. Aynı Amerika, 12 Ekim 2006'da belki İran'a saldırıyor olacak, Irak kentlerini Dresten örneğinde olduğu gibi yakıp yıkıyor olacak.

Çinli Müslüman kaşif Zheng He 
Bu sömürge zihniyetinin sorgulandığı yazıda, ABD'nin aslında Kolomb tarafından keşfedilmediğine, ondan 70 yıl önce Çinli Müslüman Amiral Zheng He ya da Cheng Ho (1371?1405) tarafından keşfedildiğine dikkat çekmiş, bunu da Gavin Menzies adlı İngiliz tarihçinin 15 Mart 2002'de Kraliyet Coğrafya Cemiyeti'nde yaptığı konuşmaya dayandırmıştım.
Mehmet Ali Kılıçbay, Aktüel dergisinin 3?9 Kasım 2004 sayısında "Denizleri aş da gel" başlıklı iki sayfa eleştiri yazdı. Eleştiriden ziyade alaycı bir yazıydı. Okuyunca ilk tepkim şu oldu: "Ben bir tarihçi olsaydım kendi yazımla ilgili çok daha ciddi eleştiriler yapardım." Şahsıma yönelik yazılara cevap yazmama alışkanlığım gereği üzerinde durmadım.
The National Geographic Temmuz 2005 sayısında konuyu kapak yaptı ve geniş bir dosya yayınladı. Fotoğraflar, haritalar ve Frank Viviano imzalı oldukça iyi çalışılmış bir araştırma yayınladı. Avrupa tarihinin yeniden sorgulanmasına yol açacak iddia ve keşiflerin sadece Türkiye'de ciddiye alınmadığını bir kez daha fark ettim.

Zheng He'nin mezarı 
16 Ocak'ta konuyla ilgili yepyeni bir gelişme yaşandı. Pekin ve Londra'da Zeng He'ye ait dünya haritasının bir kopyansının bulunduğu dünyaya açıklandı. 1763 tarihli dünya haritasının aslında Zeng He'nin 1418 tarihli haritası olduğu belirtildi. Haritanın spektografi incelemesi halen Yeni Zelanda'daki Waikato Üniversitesi'nde yapılıyor. Avustralya ve Yeni Zelanda'nın Kaptan Cook'tan 300 yıl önce Çinliler tarafından keşfedildiğini bilen tarihçiler, haritanın doğruluğundan emin. Doğruluğu kanıtlandığında tarih okumaları tersine dönecek, insanlık tarihi yeniden yazılacak.
Tartışma, aslında Kraliyet Donanması'nda denizaltı komutanlığı yapmış olan Gavin Menzies'in 2002'de Londra'da Bantam Pres tarafından yayınlanan ve bestseller olan "1421: The Year China Discovered America" kitabıyla başladı. Zeng He ve büyük keşifleri böylece gözler önüne seriliyor, "coğrafi keşifler"in aslında büyük yalanlarla dolu olduğuna dair veriler sunuluyordu.

18 Mart 1421 yılında Güney Amerika kıyılarına kadar ulaşan Zheng He ya da Cheng Ho Orta Asya kökenli. Güney Yunan eyaletinde Müslüman bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Babası ve dedesi Hacca giden iyi eğitim alan, Arapça bilen bir gençti. Ming hanedanı bölgeyi ele geçirdiğinde 16 yaşındaydı. Köle oldu. Saray'a, Prens'in hizmetine verildi. Muhammed olduğu sanılan adı imparator tarafından değiştirildi. Hızla yükseldi.

Çin Seddi'ni onaran ve Pekin'i başkent yapan İmparator Yong Le, onu "Batı denizlerinin Amirali" olarak atadı. Yıllar süren hazırlıklar sonrası 50 metre genişliğinde 122 metre uzunluğunda gemiler inşa edildi. Çin dünyayı fethe çıkıyor, denizlerin ötesinde, dünyanın ucunda bulunan "barbarlar"ı vergiye bağlamaya hazırlanıyordu. Seferlere başladığında emrinde 28 bin asker 317 gemi vardı. Yedi büyük sefer yaptı. Mekke'ye bile gidip hacı olduğu söyleniyor. Mezarı, 7 büyük seyahatini hatırlatırcasına 7 kat. Baş tarafında "Allahu Ekber" yazan mezar, 1985 yılında İslami geleneklere göre restore edildi.

Amiral He'nin ölümünden sonra yeni Çin imparatoru bütün gemileri parçalattı, He'nin anılarını, haritaları yok etti. Bu olaydan yüz yıl sonra Avrupalılar bütün Güney Asya'yı ve Çin'i 'keşfetti'. Tabi beraberinde sömürge ve soykırım geleneği geldi. Çin tercihini mavi denizlerden yana değil Sarı Irmak'tan yana kullandı ve kaybetti. Çin'i 15. yüzyılın süper gücü yapan Müslüman Amiral He, Güney Amerika'ya ulaştığında burada yerleşseydi, bugün bambaşka bir dünya olacaktı.

Zeng'in haritasında Afrika var, Avrupa var, Avrupa kıyıları var. En önemlisi de Kuzey ve Güney Amerika var. Hatta Ümit Burnu, Kuzey kutbu bile var. Dünya yuvarlak. Mesafeler birbirinden uzak. Nil'in iki kolu da gösterilmiş. California ada olarak gösteriliyor ancak Avustralya'nın yeri farklı. Akdeniz ile Kızıldeniz arası bugünkünden on kat uzak. 1408 tarihli haritanın, Kubilay Han zamanındaki harita parçalarını bir araya getirdiği söyleniyor.
Kuzey Amerika'nın Atlantik kıyılarında bulunan kalıntıların da Çinliler'in bu bölgeye Kolomb'un keşfinden 70 yıl önce geldiğini kanıtladığı, Kanada hükümeti ve UNESCO'ya söz konusu bölgenin dünya mirası listesine alınması için başvurulacağı belirtiliyor.

Kılıçbay, söz konusu yazısında bu tezlerin hemen hepsini reddediyor. Zeng He'yi ve seferleri doğruluyor ama Çinlilerin, Süveş Kanalı açılmadığı, Ümit Burnu'nu geçmeleri de mümkün olmadığı için bu keşifleri yapmalarının imkansız olduğunu söylüyor.
Sömürge tarihi böyle diyor. Ama Batılı "kaşifler"den çok önce Hindistan ile Yemen arasında ticaret yapıldığını, Müslümanların Hz. Muhammed'in vefatından kısa süre sonra Çin'in güney bölgelerinde ticaret şehirleri kurduğunu, Çinli Müslümanlara "Hui" dendiğini ve bu ismin "Kafası sarıklı adam" anlamına geldiğini bilenler için bu hiç de ihtimal dışı değil. Uzatmadan dün Yeni Şafak'taki köşesinde konuyu gündemine alan Akif Emre'nin cümleleriyle bitirelim:
"Sorun Zheng He'nin gerçekte Amerika'yı keşfedip etmemesinden çok, Batı medeniyetinin dışında bunu gerçekleştiren ya da gerçekleştirmeye muktedir bir bilimsel ve teknolojik birikimin ve kültürün yok sayılmasıdır. Tarih Batı'yla başlamıyor, uygarlık tarihi Batı uygarlığından ibaret değil; Batı merkezli bir uygarlık tarihi kadim dünyanın birikimini dışlayan, çatışmacı bir dünya görüşünün eseridir."

İbrahim Karagül / Yeni Şafak
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100