Bu haber kez okundu.

Tayyip Bey ısrar ediyor
15 üniversite birden kurulması için çıkarılan kanunun Cumhurbaşkanı tarafından kısmen geri gönderilmesi üzerine şunları yazmıştık. ~|~  1? Üniversite kurmak çok zor bir iştir.
2? Bina ve kampus yapmaya benzemez.
3? İlim adamı kolay yetişmez.
4? Profesörlük unvanı kimseyi profesör yapmaz.
5? Bizim üniversitelerimizin çoğu üniversite hatta yüksek okul bile değildir.
6? Hele milletlerarası çapta (Harvard? Sorbon gibi) bir tek üniversitemiz yoktur.
7? Üniversite açmak merakı, bölgesel oy alma kaygısından başka bir mânâ taşımaz..

Tayyip Bey, son yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı'nın iade gerekçesi görüşülüp, gereği yapıldıktan sonra kanunun yeniden çıkarılacağını söyledi ve Biz bu üniversiteleri açmaya yasama olarak kararlıyız dedi. Daha sonra, bu ısrarın gerekçesi olarak da Ancak on gencimizden biri üniversiteye gidebiliyor. Bu bakımdan daha çok üniversite açmaya mecburuz ve bu yıl üç tane Tıp Fakültesi açmaya kararlıyız buyurdu.

Buyurdular da bu sözlerde hem mantık hatası vardı, hem hesap hatası, hem de meseleye nüfuz edememek hatası. Mantık hatası vardı, çünkü Tıp Fakültesi öğrencileri girecek fakülte bulsun, okusun, doktor olsun, iş bulsun diye açılmaz. Sağlık politikası icap ettiriyorsa, sağlık alanında ihtiyaç varsa ve iğne yapmasını bilmeyen doktor değil de gerçek doktorlar yetiştirilebilecekse açılır. Kısacası, gençlerimizin onda biri ancak okuyabiliyor diye değil, hastalarımızın ancak onda biri tedavi edilebiliyor diye açılabilir. Başbakan'ın ifadesi ise sadece iş bulmaya, bölgeye ve oya yöneliktir.

700 üniversite lâzım

HESAP hatası var, on gencimizden bir tanesini okutabiliyorsak ve hepsini okutmak istiyorsak o zaman da açılacak olan üç tıp fakültesinin sözü bile olamaz. Olamaz zira, yetmişaltı üniversiteyle ancak onda birini okutabiliyorsak tamamı için yediyüz üniversite bile yetmez. Hiçbir devletin de yediyüz üniversitesi olmaz olamaz da. Ama Başbakan'ın bu sözünü ciddi zanneden gençler, yediyüz üniversite açılmasını isteyebilirler, başka partiler de bu sözü verebilirler. Buna benzer şeyleri görmedik mi? Sorumlu kişiler sorumluluklarını bilerek konuşmalıdırlar. Üniversite enflasyonu, üniversiteye sahibi olmak değildir. Profesör enflasyonu, ilim adamı çokluğu olmadığı gibi. Bunlar tam aksine, ilim gibi ciddiyet isteyen, ufuk isteyen bir sahada ciddiyetsizlik ve dar görüşlülüğün hakim olduğunun belirtisi olabilir. Nitekim bu konu da tamamen böyledir.

Büyük antropolog?etnolog merhum Profesör Mümtaz Turhan, 1960'lı senelerde Türkiye'nin çağı yakalayabilmesi için yirmibin birinci sınıf ilim adamına ihtiyacı bulunduğunu söylemişti. O günden başlansaydı bugün bu rakamın üzerine çıkılabilirdi. Önce, profesörle birinci sınıf ilim adamı farkını bilmek gerek. Sayın Başbakan'ın böyle bir derdi ve ufku olmadığı ayan beyan ortada. O sadece gençlere diploma vermek ve onlardan oy almak istiyor. Yoksa bir nevi kabadayılıkmış gibi gösterdiği ısrarının mantıkî bir temeli de yok, oy dışında hesabı da. Gençler ve ihtiyarlar dahil millete de faydası yok.  Gerekli şartlara bakmadan açılan üniversiteler ülkedeki akademik unvan sahiplerinin sayısını artırırır ama ilmi seviyesini de biraz daha düşürür.
 
Ergun Göze/ Tercüman
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100