06 Mart 2006 Pazartesi 00:00
211 Okunma
Tekstil'de nasıl çöktük?
Türkiye'nin tekstil devlerinden, yurtdışı bağlantıları güçlü bir işadamının kendi sektörü için söylemi bir vecize... ~|~


"Tekstil tıkanmıştır. Kendime yeni iş alanları için bir ölçütüm var... Çin ve Hindistan'ın giremeyeceği sektörlere yatırım yapacağım..."  Gerçekten girdiği yeni iş alanları, "lojistik" ve "arsa değerlendirme/inşaat..."
Bu ikisine de Çin ve Hindistan'ın girmesi hiç değilse uzun süre mümkün görünmüyor.
Tekstilcilerin yakınmalarını dinliyorum, okuyorum... Haklılar...
Ama... Ekonomide kartların yeniden dağıtıldığı oyunda "Biz eski kartlarla oynamak istiyoruz" ısrarını yansıttığı için "nostaljik" kalıyor.
Oyun masasında oyuncular değişti. Kartlar yeniden dağıtıldı.
Yeni bir oyun oynanıyor.
Tekstilde nereden nereye?
Türkiye'nin tekstildeki ilk rolü "pamuk" üretmekti.
Zenginlerimiz "pamuk ağalarıydı..."
Adana'nın, Ege'nin pamuk ağaları ekonominin aktörleriydi.
Cadillac otomobillerle Türkiye'yi onlar tanıştırdı.
Sabancı Grubu'nun kökü de pamuktur.
Sonra pamuğu işleyen çırçır tesisleri ile sanayiye ilk adımlar atıldı.
Fakat...
"Avrupa tarafından sömürüldüğümüz" konuşuluyor, yazılıyor, çiziliyordu.
İplik fabrikaları, bir sonraki aşama oldu.
Türkiye, iplik üreten ve ihraç eden bir ülke oldu.
Ardından katma değeri daha yüksek olan dokuma, boyama geldi.
Ve nihayet konfeksiyon ihracatı başladı.
Tekstil uzun süre Türkiye'nin parlayan yıldızıydı.
Pazar Çin ve Hindistan'a gitti
Ancak... Avrupa'nın pek çok ülkesi artık tekstil sektörünü hantal, maliyeti yüksek ve katma değeri az olarak gördü, bu alandan çekildi.Avrupa tekstilinde, sadece "marka" olabilenler kaldı.
Markalar hem kendileri ürettiler hem Türkiye de dahil diğer ülkelere "fason" üretim yaptırdılar. Üzerine kendi etiketlerini koydular.
Türkiye tekstili, ne yazık ki küresel çapta markalar yaratamadı. Kalitesi yüksek ürünlerini şöhret haline getiremedi.
Şimdi fason imalatını da çok daha düşük maliyetle pazara giren Çin'e ve Hindistan'a bırakmakta.
Hatta iç piyasasını da özellikle Çin ürünlerine kaptırmakta.
Bu yıkıcı rekabet karşısında keşke KDV indirimleri ve diğer teşvikler bu sektöre "protein" etkisi yapabilse...
Ancak Çin ve Hint rekabeti, tsunami dalgaları gibi geliyor. Direnmek çok güç.
Yüzbinlerce
işsiz gündemde
O nedenledir ki, tekstilciler başka alanlara kayıyorlar.
Elbette çok zorlu bir süreç bu.
Yüz binlerce yeni işsiz demek.
Devletin planlama örgütü, "tekstilde kriz planlaması ve uygulaması" ile devreye girmelidir.
Tekstilcilere yeni üretim stratejileri ve pazarları... Yeni yatırım alanları... Boşta kalan tekstil işçilerine başka üretim alanlarında beceri kazandırma ve küçük boyutlu işler kurma katkıları gereklidir.
Çin ve Hint rekabetinden başka alanlara kaymak ve onlardan korunmak hadisenin bir boyutu...
Öte yandan Çin ve Hint modellerinden Türkiye için uygulanabilecek örnekler çıkarmak da önemli.
Bu ikinci boyutta örneğin Çin'in tekstilde ucuz üretimin daha üst basamaklarına tırmanarak moda dünyasına iz bırakacak modellerle markalar yaratma sürecine girdiği de görülmeli.
Çin tarihi ve binlerce yıllık sanatından esinlenerek stilize edilmiş modern Çin konfeksiyonu oluşmakta.
Yerkürenin büyük moda haftalarında bu ürünler görülmeye başladı.
Hint ekonomisi ise bilgisayar teknolojisi öncülüğünde bir yelpaze gibi tüm sektörlere açılıyor.
Vasıflı insan kaynakları Hindistan mucizesinin motoru...
Her iki ülkede de sanat, kültür derinliği ve eğitim, başarının kimyası.
Batı'da AB'ye tam üye olmak koşulları da, Doğu'da Çin ve Hindistan'la yarışmak da "kültür ve eğitim imbiğinde damıtılmayı, inceliklerden süzülmeyi ve demlenmiş olmayı" gerektiriyor.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100