24 Eylül 2005 Cumartesi 00:00
183 Okunma
Truva atları sadece tahtadan yapılmaz
Sivil Toplum Örgütleri son zamanlarda atağa kalktı? Perde arkasında kim vardır, dersiniz? Hüseyin Mümtaz, Giresun Işık gazetesindeki yazısında bu sorunun cevabını veriyor. ~|~

Bazen, hâttâ oldukça sık STÖ (Sivil Toplum Örgütü) suretinde ve normal insan kılığında da arzı endâm ederler. Aramıza karışır, sizin bizim gibi dolaşır, yer, içerler. Büyüklerimize de tribünlere oynamak istediklerinde ve fırsat düştükçe 'görüşmek', fikir alışverişinde bulunmak, onlardan bahsetmek olanağı sağlamış olurlar.
Erdoğan, Gül ve Babacan 3 Ekim sürecinde çok önemli bir yer alacağını düşündükleri 'Sivil Toplumla' geçtiğimiz günlerde bir AB Buluşması gerçekleştirdi.

Hükümet onlara güveniyor
Erdoğan, Avrupa halklarındaki olumsuz yaklaşım tarzının STK'ların çalışmalarıyla değişeceğini ve STÖ'lerin desteği olmadan müzakere sürecinin topal ilerleyeceğini belirtirken; Gül, "Çok daha esnek bir yapı oluşturmak niyetindeyiz. İlgili oldukları konulara tam katılımlarını sağlayacağız" diyerek STÖ'lerin desteğiyle, Türkiye'nin dünyanın "Sessiz devrim" dediği bir değişim geçirdiğini kaydetti. Babacan da "Türkiye'nin üyeliği için AB'de kamuoyu desteği güçlü tutulmalı. Bu da sivil toplum kuruluşlarının AB perspektifini sahiplenmesine bağlı. AB, bir Türkiye projesidir. Bundan sonraki süreçte STÖ'lerle Türkiye hakkında önyargıları düzeltmek için yoğunlaşacağız" dedi.

İşte o STK'lar
Toplantıya "TOBB, TÜSİAD, İktisadi Kalkınma Vakfı, HAK ? İŞ, DİSK, TÜRK ? İŞ, TİM, TZOB, TESEV, Türk Demokrasi Vakfı, TESK, TBB, Kamu ? Sen, KESK, TÜGİAD, İŞHAD, Memur ? Sen, TİSK, YASET, Türkiye Sakatlar Federasyonu, TMOBB, İnsan Hakları Vakfı, İstanbul Kültür Vakfı, Tema Vakfı, Mazlum ? Der, KAGİ ?DER, Televizyon Yayıncıları Derneği, AB ? Türkiye İşbirliği Derneği, Türkiye ? Avrupa Vakfı, KA ?DER, Türkiye ? AB Derneği, Türkiye İnsan Hakları Derneği, Türk Tanıtma Vakfı, Gönüllü Teşekküller Vakfı, Tüm Tüketicileri Koruma Derneği, MÜSİAD, Arı Harekâtı, Kadının El Emeğini Değerlendirme Derneği, Başkent Kadın Platformu, Marmara İş Hayatı Derneği, AB İçin Kadın İnisiyatifi Kurulu, Uçan Süpürge, Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği, Gazeteciler Cemiyeti, Yerel Televizyonlar Birliği, TİKAD, Tarih Vakfı, Ensar Vakfı, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı, TESKOMP" gibi STÖ'ler katıldı. Bu isimleri bir kenara yazın.

Herkesin görevi vardır
Batman'ın "göstericiler tarafından Kürdistan" olarak ilân edilmesinin üzerinden ancak 15 gün geçtikten sonra komutanlarla beraber doğu ve güneydoğuya giden Genelkurmay Başkanı da konuya müdahil oldu ve Elazığ'dan geldiği Diyarbakır'da dedi ki; "Bir mekanizmada, bir sistemde bütün unsurlar üzerine düşen görevi yapmalıdır. Türk Silahlı Kuvvetleri, hükümet, sokaktaki halk, esnaf, vali herkes, görevini tam olarak yaparsa o işler çok daha başarılı gider. Bir saatin çarkları gibi. Eğer bütün çarklar görevini düzgün yaparsa doğru zamanı görmek mümkün olur. Dolayısıyla sadece sivil toplum kuruluşları değil, sokakta yürüyen halk dahil hepimizin üzerine düşen görevler vardır. Sivil toplum kuruluşları görevini yapıyor veya yapmıyor yargısına varmak istemiyorum. Çok iyi yapanlar var, yapamayanlar var, yanlış yapanlar var".
Ve yine bizim 'takdirimiz'e bıraktı;
"Onun takdirini sivil toplum kuruluşları liderlerine ve değerli halkımızın takdirine bırakıyorum. Ama zannediyorum her olaydan herkes ders alıyor. Bu dersler sonunda her şey çok daha iyiye gidecektir. Kötümser olmaya hiç gerek yok. Üzüntülü olaylar yaşanmıştır ama yine de yaşanabilir. Ama elele, gönül gönüle verirsek bu problemlerin hiç biri kalmaz."
Peki daha düne kadar adlarını bile duymadığımız, ne işe yaradıklarını bir türlü bilmediğimiz, varlıklarından haberdar olmadığımız bu STÖ aşkı nereden çıktı?

STÖ'lerin arkasında AB var
Bizim için hiç sürpriz olmadı ey okuyucu..
Meraklısı hatırlayacaktır; 7 Ekim 2004 günkü yazımızda, "'6 Ekim İlerleme Raporu''ndaki şu bölüme dikkati çekmiştik: (CUMHURİYETİN EN UZUN ALTI AYI. Hüseyin MÜMTAZ. Kum Saati yayıncılık. Aralık 2004. Sayfa. 294)
Sonuç Ve Öneriler, 4, 5, 6 ve 7'inci Maddeler.
7'inci maddenin ilk paragrafı:
"Üçüncü sacayağı ise AB üyesi ülkeler ile Türkiye halklarını bir araya getirmek için güçlendirilmiş siyasi ve kültürel diyalog geliştirilmesine dayanmakta. Bu diyalogda sivil toplum en önemli rolü üstlenmeli ve bunun düzenlenmesi de AB tarafından yapılmalı. Komisyon bu diyalogun nasıl desteklenmesi gerektiğine ilişkin teklifler sunacak."
Yâni ey okuyucu her şey tıkırında ve rayında yürüyor.
Talimatlara göre hareket ediliyor.
Komisyon, bu diyalogun nasıl desteklenmesi gerektiğine ilişkin teklifler sunmuş ki?
Bu teklifler ilgililer tarafından kabul edilmiş ki ''görüşmeler'' yürüyor.
Yukarıdaki maddeyi bir kere daha okuyun..
Sivil Toplum neyi üstlenecek?
Güçlendirilmiş siyasi ve kültürel diyalogun geliştirilmesine.
Bunu kim düzenleyecek?
Düzenleme AB tarafından yapılacak.
Peki 'diyalog' kimler arasında olacak, Sivil Toplum kimle kimin arasını bulacak? AB üyesi ülkeler ile Türkiye halklarının arasını..
Yâni ey okuyucu bir tarafta AB üyesi ülkeler; öbür tarafta muhatap olarak Türkiye yok..
Ya ne var?
"Türkiye halkları?"
Yâni ülkesi ve milleti ile bölünmüş, parçalanmış, moleküllerine ayrıştırılmış bir Türkiye var.
Büyüklerimizin STÖ'lerle toplantılar yapıp, görüş alış verişinde bulunmasına, fikir beyan etmelerine hâlâ şaşırıyor musunuz?

Bu toplantılar önemli
Cumartesi günü Boğaziçi'nde; Brüksel'deki Kürt Konferansı ile eş zamanlı olarak Ermeni Konferansı toplanıyor.
Bir grup STÖ de buna tavır koyuyor.
Perşembe günü de 123 STÖ milletvekillerine bir yazı göndererek 'Milli Duruş' sergilemelerini istedi. Bu iki grup STÖ; 'vatanseverler, kuvvvacılar ve tam bağımsızlıkçılar'.
Da bir şey dikkatimi çekti.
Hem Erdoğan?Gül?Babacan görüşmesine; hem de Ermeni protestosuna ve milletvekillerine çağrı yapanlara katılmayan kurum, dernek ve kuruluşlar var. Meselâ Türk Ocağı; Ermeni Protestosuna neden katılmaz?
Milletvekillerine gönderilen yazının altında Vakfın var da derneğin neden imzası yok? Erdoğan'la yapılan toplantıya, iktidara yakınlığımız ortaya çıkmasın diye katılmadı anladık. Diğerlerine de iktidara ayıp olmasın diye mi iştirak etmedi.  Sadece bir örnek. Önemli olmayabilir ama soralım dedik.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121