09 Ocak 2011 Pazar 00:00
769 Okunma
Tüketim rahmet ve berekettir


BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "Tüketim ve üretim ikilisinin at başı devreye girdiği bir ekonomide herkesin bir eli yağda, bir eli balda olur. Onun için tüketim rahmettir, berekettir" dedi.
~|~

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye ekonomisi üzerine çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Devletin senyoraj hakkını kullanmasının önemi üzerinde duran BTP Genel Başkanı, "Üretiminiz karşılığında milli para devreye girmezse üretilen ürünler alıcı bulamaz" dedi. Milli Ekonomi Modeli'nde ifade edilen 'tüketmek kaynaktır' sözünün ne anlama geldiğini de açıklayan Prof. Dr. Haydar Baş, "Tüketim ve üretim ikilisinin at başı devreye girdiği ekonominin adı, büyüyen ekonomidir" dedi.

Para milli olmazsa cepte durmaz

Üretimin karşılığında milli paranın basılmaması durumunda rafları dolduran malların alıcı bulmayacağını dile getiren Prof. Dr. Haydar Baş, "Ben milletin kazancını paraya çevirip yine millete vereceğim" diye konuştu. BTP Genel Başkanı, şunları söyledi: "Arkadaşlar eğer siz üretimin karşılığında milli paranızı devreye koymazsanız, şu anda olduğu gibi dükkânlar ağzına kadar mal dolu ama vatandaşın cebinde para yok. Gidiyorsunuz, vitrinlere bakıyorsunuz, hoşunuza gidiyor, ayakkabıya bakıyorsun hoşuna gidiyor. Gömleğe, eteğe bakıyorsun hepsi hoşuna gidiyor. Ama cep boş. Niye? Devlet o kazandığını karşılığında parayı basıp senin cebine koymadı da ondan. Ben milletin cebine para koyacağım. Bu parayı havadan alıp vermeyeceğim. Milletin kazancını paraya çevireceğim ondan sonra yine millete vereceğim. Kısmet olursa artık bu fakirlikmiş, yoklukmuş bunlar inşallah tarihe karışacak."

Tüketici kesimin kıymeti bilinmeli

Milli Ekonomi Modeli'nde "Tüketmek kaynaktır" ifadesinin ne anlama geldiğini açıklayan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, şunları söyledi: "Çok basit mantıkla bunu izah edeyim. 1000 kişinin pazara gittiğini düşünelim. Hiçbirinin cebinde para yok. Bir kuruşluk mal alamadılar. Cebinde para olmayan bu 1000 kişi isterse 10 bin kişi olsun, pazarda satış yapan vatandaş bir kuruş kazanabilir mi? Kazanamaz. Bir de şöyle düşünsek; Bu pazara giden 1000 kişinin her birinin cebinde en az 1000'er lira para olduğunu varsayalım. Pazara gittiler ve ceplerindeki paranın hepsini harcadılar. Bu pazarda satış yapan esnaf para kazanabilir mi? Kazanır. Şimdi bunu genişletelim. Pazardaki esnaf ne yaptı? Malını sattı. Bir sattı, iki sattı, üç sattı, beş sattı. Nereden alacak bu malı? Bu malı üreten merkezden alacak. Niye alacak? Çünkü tüketen güçlü. Tüketicinin cebinde para olduğu için esnaf malını rahatlıkla satabiliyor. Tüketici sağlıklı bir şekilde tüketim görevini yerine getirebildiği için satıcı daha fazla mal alacak, üretici de dün bir tane satıyordu şimdi üç tane satabildiği için daha fazla üretecek. Bu örnekten de anlaşılacağı gibi ne kadar fazla tüketirsek üretim de o kadar artar."

Tüketim ve üretim devredeyse ekonomi büyür

Konuşmasını "tüketimde meydana gelen artışlar üretimi de artıracaktır" şeklinde sürdüren Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "tüketim ve üretim ikilisinin at başı devreye girdiği bir ekonomide herkesin bir eli yağda olur bir eli balda" dedi. BTP Genel Başkanı Prof. Baş şunları söyledi: "Tüketim arttığı zaman üretim devreye girer. Yani hem tüketiyorsun hem de üretiyorsun. Tüketim ve üretim ikilisinin at başı devreye girdiği ekonominin adı, büyüyen ekonomidir. Böyle bir ekonomide herkesin bir eli yağda olur bir eli balda? Dün bir çift ayakkabı satan esnaf kardeşim tüketim devreye girdiği için 10 çift satacağından bir çift ayakkabı imalatı yapabilmek için 1 kişi çalıştırıyorsa 10 çift ayakkabı üretebilmek için 10 kişi çalıştırması gerekecek. Dediğim anlaşıldı mı? O zaman bütün üretim dallarında en az bire on genişleme olacak. Piyasadaki tüketim tam olduğunda demek ki herkesin işi de olacak. O zaman üretici de bayram yapacak esnaf da memur da işçi de emekli de bayram yapacak. Allah nasip ederse bu denklem kurulduktan sonra herkes 'tüketim meğer en büyük kaynakmış' diyecek."

Tüketim değer katar

Türkiye'de piyasaya sunulan paranın bir yılda ortalama olarak 16 defa el değiştirdiğini söyledi. Sosyal devlet projeleriyle vatandaşın cebine konulan her kuruş devlete fazlasıyla geri döneceğini söyleyen Prof. Dr. Baş şöyle konuştu: "Tüketmeniz için ben devlet olarak 1000 lira para verdim. Bu para bir yılda ortalama 16 kez piyasada dolaşır. 1000 lirayı 16 ile çarparsak ne eder, 16 bin lira. 16 bin liradan yüzde 30 katma değer üretildiğini varsayarsak 4 bin 800 lira devletin geliri olacaktır. Ben size başta ne vermiştim? 1000 lira verdim. Sonunda devlet olarak kaç para aldım? 4 bin 800 lira. Şimdi tüketim benim elimdeki değeri artırdı mı, eksildi mi? Artırdı değil mi? Onun için tüketim rahmettir, berekettir. Zekât verirsin malın artar öyle değil mi? İşte bunun mantığı ve formülü budur."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121