30 Mart 2012 Cuma 11:24
1975 Okunma
Türk ekonomisine ABD darbesi

RECEP BAHAR - İSTANBUL

Başbakan Erdoğan ile ABD Başkanı Obama, hafta başında Güney Kore\'nin başkenti Seul\'de bir araya geldiğinde \"Türkiye ile ABD arasında model ortaklığın\" olduğu görüşünü tekrarladılar. ABD, 1954 yılından bu yana Adana İncirlik\'te \'üs\'lenmesine, son olarak Malatya Kürecik\'e radar üssü kurmasına rağmen, sıradan vatandaşımızdan Cumhurbaşkanı\'na Türk milletine tümüne vize uyguluyor. Oysa aynı ABD İsrail, Japonya ve Avrupa Birliği ülkelerinin vatandaşlarını vize almaya mecbur etmiyor! Dahası ABD; Çin, Rusya, Suriye ve İran vatandaşlarına ve diplomatlarına vize konusunda Türkiye ile benzer muamele gösteriyor!

Türk mallarına kota uyguluyor

ABD, 2011 yılında Türkiye\'nin dış ticaret açığı verdiği ülkeler arasında Rusya ve Çin\'den sonra üçüncü sırada yer aldı. Geçen yıl ülkemizden ABD\'ye yapılan ihracat yüzde 22.2 artışla 4 milyar 596.9 milyon dolara yükselirken, ithalat yüzde 30.2 artışla 16 milyar 34 milyon dolar oldu. Türkiye\'nin ABD\'ye verdiği dış ticaret açığı 2010 yılına göre yüzde 33.7 artarak 11 milyar 437.1 milyon dolara ulaştı! Bütün bu verilere rağmen ABD, Türk tekstilinin yanı sıra Türk çeliğinin ve makarnasının sınırlarından içeri girmesini engelliyor. Türk tekstiline kota ve gümrük vergisi uygulayan ABD, Türkiye\'nin makarna ihracatına da geçit vermiyor! Türk halkına ve Türkiye\'nin ürettiği mallara karşı \"gaddarca bir tutum takınan\" ABD, ülkemizin İran ve Suriye ile ticaretine de değişik engeller çıkartıyor.

AKP Hükümeti\'nin \"ABD dış politikasına paralel dış politika izleme\" yaklaşımı nedeniyle Suriye ile diplomatik ilişkilerimizin yanı sıra ekonomik ilişkilerimiz de ağır darbe aldı. Bunun sonucu olarak Türkiye'nin ihracat için daha önemli bir pazar haline gelen Ortadoğu ile gelişen ticari ilişkileri üzerinde gölgeler belirmeye başladı. Suriye ve İran ile ticaretimiz sekteye uğradı. Suriye ile köprülerin atılması Türkiye\'nin Ürdün başta olmak üzere Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerine yönelik ihracatını olumsuz yönde etkiliyor.

Ortadoğu\'ya açılan kapı çatladı

İsyan hareketinden önceki süreçte Suriye, Ankara için ekonomik açıdan Ortadoğu'ya açılan bir kapı konumundaydı. Çok değil daha Haziran 2010\'da Lübnan, Ürdün, Türkiye ve Suriye arasında \'Şamgen\' ya da \'Levant Dörtlüsü\' adı altında bir Gümrük Birliği kurulması gündemdeydi. Ancak hafta başında Başbakan Erdoğan'ın Güney Kore'de açıkladığı Şam'daki Türkiye Büyükelçiliği faaliyetinin durdurulması kararı, Suriye'ye müdahalenin bir göstergesi olarak algılandı.

Euro bölgesindeki krizin derinleşmesinden sonra Türk ihracatı için daha önemli bir pazar haline gelen Ortadoğu'da gelişen ticari ilişkiler üzerinde de tehditler belirdi. Özellikle Suriye'de iç çatışmaların şiddetinin giderek tırmanmasıyla ticaret durma noktasına geldi. Türkiye\'den Irak'a 2011'de toplam ihracatta yüzde 6\'lık payla 8.2 milyar dolarlık ihracat gerçekleşti. Ekonomi Bakanlığı'nın verilerine göre Türkiye'nin Suriye'ye ihracatında 2011 yılında bir yıl öncesine göre 1 milyar 845 milyon dolardan 1 milyar 611 dolara gerileyerek yüzde 13 düşüş yaşandı. İthalattaki düşüş ise 663 milyon dolardan 524 milyon dolara gerileyerek yüzde 20'nin üzerinde düşüş görüldü. Geçen yıl genelindeki düşüş sonrası 2012 başından bu yana da Suriye ile ticaret gerilemeye devam etti. Yılın ilk ayında ihracatta 108 milyon dolardan 68 milyon dolara, ithalatta da 31 milyon dolardan 8 milyon dolara geriledi. Aylık bazda ihracattaki düşüş yüzde 37'yi bulurken, ithalattaki gerileme yüzde 62'lere geldi!

İran ile ticarette ABD gölgesi

Öte yandan haklı olarak nükleer programında ısrar etmesi nedeniyle dünya gündeminden düşmeyen İran'la Türkiye arasında son yıllarda hareketlenen ticaret, ABD'nin artan baskıları ve yaptırımları nedeniyle sekteye uğramaya başladı. 2011'de ülkeyle 16 milyar dolara ulaşan ticaret rakamlarının 5 yıl içinde 30 milyar dolara ulaşması bekleniyordu. Ancak gerek yetkililere, gerekse ülkeyle ticaret yapan şirketlere göre başta para transferi olmak üzere yaşanan sorunlar, bu hedefi ciddi tehlikeye sokuyor. İran\'la ticaret yapan şirketler bu ülkeden para transfer etmekte zorlanıyor.

AB, Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu'nun İran'a ilişkin yaptırım kararlarını kendi mevzuatına uyumlu hale getirerek uygulamaya başladı. Bu ülkeye en geniş yaptırım uygulayan ABD ise son olarak tarihinde olmadığı kadar kararlı bir tutumla 31 Aralık 2011'de bir yasa çıkardı. Yasa ile İran finansal sistemini, İran Merkez Bankası'nı ve İran petrol ticaretini de konu alan yeni yaptırımlar uygulamaya koydu. Ayrıca uluslararası bankacılık işlemlerinde aracılık eden Belçika merkezli kilit kuruluş SWIFT'in yaptırım uygulanan İran banka ve finans kuruluşlarına hizmet vermeyi kesmesi İran finansal sistemini uluslararası sistemle bağlantısını koparacak önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Öte yandan ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarında Türkiye'nin aleyhine çifte standart uygulamaya başlaması tepki alıyor. Japonya ve 10 Avrupa Birliği ülkesine İran'dan petrol alımlarını azalttıkları gerekçesiyle finansal yaptırımlardan muafiyet kararı alan ABD, Türkiye, Çin, Hindistan ve Güney Kore'yi muafiyet dışı bıraktı!

Para transferi ana sorun

Beş yıldır İran'da kurdukları İran ortaklı şirket üzerinden bu ülkede ticaret yapan Sarar'ın ev tekstili markası SarEv'in Genel Müdürü Erdal Deniz ise son bir yıla kadar oldukça gelişen bir pazar olduğunu belirterek, yaşadıkları en önemli sorunu şöyle anlatıyor: “Satışın gerçekleşmesi, dağıtımı, tahsilat gibi konularda sorun yaşamıyorduk. Ancak son bir yıl içinde finansal yönden ciddi sıkıntılar var. Dolar bazlı çalışıyorduk, özellikle paranın transferleri konusunda sıkıntıları tavan yapmış durumda.” Deniz, ayrıca son 3.5 aydır para transfer edemediklerini, ihracatın durduğunu ve şu anda para transferi konusunun en öne çıkan sorun olduğunun altını çiziyor.

İran'da Razi Petrokimya adlı gübre fabrikası kuran Gübretaş'ın eski Genel Müdürü Mehmet Koca da “2023'teki ticaret hedefine bölge ülkelerini göz ardı ederek ulaşamayız” diyor.

 Öte yandan, son 10 yıldır Arap ülkeleriyle Türkiye arasında artan ticareti rakamlarda da açıkça görülüyor. Türkiye'nin 2000 yılında 6.5 milyar dolar olan Arap ülkeleriyle toplam ticareti 2011 yılına gelindiğinde 35 milyar dolara yaklaştı. Bu ivme sadece ticarette değil, turistik ziyaretlerde de kendini gösterdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, 2009 yılında Türkiye'ye 912 bin Arap turist gelirken, Mavi Marmara olayı, Erdoğan'ın bölgede artan popülaritesi ve Türk dizilerinin etkisiyle 2011 sonunda bu rakam 1 milyon 400 bine ulaştı. Ayrıca Ekonomi Bakanlığı Sözleşmelerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Müge Varol'un verdiği bilgilere göre dünya genelinde 205 milyar dolarlık iş yapan Türk müteahhitler, sadece Arap ülkelerinde 84 milyar dolarlık 1979 projeyi tamamladı. Kriz yılı olmasına rağmen 2011'in ilk 11 ayına ait veriler bölgedeki 10 ülkeye yapılan ihracatın yükseldiğini, 7 ülkede ise dramatik olmayan düşüşler yaşandığını ortaya koyuyor. Buna göre Fas, Irak, İran, Katar, Lübnan, Mısır, Suudi Arabistan, Tunus, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne ihracat arttı.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100